Skip to content Skip to navigation

DNA Tabanlı İletken Nanoteller

Dr. Mahir E. Ocak
16/11/2016 - 17:27

Günümüzde elektronik devre elemanlarını üretmek için üst-alt yaklaşımı kullanılıyor. Küçük ölçekteki parçalar, büyük ölçekteki malzemelerin kesilip şekillendirilmesiyle elde ediliyor. Bu yöntemle virüslerden bile daha küçük transistörler üretmek mümkün. Ancak geleneksel üst-alt yaklaşımı günümüzde fiziksel sınırları zorluyor. Bu yüzden pek çok araştırma grubu elektronik devre elemanlarını üretmek için alternatif yöntemler bulmaya çalışıyor.

Üzerine çalışmalar yapılan yöntemlerden biri, devre elemanlarının kendiliğinden bir araya gelen küçük moleküller tarafından alt-üst yaklaşımıyla sentezlenmesi. Helmholtz-Zentrum Dresden-Rossendorf (HZDR) ve Padeborn üniversitelerinde çalışan bir grup araştırmacı, yakın zamanlarda bu konuda çok önemli bir başarıya imza attı. Araştırmacılar, tek DNA iplikçiği yardımıyla bir araya gelen altın kaplı nanoteller üzerinden elektrik akımı iletmeyi başardı. Dr. Bezu Teschome ve arkadaşlarının Prof. Dr. Artur Erbe önderliğinde yaptığı çalışmanın sonuçları Langmuir’de yayımlandı.

Genetik malzemeler, elektrik akımını iyi iletmez. Ancak üretilen nanotellerin altın parçacıklarla kaplanması iletkenliğin artmasını sağlıyor. Araştırmacılar geliştirdikleri yeni yöntemle ürettikleri DNA tabanlı nanotelleri büyük elektrotlar arasına yerleştirerek malzemenin iletkenliğiyle ilgili ölçümler yapmış. Sonuçlar, nanotellerin elektriği iletmeyi başardığını ve iletkenliğin ortam sıcaklığına bağlı olarak değiştiğini gösteriyor. Normal oda sıcaklığı altında tellerin iletkenliği iyi. Ancak ortam sıcaklığı düştüğünde iletkenlik de azalıyor. Araştırmacılar gelecekte altın nanoparçacıklar arasına iletken polimerler ekleyerek, ürettikleri malzemenin iletkenliğini artırmayı planlıyor.

İlgili İçerikler

Biyoloji

2017’de Madagaskar’da keşfettiği yeni çekirge türleri ile tanınan, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Ünal ile araştırmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

DNA yani deoksiribonükleik asit bütün canlı organizmaların hücrelerinde bulunan ve canlının tüm genetik özelliklerini taşıyan moleküldür. DNA ikili sarmal yapıdadır. Yani DNA’nın yapısında birbirine dolanmış şekilde iki zincir bulunur.

Biyoloji

Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü tarafından düzenlenen 7. BioForm etkinliği, 27-29 Kasım tarihleri arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Elektrik-Elektronik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor.

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.