Skip to content Skip to navigation

Depresyon Belirtilerini Ergenlik Süreciyle Karıştırmayın

Dr. M. Bünyamin Yıldırım
30/11/2019 - 16:29

Adını günlük yaşamda da sıkça duymaya başladığımız depresyon her yaştan insanı etkileyebiliyor. Yapılan araştırmalar son yıllarda depresyonun daha da yaygınlaştığını gösteriyor. Depresyonun görülme sıklığındaki artış ergenlerde ve genç yetişkinlerde diğer yaş gruplarına göre daha fazla. Örneğin İsveç’te 1997-2007 yılları arasında kaygı bozukluğu ve depresyon tedavisi alan gençlerin sayısı dört kart artmış. ABD’de 2005-2017 yılları arasında yapılan başka bir araştırmada ergenlerde görülen depresyonda yüzde 52’lik bir artış olduğu belirlenmiş.

Depresyon, duygudurum bozuklukları olarak isimlendirilen hastalık grubunun içindedir. Depresyon bilişsel işlevlerde kayıplara ve hayat kalitesinde düşüşe neden olduğu için toplum sağlığını etkileyen bir problem olarak kabul edilir.

ABD Sağlık Bakanlığı verilerine göre her beş gençten birinde ruhsal bir bozukluğa rastlanırken, her üç gençten biri depresyon belirtileri taşıyor. Ergenlerde depresyon teşhisinin konulması ise yetişkinlere göre daha zor çünkü ergenlikte doğal olarak görülen psikolojik değişimlerle depresyonun belirtileri birbirine benziyor.

Ergenlik fiziksel, bilişsel ve duygusal yönden hızlı ve belirgin değişimler geçirdiğimiz bir dönem. Gençlerde depresyonun temel belirtileri daha önce ilgi duyulan aktivitelerden artık keyif almama, mutsuzluk, sinirli ve gergin ruh hâli, aile ve arkadaşlarla anlaşmazlıklar, yeme ve uyku alışkanlıklarında değişiklikler, hâlsizlik, karamsarlık, umutsuz, suçlu veya değersiz hissetme, okul başarısında düşüş, motivasyon eksikliği, düşünme, odaklanma ve karar alma becerilerinde yaşanan sorunlardır. Ancak bu belirtiler ergenlik sürecinin doğal bir parçası olduğu düşüncesiyle ihmal edilebiliyor.

Son yıllarda depresyonun neden daha sık görülmeye başlandığının kesin bir cevabı yok. Ancak bu konuda uzmanların farklı görüşleri var. Bunların başında sosyal medyanın ve akıllı telefonların gençler tarafından yaygın olarak kullanılması geliyor. Aslında sosyal medya ya da akıllı telefonlar depresyonun doğrudan nedeni değil. Ancak bu ortamların, sosyal ilişkilerin doğrudan değil de bir ekran arkasından gerçekleşmesine neden olarak depresyona yol açabildiği düşünülüyor.

Gençlerde depresyonun daha yaygın görülmesinin başka bir nedeni de gelecek kaygısı olabilir. Bu dönemde hayatımızın geri kalanını etkileyen birçok sınava giriyoruz. Bu sınavlar gençler için önemli bir stres kaynağı. Ayrıca gelecekte de onları neyin beklediğini bilmemeleri de kaygı düzeyinin artmasına, dolayısıyla karamsarlığa ve depresif duygudurumlara neden olabiliyor.

Ailelerin ergenlik dönemindeki çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurması örneğin onları dinlemeleri ve onların fikirlerine değer vermeleri atılacak ilk adım. Ayrıca gençlerin ergenlik döneminde spor gibi bir hobi edinmeleri ve beslenmelerine özen göstermeleri hayli önemli. Örneğin yakın zamanda sonuçları Involvement in Sports, Hippocampal Volume, and Depressive Symptoms in Children dergisinde yayımlanan bir araştırmada, takım sporlarıyla uğraşan çocukların beyinlerindeki hipokampus bölgesinin hacminin daha büyük olduğu belirlendi. Depresyon hastalarında hipokampus bölgesinin hacminin küçüldüğü biliniyor. Yeni sonuçlar erken dönemde spor yapmanın beyin gelişimini olumlu yönde etkilediğini gösteriyor.

