Skip to content Skip to navigation

Antarktika Günlükleri XIII

Dr. Bülent Gözcelioğlu
12/05/2016 - 10:58

Antarktika günlüklerinde 2016 Türk Antarktika Bilim Seferi’ne katılan araştırmacılarımıza da yer verelim istedik. Bu nedenle günlüklerin on üçüncüsünü tüm araştırmacılarımıza ve sefer boyunca yaptıkları çalışmalara ayırdık. Araştırmaların sonuçlarıyla ilgili elimize ulaşan ayrıntılı bilgileri sonraki günlüklerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Prof. Dr. Bayram Öztürk (İstanbul Üniversitesi)

İklim değişikliğinin Antarktika’daki deniz canlıları üzerindeki etkisini araştırdı. Bunun için kıtadaki yabancı türlerle ilgili örnekleme yaptı. Özellikle denizanaları, denizyıldızları ve yumuşakça türlerinden örnek aldı. Örnekleri Türkiye’ye getiren Prof. Öztürk laboratuvarda teşhislerini yapacak ve türlerin mide içeriğine bakacak. Bir canlının besin zincirinde nerede yer aldığı mide içeriğine bakılarak belirlenebiliyor.

Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek - Özgün Oktar (İstanbul Teknik Üniversitesi)

Antarktika’daki deniz buzlarının kalınlığını, dağılımını ve karakteristik özelliklerini incelediler. Deniz buzlarının altına tutunan algler kıtada besin zincirinin ilk basamağı olan krillerle beslenir. Deniz buzları farklı beslenme ve üreme alanları oluşturmaları açısından özellikle deniz memelileri olmak üzere tüm deniz canlıları için çok önemlidir. Ayrıca Dünya’ya gelen güneş ışınlarını en iyi şekilde atmosfere yansıtan deniz buzlarının küresel iklim değişikliğinde önemli bir rolü vardır. Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek ile birlikte “Uydu ve Yersel Yöntemlerle Deniz Buzu Gözlemi ve İleriye Yönelik Tahmin Yapma” isimli bir Avrupa Birliği projesinde (h2020) çalışan Kaptan Özgün Oktar, deniz buzlarının dağılımının gemi rotalarına etkisi ve kıtada araştırma yapabilecek bir Türk araştırma gemisinin taşıması gereken özellikler üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.

Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül (Kocaeli Üniversitesi)

Galindez Adası açıklarında farklı derinliklerden deniz dibi yüzey sedimenti (tortul tabaka) ve balık örnekleri aldı. Alınan örneklerde pestisitler başta olmak üzere kalıcı organik ve inorganik kirleticilerin analizi yapılacak. Son yıllarda giderek artan dünya nüfusuna ve sanayileşmeye bağlı olarak çeşitlenen kimyasallar, atmosfer yoluyla çok uzak mesafelere taşınabiliyor. Bu taşınmanın mekanizması ve çevreye verebileceği olası zararlarla ilgili araştırmalar sınırlı sayıda. O nedenle bu araştırma ile insan yerleşiminden çok uzakta olan Antarktika’ya kirleticilerin ulaşıp ulaşmadığı ve ekosisteme zarar verip vermediği üzerine çalışmalar yapılacak.

Prof. Dr. Şamil Aktaş (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi)

İlk Türk Antarktika Bilim Seferi öncesinde sefere katılacak araştırmacılar için “Ulusal Sağlık Muayenesi Standardı” oluşturdu. Bu standartlara göre sefere katılacakların sağlık muayenelerini yaptı. Bu muayene verileri İstanbul Tıp Fakültesi’nde muhafaza edilerek ileride yapılacak çalışmalara temel teşkil edecek. Sefer boyunca ekipte önemli bir sağlık sorunu oluşmadı.

