Skip to content Skip to navigation

Antarktika Günlükleri X

Dr. Bülent Gözcelioğlu
18/04/2016 - 16:41

Antarktika, dünya üzerinde canlılar için en zorlu şartların olduğu yerlerin başında geliyor. Penguenler, balinalar, foklar ve deniz kuşlarından bazı türler bu zorlu koşullara uyum sağlamış durumda. İnsanoğlu ise teknoloji ve bilim ile Antarktika’da varlığını sürdürebiliyor; kışın 1000, yazın ise 4000 kişi kıtada çalışma yapabiliyor. Antarktika araştırmalarına katılabilmek için ön koşul, hem bedenen hem de zihnen zinde ve sağlıklı olmak. Burada görev yapan araştırmacıların olası bir sağlık sorununda kısıtlı imkânlarla tedavi edilme durumunu da göze alması gerekiyor. İnsanın Antarktika gibi zorlayıcı bir ortama bedensel ve zihinsel olarak uyum sağlayıp sağlayamaması başlı başına bir araştırma konusu. Ekibimizde Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Birol Çotuk da uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yürütüyor. Bu araştırma seferi sırasında da Antarktika coğrafyasını yakından gözlemleyen Prof. Çotuk veriler topladı ve değerlendirmeler yaptı. Bunlardan bazılarını özetleyelim.

Antarktika’da bilimsel çalışmalar sırasında ya da araştırma istasyonunda iken oluşabilecek sağlık sorunlarının büyük çoğunluğunu kıtada tedavi etme zorunluluğu var. Helikopterin ya da uçağın olması herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaştığınızda hemen nakledilebileceğiniz anlamına gelmiyor. Çünkü bu araçlar ancak belli hava şartlarında kalkış ve iniş yapabiliyorlar. Diğer bir seçenek olan gemi ise en yakın kara parçasına hava şartlarının en uygun olduğu durumda dahi 3-4 günlük bir sürede ulaşılabilmesini sağlıyor. Bunun yanı sıra kıtadaki bazı araştırma istasyonları yılın birkaç ayı boyunca dışarıya tamamen kapanıyor. Örneğin Ukraynalıların araştırma istasyonuna bir sonraki gemi 2017’nin Ocak ayında gelecek. Bu yüzden istasyonda tele-tıp ve telematik tıp denilen uzaktan elektronik haberleşme ve bilişim teknolojilerini kullanarak tıbbi yardım ile sağlık hizmeti verilmesi ve bu hizmetin geliştirilmesi konuları hayli önemli. Örneğin 1999 yılı Antarktika kışının ortasında, ulaşımın imkânsız olduğu bir dönemde, istasyonun doktoru kendisinde bir meme tümörü keşfetti. İstasyondaki imkânlarla biyopsi yapıldı, hücrelerin mikroskobik görüntüleri uzmanlara iletildi, uzaktan teşhis konuldu ve gerekli tıbbi malzemeler istasyona havadan atıldı.

Antarktika denilince insan vücudunun soğuk havaya fizyolojik olarak uyum sağlaması akla gelen ilk tıp araştırma konusu. Ancak işin bir de başka yönü var. Sosyal olarak yalıtılmış ve dış dünya ile iletişimin hayli kısıtlı olduğu bu ortamda insan vücudunda psikolojik ve buna bağlı fizyolojik değişimlerin olması da kaçınılmaz. Ayrıca gün ışığı, sıcaklık değerleri vb. mevsimsel değişikliklerin etkilerini de göz önüne bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle kıtada, uzun Antarktika gecelerinde uyku-uyanıklık ritmi, uykuyla bağlantılı hormon olan melatonin salımı vb. konuları ile ilgili araştırmalar da yapılıyor.

