Skip to content Skip to navigation

Çileğin DNA’sını Çıkaralım

Dr. Tuba Sarıgül
27/02/2018 - 15:15

Deneyler köşesinin yeni etkinliğinde evde kolaylıkla bulabileceğimiz malzemelerle çileğin DNA’sını açığa çıkararak, DNA’nın ipliksi yapısını gözlemliyoruz.

 

Bilmekte fayda var!

DNA yani deoksiribonükleik asit nerdeyse bütün organizmalarda bulunur. Canlılarda kalıtsal bilgiyi taşıyan molekül olan DNA, aynı zamanda vücudumuzdaki proteinlerin nasıl üretileceği bilgisini içeren bir “tarif kitabı” gibidir. DNA, ökaryot hücrelerde hücre çekirdeğinin içinde bulunur.

DNA, iki zincirin birbirine bağlanmasıyla oluşmuş sarmal şekilde bir moleküldür. DNA’nın sarmal yapısı dönen bir merdivene benzetilebilir.

DNA, nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin birbirine bağlanması sonucu oluşur. Her bir nükleotid birimi şeker, fosfat grubu ve azotlu baz içerir. Şeker ve fosfat grubu DNA’nın iskeletini oluşturur. Azot içeren bazlar arasındaki hidrojen bağları ise iki DNA zincirinin birbirine bağlanmasını sağlar.

DNA’nın yapısı

DNA’nın yapısında dört çeşit baz vardır: adenin, timin, guanin ve sitozin. Adenin her zaman timin, guanin ise sadece sitozin bazı ile bağ oluşturur.

İnsan DNA’sında yaklaşık 3 milyar nükleotid çifti vardır. Her baz çiftinin yaklaşık 0,34 nanometre (1 nanometre metrenin milyarda biridir) uzunluğunda olduğu düşünülürse bir hücrenin çekirdeğindeki DNA’nın toplam uzunluğu yaklaşık 2 metredir.

DNA, mikro ölçekteki hücre çekirdeğinin içinde, histon adı verilen proteinlerin etrafına sıkıca sarılmış şekilde bulunur. Bu yapılar kromozom olarak isimlendirilir. İnsan hücrelerinde 23 çift kromozom bulunur.

Eksi yüklü DNA ile artı yüklü bir protein olan histon arasındaki elektriksel çekim kuvveti DNA’nın histon proteinine sıkıca bağlanmasını sağlar.

DNA’nın yapısı bütün canlılarda aynıdır. Ancak DNA’yı oluşturan nükleotidlerin sıralanma şekilleri her canlının kendine özgüdür.

 

Nelere ihtiyacımız var?

. Çilek

. Kolonya

. Su

. 2 adet temiz cam bardak

. Tuz

. Bulaşık deterjanı

. Süzgeç kâğıdı

. Kilitli naylon poşet

. Ataş

. Çay kaşığı

. Huni

 

 

 

Ne oldu?

Çileğin DNA’sını açığa çıkarmak için ilk olarak hücre ve çekirdek zarının parçalanarak DNA’nın çözeltiye karışması gerekir. Hazırladığımız su, deterjan ve tuz karışımındaki deterjanı bu amaçla kullandık.

Deterjan, bulaşıklardaki ya da kıyafetlerdeki kir moleküllerini yüzeylerden uzaklaştırarak temizlemesine benzer şekilde, temel olarak yağ moleküllerinden oluşan hücre ve çekirdek zarının yapısındaki yağ moleküllerini çözerek zarın parçalanmasını sağlar.

Utah Üniversitesi

DNA suda çözünebilir. Bu nedenle bir sonraki aşamada DNA’nın çözeltiden ayrılması gerekir.

Meyve püresine eklediğimiz karışımdaki tuz suda çözündüğünde artı yüklü sodyum (Na+) ve eksi yüklü klor (Cl-) iyonlarına ayrışır. Artı yüklü sodyum iyonları ile eksi yüklü DNA birbirlerini elektrostatik olarak çeker. Bu etkileşim nedeniyle DNA yüksüz hale gelir ve sudaki çözünürlüğü azalır. DNA molekülleri bir araya gelerek kümelenmeye başlar.

Kolonyanın içindeki etil alkol, sodyum iyonları ile DNA’nın etkileşime girmesini dolayısıyla DNA yumaklarının oluşmasını kolaylaştırır.

DNA molekülü çok ince bir molekül olduğu için (genişliği yaklaşık 2 nanometredir) çıplak gözle görülmesi mümkün değildir. Ancak moleküller bir araya gelip kümelendiklerinde kolayca fark edilebilirler.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.