Prof. Dr. Birol Çotuk (Marmara Üniversitesi)

Antarktika’nın zorlayıcı çevre koşullarında otonom ve merkezi sinir sistemi fizyolojik uyum süreçlerinin izlenmesi, strese bağlı olumsuz gelişmelerin önlenmesi açısından önemlidir. Bu amaçla bazı ölçümler yapan Prof. Çotuk otonom sinir sistemini izlemek için KHD’yi (kalp hızı değişkenliği), merkezi sinir sistemini izlemek için de EEG’yi (elektroensefalografi) kullandı. Bu çalışmayla Antarktika’da kısa süreli kalışlarda kıtaya uyum sağlama sürecinde ortaya çıkan otonom ve merkezi sinir sistemi verileri ilk kez eş zamanlı olarak değerlendirildi.

Doç. Dr. M. Gökhan Halıcı  (Erciyes Üniversitesi)

Bir çeşit mantar olan likenler dünyanın en zorlu koşullarında yaşayabilirler. Likenler küresel ısınmadan en hızlı etkilenen organizmalar oldukları için yayılış alanlarını periyodik olarak belirlemek önemlidir. Dünyanın en zorlu yaşam alanlarından olan Antarktika’daki vejetasyonunun baskın organizmaları olan likenleri incelemek için kıtaya gelen Dr. Halıcı, Galindez Adası’ndan 60 liken türü topladı. Dr. Halıcı, Antarktika’da daha önce keşfedilemeyen ya da bilim dünyası için yeni olan liken türlerini belirlemeyi hedefliyor.

Doç. Dr. İzzet Noyan Yılmaz (İstanbul Üniversitesi) ve Dr. Sinan Mavruk (Çukurova Üniversitesi)

Antarktika’nın zorlayıcı çevre şartlarının en temel göstergelerinden olan plankton dağılımına ve zenginliğine yönelik örnekler topladılar. Bu kapsamda ilk olarak denizlerdeki üretimin ilk halkası olan fitoplankton dağılımının anlaşılmasına yönelik incelemeler yaptılar. Ardından zooplanktonla ilgili çalışmalar gerçekleştirdiler. Besin zincirinin ılıman bölgelere oranla daha kısa olduğu kutup denizlerinde zooplankton ve özellikle krill çok büyük önem taşıyor. Krill; balıklardan penguenlere, deniz kuşlarından balinalara çoğu canlının temel besinini teşkil ediyor ve aynı zamanda larvasının deniz buzuna olan bağı nedeniyle iklim değişikliğinin tehdit ettiği türlerin başında geliyor. Bu nedenle zooplankton çalışmalarında krill ve bu grubun yerini alan jelatinimsi türlerin dağılımı öncelikli olarak ele alındı. Toplanan zooplankton örnekleri içinde balık yumurtalarının ve larvalarının da bulunup bulunmadığı incelenecek. Bu yolla bölgede dağılım gösteren balık türlerinin biyoçeşitliliğinin yanı sıra üreme alanları ve üreme zamanlarıyla ilgili olarak da önemli bilgilere ulaşılabilecek.

Doç. Dr. M. Akif Sarıkaya (İstanbul Teknik Üniversitesi)

Daha önceden buzullarla kaplı yerlerde açığa çıkan kayaç parçalarının izini sürdü. Bu kayaçlardan buzulların ne zaman gerilemeye başladığı, bir diğer ifadeyle iklim değişikliklerinin hızı ve zamanı tespit edilebiliyor. Bu amaçla Dr. Sarıkaya, Galindez Adası’ndan on kayaç örneği aldı. Örnekler geçmişteki iklim değişikliklerinin Antarktika’yı nasıl etkilediğini belirlemeye yönelik çalışmalarda kullanılacak. Böylece gelecekteki iklim değişikliklerinin büyüklüğü ve hangi bölgeleri nasıl etkileyebileceği belirlenecek.

Yrd. Doç. Dr. Arda M. Tonay (İstanbul Üniversitesi)

Batı Antarktika Yarımadası’nda deniz memelisi popülasyonlarının dağılımını tespit etmeye yönelik çalışmalar yaptı. Bu bölge deniz memelisi türleri açısından hayli zengin; yaklaşık 20 tür balina, yunus ve yüzgeçayaklılar gözlenebiliyor. Çalışmalar sırasında nesli tehlike altındaki kambur balinalar ve mink balinalarının sayıları kaydedildi.

