Skip to content Skip to navigation

Antarktika Günlükleri VI

Dr. Bülent Gözcelioğlu
12/04/2016 - 16:48

Türk ekibinin Antarktika’daki bilimsel çalışmaları deniz üzerinde devam ediyor. Kıtayı Güney Okyanusu çevreliyor. Okyanuslarda fitoplankton denen ve bitkiler gibi fotosentez yapan tek hücreli canlılar yaşar. Gözle görülemeyen bu organizmalar aslında yeryüzünün en önemli canlıları. Çünkü tükettiğimiz oksijenin, daha doğrusu dünyadaki tüm oksijenin %50’den fazlasını fitoplankton üretir. Ayrıca denizlerdeki besin zincirinin ilk halkasını oluştururlar. Bunun yanı sıra zooplankton denen mikroskobik canlılar da aynı ekosistemde yer alıyor. Bu canlılar fitoplankton ve daha küçük zooplankton ile beslenerek besin zincirinin üst basamaklarındaki hayvanlara yani balıklara, deniz kuşlarına ve deniz memelilerine besin sağlarlar. Ilıman denizlerin aksine kutup denizlerinde besin zinciri çok daha kısadır. Kril denilen küçük karides benzeri bir tür; bu soğuk sularda yaşayan penguenler, foklar, balinalar, balıklar, deniz kuşları gibi çoğu canlının tek besinini oluşturur.

Peki, planktonlar ile ilgili araştırmalar nasıl yapılıyor? Ekipte bu konu üzerinde çalışan araştırmacımız Doç. Dr. İzzet Noyan Yılmaz. Dr. Yılmaz, Antarktika’da Galindez Adası çevresinde plankton örneklemeleri yaptı.

Fitoplankton ve zooplankton için farklı örnekleme yöntemleri kullanılıyor. Fitoplankton daha küçük olduğu için iki farklı yöntemle örnekleme yapılıyor. İlk yöntem fitoplankton sayısını, daha doğrusu bolluğunu (birim hacimde yaşayan fitoplankton sayısı), diğeriyse tür çeşitliliğini belirlemeye yönelik. Fitoplankton sayısını ölçmek için 5 metre ile 20 metre gibi iki farklı derinlikten Niskin şişesi denilen bir örneklem cihazıyla deniz suyu alındı. Örneklerin çürümemesi ve mevcut fitoplankton türlerinin boyanıp ön plana çıkması için asidik lügol solüsyonu denilen bir kimyasal madde kullanıldı. Ekip Türkiye’ye döndükten sonra, laboratuvara getirilen örneklerin mikroskop altında fotoğrafları çekilecek ve fitoplankton sayısı belirlenecek. Tür çeşitliliği içinse daha fazla su örneğine ihtiyaç var. Bu örnekler de plankton kepçesi kullanılarak alındı. Fitoplankton için gözenek genişliği 30 mikrometre olan bir beze sahip plankton kepçesi kullanıldı. Yaklaşık 20 metre derinliğe indirilen kepçe yavaş yavaş yüzeye çekildi ve fitoplanktonlar bir kaba aktarıldı. Bu örnekler de aynı biçimde çürümemeleri için formaldehit adlı kimyasal madde ile korumaya alındı. Türlerin teşhisiyle ilgili çalışmalar Türkiye’deki laboratuvarlarda devam edecek.

Zooplanktonun da fitoplankton gibi tür çeşitliliği ve bolluğu araştırılıyor. Bunun için gözenek genişliği 200 mikrometre olan bir beze sahip plankton kepçesi kullanılıyor. Kepçenin ağzında, süzülen su miktarını gösteren ve akıölçer olarak adlandırılan bir cihaz var. Belirli bir derinliğe kadar sarkıtılan kepçe yavaş yavaş yüzeye çekiliyor. Bu arada suyun içindeki zooplankton kepçe içinde kalıyor. Yüzeye çekildikten sonra bir kaba alınarak çürümemeleri için koruma sıvısı ekleniyor. Bu sırada akıölçer üzerindeki değerler not ediliyor. Buradan kepçenin ne kadar su süzdüğü ortaya çıkıyor. Zooplankton ile çalışmalar yine Türkiye’deki laboratuvarlarda devam edecek ve aynı şekilde türleri teşhis edilecek ve sayıları belirlenecek.