Gençlerde depresyon tedavisinde ilaçların yanı sıra psikoterapi olarak isimlendirilen konuşma terapisi yöntemleri kullanılabiliyor. Ergenlik döneminde tedavi edilmeyen depresyonun hayat boyu tekrarlama olasılığı ise hayli yüksek. Bu nedenle ergenlik döneminde bu belirtilerin özellikle öğretmenler ve aileler tarafından erkenden fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

Kaynaklar:

Yazar Hakkında:
Dr. M. Bünyamin Yıldırım
Küre İlçe Devlet Hastanesi 

 

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Boston Çocuk Hastanesinde çalışan Timothy Yu arkadaşları, kişiye özel bir tedavi geliştirdi. İlk bulgular, tedavinin olumlu sonuç verdiğini gösteriyor.

Tıp ve Sağlık

Hiç hata yapmamayı mı yoksa çok sayıda deneme ve yanılmadan sonra başarılı olmayı mı tercih edersiniz? Hata yapmak zaman zaman insanlar tarafından bir eksiklik olarak görülse de araştırmalar hata yapmanın öğrenmeyi olumlu etkilediğini gösteriyor.

Tıp ve Sağlık

Mutluluğumuzun nelere bağlı olduğu konusu tarih boyunca insanların ilgisini çekmiştir. 80 yıl süren araştırma mutluluğu belirleyen en önemli faktörün çevremizdeki insanlarla iyi ve olumlu ilişkiler kurmak olduğunu gösteriyor.

Tıp ve Sağlık

Geçtiğimiz on yılda elde edilen bulgular, kızamık aşısının sadece kızamık hastalığına karşı değil uzun vadede diğer hastalıklara karşı da koruma sağladığını göstermişti. Uluslararası bir araştırma grubunun yakın zamanlarda Science’ta yayımladıkları sonuçlar, bağışıklık sistemindeki hafıza kaybı hipotezinin doğru olduğuna işaret ediyor.

Tıp ve Sağlık

Çok yorgun olduğunuzu ve başınızı yastığa koyduğunuzu hayal edin. Tam uykuya dalacaksınız ama o da ne? Gök gürültüsünü andıran bir sesle yerinizden fırlıyorsunuz. Bu, yan odada uyuyan kardeşinizin horlama sesi. Horlamanın sadece horlayan kişinin yakınındaki kişileri olumsuz etkileyen bir durum olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak horlamadan en çok etkilenen horlayan kişinin kendisidir.

Tıp ve Sağlık

Eylemlerimizi yönlendiren iki faktör var: yapmamız gerekenler ve yapmayı istediklerimiz. Yemek yemek, uyumak gibi yapmak zorunda olduğumuz eylemler dışındakileri kendimiz yapmayı tercih ettiğimiz için gerçekleştiriyoruz. Peki, beynimiz buna nasıl karar veriyor?

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, omurgalı hayvanların görme algısında yer alan bir protein kompleksinin üç boyutlu yapısını atom ölçeğinde tespit etti.  Bu sayede spesifik olarak bu etkileşimleri hedef alan ilaçlar geliştirilebilir.

Tıp ve Sağlık

Siz de günlerin kısaldığı, havaların soğuduğu, Güneş’in daha geç doğup daha erken batmaya başladığı bu günlerde kendinizi daha mutsuz, enerjiniz d

Tıp ve Sağlık

İsveç’teki Karolinska Enstitüsünde yapılan bilimsel çalışmalar, insanların çoğunun yaşlandıkça kilo almasının sebebini ortaya çıkardı. Prof. Dr. Peter Arner ve arkadaşlarının Nature Medicine’de yayımladıkları sonuçlara göre yağ hücrelerindeki lipit döngüsü (yağların yakılma ve depolanma hızı) yaşlandıkça yavaşlıyor ve böylece daha kolay kilo alınıyor.

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne bu yıl hücrelerin oksijen seviyesini algılaması ve farklı oksijen seviyelerine uyum sağlaması ile ilgili çalışmaları nedeniyle William G. Kaelin, Peter J. Ratcliffe ve Gregg L. Semenza layık görüldü.