M. İdil Öz (Çanakkale Üniversitesi)

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’ndan gelen öğretim görevlisi M. İdil Öz, balık biyolojisi üzerine çalışıyor. Antarktika’da sıcaklığı -2oC’ye kadar düşen sularda yaşayabilen balıkları incelemek üzere sefere katıldı. Bölgeden örnekler alan M. İdil Öz analizleri Türkiye’de yapacak.

Dr. Bülent Gözcelioğlu (TÜBİTAK)

Araştırma seferinde iki görev üstlendi. İlki bilim iletişimi ile ilgili. Türk Antarktika Bilim Seferi boyunca tüm araştırmacıların yaptıkları çalışmaları fotoğraf ve video olarak kayıt altına aldı. Sefer boyunca yapılan bilimsel araştırmaların tamamını gemiden günlük olarak yollayıp TÜBİTAK’ın elektronik popüler bilim dergisi Bilim Genç’te “Antarktika Günlükleri” adıyla yayınladı. İkinci görevi biyoçeşitlilik ve deniz omurgasızları ile ilgili. Antarktika’daki araştırmaları sırasında iki deniz alginin yanı sıra farklı iki bölgeden 20 metre ve 40 metre derinliklerden dip sedimentleri ve endemik likenler üzerinde yaşayan mantarlardan ve bakterilerden örnekler aldı. Ayrıca sefer boyunca yapılan bilimsel çalışmaları içeren popüler bir bilim kitabı hazırlıyor.

Fotoğraflar: Dr. Bülent Gözcelioğlu

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvanlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #HayvanDesenleri etiketini eklemeyi unutmayın.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler güneş enerjisini fotosentez süreciyle kimyasal enerjiye dönüştürür. Cambridge Üniversitesinden bir grup araştırmacı güneş enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan sentez gazı üreten yapay bir yaprak mekanizması geliştirdi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Arkeologlar, eski yerleşim bölgeleri ve kalıntılar üzerinde çalışmalar yaparak geçmiş dönemde yaşayan insanların hayat tarzları hakkında bilgi toplar. Bir grup arkeolog bu amaçla ABD’nin Philadelphia şehrinde bir nehir kenarında bulunan, 1850’lerden kalma bir konağın önündeki çamur yığınındaki atıkları inceledi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde çalışan Sahag Voskian ve Alan Hatton, havadaki karbondioksiti yakalamak için yeni bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntemin en önemli özelliği, havadaki karbondioksit derişimi ne kadar düşük olursa olsun başarılı olması.

Ekoloji / Çevre Bilim

İnsanların toprağı ekip biçmeyi öğrenmeleri, yerleşik hayata geçip gelişmiş uygarlıklar kurmalarına imkân sağladı. Bu devrim niteliğinde bir değişimdi. Sonraki yıllarda insanların beslenme ihtiyacını karşılamak için tarımsal verimin artırılması amacıyla farklı yöntemler geliştirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Tırmanma; yürüme, koşma ve sıçrama gibi insanların hareketle ilgili en temel becerileri arasında yer alır. Aslında tırmanma becerisini hayatımızın çoğu alanında kullanırız. Örneğin evlerde ayaklı merdivenlere, parklarda demir çubuklara, bahçede ağaçlara veya spor salonlarında halatlara tırmanırız.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde eylül ayında objektiflerinizi çevrenizdeki tarihî mekânlara odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #TarihîMekânlar etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Bir grup araştırmacının Science’ta yayımladıkları bir makaleye göre, iklim değişikliğiyle savaşmanın en iyi yolu ağaç dikmek olabilir. Çünkü ağaçlar fotosentez sırasında atmosferdeki karbondioksiti tüketirken oksijen ve besin üretiyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İspanya Castilla-La Mancha Üniversitesinden bir grup araştırmacı iklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın ortalama sıcaklığı arttıkça İber Yarımadası’ndaki ağaç eşek arılarının vücut ve kanat büyüklüklerinin azaldığı belirlendi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Otuzun üzerinde mikrobiyolog yakın zamanlarda Nature Reviews Microbiology’de bir makale yayımladı. Bilim insanları, küresel iklim değişikliği ile ilgili çalışmalarda mikroorganizmaların dikkate alınmamasının büyük bir hata olduğunu söylüyor.