Skip to content Skip to navigation

Arkeolojik Eserlerin Görüntülenmesinde Kullanılan Yeni Bir Yöntem: RTI

Aykan Akçay - Betül Gürel
27/04/2019 - 09:08

Arkeolojik kazılarda keşfedilen eserler, binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılıyor. Bulunan eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler (yazıt bilimi epigrafi olarak isimlendirilir) için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Aykan Akçay - Betül Gürel (Phaselis Araştırmaları) - Phaselis Antik Kenti’nde yüzeyleri aşınmış halde bulunan yazıtlı bloklar

Arkeolojik eserlerin belgelenmesi sırasında genellikle yerinde gözlem, çizim ve fotoğraflama yöntemleri kullanılır. Ancak doğal sebeplerle veya insan kaynaklı etkiler nedeniyle bozulmalara uğrayan arkeolojik eserlerin değerlendirilmesinde bu yöntemler yetersiz kalabiliyor. Araştırmacılar bu zorlukları aşmak için dijital görüntülemeye dayalı yöntemler kullanabiliyor. Bunlardan biri de yansıtma dönüşümlü görüntüleme (reflectance transformation imaging, RTI) yöntemi. Bu yöntem sayesinde aşınmış eserlerin yüzeyinde gözle görülemeyen detaylar ortaya çıkarılabiliyor.

Aykan Akçay - Betül Gürel (Phaselis Araştırmaları) - Yüzeyi mantar ve likenle kaplı bir lahit (mezar) teknesinin fotoğrafı (sol üst kısım) ve RTI görüntüsü (sağ alt kısım) arasındaki fark

RTI yönteminde kameranın konumu sabit tutulurken arkeolojik eserlerin yüzeyi farklı açılardan aydınlatılarak bir dizi fotoğraf çekilir. Ayrıca eserin yanına yuvarlak küreler yerleştirilerek ışığın fotoğraf çekimi sırasında hangi açıdan geldiği belirlenir.

Aykan Akçay - Betül Gürel (Phaselis Araştırmaları) - RTI görüntüleme yönteminde kayıt kurulumunu gösteren bir sahne örneği. Yazıt yüzeyi farklı konumlara yerleştirilen ışık kaynakları sayesinde farklı açılardan aydınlatılıyor.

RTI yönteminde her bir fotoğraf karesinde eserin yüzeyine farklı açılardan gelen ışık yüzeyden yansıdığında, ışığın hangi açıyla kameraya geldiği (yani aydınlanma ve gölgelenme verileri) RTI yazılımı ile hesaplanıyor. Bu verilerden elde edilen yansıtma değerleri kullanılarak yüzeyin üç boyutlu modeli oluşturulabiliyor.

Aykan Akçay - Betül Gürel (Phaselis Araştırmaları) - Bir yüzeye çarpan ışık yüzeyden yansıdığında, gelen ışığın yüzey normali ile arasındaki açı (yani ışığın gelme açısı) yansıyan ışığın yüzey normali ile arasındaki açıya (yani yansıma açısı) eşittir. Yüzey normali bir yüzeye dik olan doğrultudur.

Üretilen RTI modeli kullanılarak bilgisayar üzerinde sanal ışık yardımıyla arkeolojik eserlerin yüzeyleri istenilen açıdan aydınlatılabiliyor. Bu sayede eserlerin yüzeyindeki her bir nokta tamamen aydınlatılabiliyor.

Antalya’nın Kemer ilçesi yakınlarında bulunan Phaselis Antik Kenti’nde araştırmacılar arkeolojik eserlerin ve yazıtların incelenmesine yönelik çalışmalarda RTI yöntemini kullanıyor.

Phaselis Araştırmaları - Phaselis Antik Kenti’nin havadan çekilmiş bir fotoğrafı

Phaselis, günümüzden yaklaşık 2600 yıl önce deniz kenarında kurulan bir liman kentidir. Phaselis Antik Kenti’nde bulunan arkeolojik eserlerin çoğu nem, deniz tuzu ve rüzgâr gibi çeşitli doğal etkiler nedeniyle aşınmış. Bu nedenle eserlerin yüzeyindeki detayları çıplak gözle görebilmek hayli zor. RTI gibi dijital görüntüleme yöntemleri bilim insanlarının hem işlerini kolaylaştırıyor hem de daha doğru sonuçlar elde etmelerine yardımcı oluyor. Phaselis Antik Kenti’nde 2012’den beri yürütülen arkeolojik araştırmalarda son beş yıldır lahitler (mezar), yazıtlar (yazıların kazındığı blok taşlar) ve küçük objeler üzerinde RTI yöntemi uygulanıyor.

Phaselis Antik Kenti’nde bulunan bir yazıta ait RTI analizi görüntüleri

Çalışmalardan elde edilen veriler arkeoloji bilimi için önemli sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Geçmişte üzerinde çalışmalar yürütülmüş arkeolojik eserler RTI yöntemi ile yeniden görüntülendiğinde, daha önce görülemeyen veya yanlış yorumlanan detaylara dair yeni bilgiler açığa çıkabiliyor.

Teknoloji temelli görüntüleme yöntemleri arkeolojik araştırmalarda gün geçtikçe daha yaygın kullanılıyor. Bu sayede yüzeyleri aşınmış arkeolojik eserler daha doğru değerlendirilebiliyor.

Kaynaklar:

Yazarlar Hakkında:
Aykan Akçay
Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Araştırma Görevlisi
 
Betül Gürel
Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Araştırma Görevlisi

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.

Yerbilimleri

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir b

Yerbilimleri

Bilinen en eski soyut çizim Güney Afrika’daki Bolombos Mağarası’nda keşfedildi. Günümüzden 70.000 yıl öncesine tarihlendirilen aşı boyalı figür, daha önceleri bilinen en eski soyut çizimden 30.000 yıl daha eski.

Yerbilimleri

Yazar ve fotoğrafçı Anthony Murphy, İrlanda’daki Boyne Vadisi’nin yakınındaki arkeolojik bölgede binlerce yıldır gizli kalmış antik bir yapı keşfetti. Murphy, bölgeyi döner kanatlı insansız hava aracı (drone) ile görüntüledi.