Not: Zooplankton ve fitoplankton ifadelerine çoğul ekler getirilmiyor. Çünkü bu terimler zaten çoğul anlama sahip. Tekilleri -zooplankter ve fitoplankter- ise çok yaygın kullanılmıyor.

Fotoğraflar: Bülent Gözcelioğlu

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde çalışan Sahag Voskian ve Alan Hatton, havadaki karbondioksiti yakalamak için yeni bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntemin en önemli özelliği, havadaki karbondioksit derişimi ne kadar düşük olursa olsun başarılı olması.

Ekoloji / Çevre Bilim

İnsanların toprağı ekip biçmeyi öğrenmeleri, yerleşik hayata geçip gelişmiş uygarlıklar kurmalarına imkân sağladı. Bu devrim niteliğinde bir değişimdi. Sonraki yıllarda insanların beslenme ihtiyacını karşılamak için tarımsal verimin artırılması amacıyla farklı yöntemler geliştirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Tırmanma; yürüme, koşma ve sıçrama gibi insanların hareketle ilgili en temel becerileri arasında yer alır. Aslında tırmanma becerisini hayatımızın çoğu alanında kullanırız. Örneğin evlerde ayaklı merdivenlere, parklarda demir çubuklara, bahçede ağaçlara veya spor salonlarında halatlara tırmanırız.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde eylül ayında objektiflerinizi çevrenizdeki tarihî mekânlara odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #TarihîMekânlar etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Bir grup araştırmacının Science’ta yayımladıkları bir makaleye göre, iklim değişikliğiyle savaşmanın en iyi yolu ağaç dikmek olabilir. Çünkü ağaçlar fotosentez sırasında atmosferdeki karbondioksiti tüketirken oksijen ve besin üretiyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İspanya Castilla-La Mancha Üniversitesinden bir grup araştırmacı iklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın ortalama sıcaklığı arttıkça İber Yarımadası’ndaki ağaç eşek arılarının vücut ve kanat büyüklüklerinin azaldığı belirlendi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Otuzun üzerinde mikrobiyolog yakın zamanlarda Nature Reviews Microbiology’de bir makale yayımladı. Bilim insanları, küresel iklim değişikliği ile ilgili çalışmalarda mikroorganizmaların dikkate alınmamasının büyük bir hata olduğunu söylüyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Denizde yüzenler için en tehlikeli doğal olgulardan biri çeken akıntı. Her yıl çok sayıda insan çeken akıntı nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde özellikle Karadeniz kıyılarında ortaya çıkan çeken akıntı nedir, nasıl fark edilir, çeken akıntıya kapılan yüzücüler ne yapmalıdır?

Ekoloji / Çevre Bilim

Sanayi tesislerinde, taşıtlarda, ev ve iş yerlerinde enerji elde etmek için çoğunlukla kömür, doğal gaz ve petrol gibi fosil yakıtlar kullanıyoruz. Fosil yakıtların yakılması sonucu ise atmosfere sera gazları salınıyor. Atmosferdeki karbondioksit (CO2), metan (CH4), diazot monoksit (N2O) ve ozon (O3) gazları da sera etkisine önemli katkıda bulunur.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yakın zamanlarda yapılan bir araştırma, Afrika orman filleri nedeniyle zarar gören ormanlardaki ağaçların zaman içinde gövdelerinin daha çok genişlediğini ve genel olarak kök, dal, yaprak ve tohumlarının daha çok büyüdüğünü gösteriyor.