Antarktika gibi zorlu koşullara sahip bir yerde görev yapmak için seçilecek kişilerin sosyal olarak yalıtılmış bir ortamda nasıl davranışlar sergileyecekleri, yalıtımın kişisel ve takım performansını nasıl etkileyeceği, olumsuz gelişmeler ile baş etme yöntemleri öncelikle araştırılması gereken konular. Monoton yaşam koşulları ve uykuda düzensizlik ciddi psikolojik sorunlara neden olabilir. Buna bağlı olarak kişilerde kaygı ve depresyon görülebilir. Antarktika’da kişilerin birbirinden “kaçma” şansı yok, gerginlik durumlarında bile bir arada yaşama ve çalışma zorunluluğu var. Bu tür istenmeyen psikolojik tepkilerin grup yaşantısını ve performansını da olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. Benzer durumlar Antarktika istasyonlarında daha önce gözlenmiş. Bu bağlamda kültür ve cinsiyet çatışmaları önem kazanabilir ve takım çalışması sonlandırılabilir. Bunlar aynı zamanda uzay yaşam bilimleri araştırma konuları. Antarktika’daki araştırma istasyonları uzun süreli uzay yolculukları için bir model olarak da kullanılıyor. Bu konuyu başka bir günlükte daha detaylı olarak ele alacağız. Prof. Çotuk’a göre tüm bunlar ve daha fazlası ülkemizde özellikle üniversite-sanayi işbirliği ve Ar-Ge için önemli fırsatlar sunabilir.

Fotoğraflar: Dr. Bülent Gözcelioğlu

Fotoğraflar: Dr. Bülent Gözcelioğlu
Fotoğraflar: Dr. Bülent Gözcelioğlu

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvanlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #HayvanDesenleri etiketini eklemeyi unutmayın.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler güneş enerjisini fotosentez süreciyle kimyasal enerjiye dönüştürür. Cambridge Üniversitesinden bir grup araştırmacı güneş enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan sentez gazı üreten yapay bir yaprak mekanizması geliştirdi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Arkeologlar, eski yerleşim bölgeleri ve kalıntılar üzerinde çalışmalar yaparak geçmiş dönemde yaşayan insanların hayat tarzları hakkında bilgi toplar. Bir grup arkeolog bu amaçla ABD’nin Philadelphia şehrinde bir nehir kenarında bulunan, 1850’lerden kalma bir konağın önündeki çamur yığınındaki atıkları inceledi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde çalışan Sahag Voskian ve Alan Hatton, havadaki karbondioksiti yakalamak için yeni bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntemin en önemli özelliği, havadaki karbondioksit derişimi ne kadar düşük olursa olsun başarılı olması.

Ekoloji / Çevre Bilim

İnsanların toprağı ekip biçmeyi öğrenmeleri, yerleşik hayata geçip gelişmiş uygarlıklar kurmalarına imkân sağladı. Bu devrim niteliğinde bir değişimdi. Sonraki yıllarda insanların beslenme ihtiyacını karşılamak için tarımsal verimin artırılması amacıyla farklı yöntemler geliştirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Tırmanma; yürüme, koşma ve sıçrama gibi insanların hareketle ilgili en temel becerileri arasında yer alır. Aslında tırmanma becerisini hayatımızın çoğu alanında kullanırız. Örneğin evlerde ayaklı merdivenlere, parklarda demir çubuklara, bahçede ağaçlara veya spor salonlarında halatlara tırmanırız.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde eylül ayında objektiflerinizi çevrenizdeki tarihî mekânlara odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #TarihîMekânlar etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Bir grup araştırmacının Science’ta yayımladıkları bir makaleye göre, iklim değişikliğiyle savaşmanın en iyi yolu ağaç dikmek olabilir. Çünkü ağaçlar fotosentez sırasında atmosferdeki karbondioksiti tüketirken oksijen ve besin üretiyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İspanya Castilla-La Mancha Üniversitesinden bir grup araştırmacı iklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın ortalama sıcaklığı arttıkça İber Yarımadası’ndaki ağaç eşek arılarının vücut ve kanat büyüklüklerinin azaldığı belirlendi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Otuzun üzerinde mikrobiyolog yakın zamanlarda Nature Reviews Microbiology’de bir makale yayımladı. Bilim insanları, küresel iklim değişikliği ile ilgili çalışmalarda mikroorganizmaların dikkate alınmamasının büyük bir hata olduğunu söylüyor.