Skip to content Skip to navigation

Çölleşmeye Karşı Büyük Yeşil Duvar Projesi

Nurulhude Baykal
02/07/2018 - 15:09

Büyük Yeşil Duvar, Afrika’nın bir ucundan diğerine uzanarak çölün güneye doğru ilerleyişini durduracak geniş bir ağaç hattı oluşturma projesidir.

Toprağı bir arada tutan şey bitkilerin kökleridir. Eğer bir merada hayvanlar aşırı otlatılırsa veya insanlar maden açmak ya da odun ihtiyaçlarını karşılamak için aşırı miktarda ağaç keserse, toprak rüzgâr ve suyun etkisine açık hale gelir ve yer değiştirir. Taşınan toprakların olduğu bölgeler çöle dönüşür. Bu sürece çölleşme denir. Çölleşme günümüzde dünya nüfusunun önemli bir bölümünü etkiliyor, tarım topraklarını verimsizleştiriyor, tarımı zorlaştırıyor ve yoksulluğa neden oluyor.

Çölleşmenin dünyadaki yayılımı

Afrika’nın iklimi ve bitki örtüsü

Kuzey Yarımküre’de ve Güney Yarımküre’de toprakları bulunan Afrika’nın orta bölümü Ekvator üzerinde yer alır. Bu nedenle Afrika kıtasında tropikal iklim, ılıman Akdeniz iklimi, çöl iklimi gibi farklı iklim türleri görülür.

Afrika’nın Ekvator’a yakın nemli bölgelerinde tropikal iklim ve yağmur ormanları görülür. Akdeniz’e kıyısı olan Afrika ülkelerinde kıyı şeridi boyunca ülkemizde de görülen Akdeniz iklimi hâkimdir. Kuzey ve Batı Afrika’nın iç kesimlerinde çöl iklimi görülür. Tropikal yağmur ormanları ile çöller arasındaki geçiş bölgelerinde seyrek ağaçlar ve geniş çayırlardan oluşan ve savana olarak isimlendirilen bitki örtüsü vardır. Kıtanın güney kesiminde de çöl iklimi hâkimdir. Okyanus kıyısındaki bölgeler ve alçak kesimlerde ise ılıman ve nemli bir ikliminin etkileri görülür.

Orta Afrika’da bulunan pek çok ülkede yağmur ormanları olmasına rağmen Kongo havzası dışında kalan bölgelerdeki ormanlık araziler, düzensiz ağaç kesimi ve kontrolsüz tarım alanlarının açılması yüzünden büyük ölçüde azalmıştır.

Küresel iklim değişiklikleri nedeniyle Sahra Çölü’ne komşu birçok Orta ve Batı Afrika ülkesinde yağış miktarı hayli azaldı. Buna bağlı olarak bitki örtüsü yok olmanın eşiğine geldi ve erozyon nedeniyle büyük oranda toprak kaybı yaşandı. Bu durumun devam etmesi halinde önümüzdeki 10 yıl içinde Afrika’nın elverişli tarım alanlarının yarısından fazlasının çöl kumları tarafından yutulacağı öngörülüyor.

Çölün güneye doğru ilerleyişini durdurmak amacıyla yürütülen Büyük Yeşil Duvar projesi ile Atlantik Okyanusu kıyısındaki Senegal’in başkenti Dakar’dan Hint Okyanusu kıyısındaki Cibuti’ye kadar, 11 ülkeden geçen ve yaklaşık 8000 kilometrelik uzunluğa ulaşacak bir bölgeye ağaç dikilmesi planlanıyor. Bu proje sayesinde çöl boyunca 15 kilometre genişliğinde bir orman kuşağı oluşturularak çölleşmenin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

 

1984-2016 yılları arasında çekilen uydu fotoğrafları, Cibuti çevresindeki bitki örtüsünün değişimini gösteriyor.

 

1984-2016 yılları arasında çekilen uydu fotoğrafları, Senegal çevresindeki bitki örtüsünün değişimini gösteriyor.

Girişimin hayata geçirildiği 2007 yılından beri bölgede kuraklıktan dolayı yoksulluk çeken, doğal kaynaklar için birbiriyle çatışan ve başka ülkelere göç etmek zorunda kalan halkın refah seviyesi yükseldi. Bölge halkına iş imkânı sağlayan proje, tarımın da gelişmesine katkı sağlayarak insanların yiyecek bulma endişesini azalttı. Dolayısıyla doğal kaynakların yetersizliğinden ötürü çıkan çatışmalar ve bunlardan kaçınmak için Avrupa’ya göç den insanların sayısı da azaldı.

Bölge ülkelerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ni imzalayan devletler de projeye destek sağlıyor. Tamamlanması yıllar sürecek bu projenin öncelikli amacı Sahra Çölü’nün yayılmasını önlemek olsa da beraberinde getirdiği sosyo-ekonomik katkılar Afrika’da büyük bir değişimin başkahramanı olduğunu gösteriyor.

 

Kaynaklar:

 

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Yeryüzünün %29’unu karalar, %71’ini de sulak alanlar oluşturur. Sulak alanların %97’si ise okyanuslardır. Bu kadar geniş bir alanı kaplayan okyanusların kirlenmesi özellikle son otuz yılı aşkın bir süredir deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Doğada karşılaştığımız olağanüstü güzellikteki bir manzarayı ölümsüzleştirmek için fotoğrafını çekmek isteriz. Bu nedenle doğa fotoğrafçılığı en sevilen fotoğraf konularından biridir. Biz de havaların ısınmaya başladığı ve doğa etkinliklerine daha fazla zaman ayırabileceğiniz nisan ayında objektiflerinizi çevrenizdeki etkileyici doğa manzaralarına odaklamanızı istiyoruz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Hava kirliliğine sebep olan birçok gaz vardır. Bu gazlar çoğunlukla kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yakılması, tarım ilaçları, şehirleşme sonucu artan katı atıklar ve volkanik aktiviteler sonucu doğaya salınır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Doğa yürüyüşüne çıkarken yanımıza alacağımız bir fotoğraf makinesi etkinliğimizin sadece o gün ile sınırlı kalmamasını, tanık olduğumuz güzel manzaraların hafızalarımızda uzun süre canlılığını korumasını sağlayabilir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Prof. Dr. Levent Kurnaz Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde küresel ısınmanın iklim olayları üzerindeki etkisini açıklıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Kışın yapılacak doğa etkinliklerinde yazın kullandığımız ekipmanlara bazı ilaveler yapmamız gerekir. Bunlardan en önemlileri termos, tozluk, güneş gözlüğü, eldiven ve başımızı korumak için bere veya kar maskesidir (balaklava).

Ekoloji / Çevre Bilim

Eskiden beri insanlar tarafından değerli bir mücevher olarak kullanılan doğal incilerin çoğunun kaynağı denizde yaşayan istiridyelerdir. İstiridyeler yumuşakçalar şubesinde yer alan, denizde yaşayan kabuklu canlılardır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Havaların soğumasıyla birlikte doğa kabuğuna çekilir ve yeryüzü -özellikle de yüksek kesimler- karla kaplanır. Bu durum kışın doğayı keşfedemeyeceğimiz anlamına gelmemeli. Kış mevsiminde de doğada yapabileceğimiz farklı etkinlikler var.

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika yolculuğumuzun üçüncüsü 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında 17 kişilik Türk araştırma ekibi Antarktika’ya doğru yola çıktı.

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Proceedings of The National Academy of Sciences (USA)’da yayımladığı sonuçlar, Antarktika’daki yıllık buz kütlesi kaybının 40 yıl öncesine göre altı kat arttığını gösteriyor.