Skip to content Skip to navigation

Dünya’nın Dönüş Hızı ile Büyük Depremler Arasında Bağlantı Olabilir

Dr. Tuba Sarıgül
18/10/2018 - 17:26

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyor.

Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları depremlerin hangi sıklıkla gerçekleştiğini belirleyebilmek için 1900-2017 yılları arasındaki, büyüklüğü 7‘nin üzerinde olan depremlerin sayısını ve gerçekleştikleri tarihleri analiz etti. Sonuçlar büyük depremlerin bazı zaman aralıklarında yoğunlaştığını bazı zaman aralıklarında ise ortalamadan daha seyrek gerçekleştiğini gösteriyordu. Araştırmacılar aynı zamanda bu verilerden büyük depremlerin sayısının 32 yıllık zaman aralıklarında en yüksek noktaya ulaştığını belirledi.

Araştırmacılar başka bir sürecin büyük depremlerin belirli zaman aralıklarında sıklaşıp seyrekleşmesini etkileyip etkilemediğini anlamaya çalıştı. Sonuçta bu durumun Dünya’nın kendi etrafındaki dönüş hızında meydana gelen çok küçük değişimlerle bağlantılı olabileceğini belirlediler.

Dünya kendi etrafındaki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Bu süreyi bir gün olarak tanımlıyoruz. Ancak Dünya’nın kendi etrafındaki dönüş hızı sabit değildir, dolayısıyla bir günün uzunluğunda milisaniye ölçeğinde değişimler ortaya çıkabilir. Bu durumun nedeni Dünya’nın kütle dağılımındaki değişimlerdir. Hava olayları (örneğin rüzgârların yönündeki ve gücündeki değişimler), yer kabuğundaki levhaların hareket etmesi, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinin hareketi Dünya’nın kütle dağılımında geçici ya da kalıcı değişimlere neden olabilir.

Bu durumun neden Dünya’nın dönüş hızını etkilediği sorusu aklınıza gelebilir. Bu sorunun cevabı bir buz dansçısının kendi etrafında dönerken kollarını açarak ya da kendine doğru çekerek kendi etrafındaki dönüş hızını değiştirebilmesi ile aynıdır. Bu olgu fizikte açısal momentumun korunumu olarak isimlendirilir.

Geçmişte yapılan araştırmalarda Dünya’nın dönüş hızındaki değişimler nedeniyle bir günün uzunluğunun birkaç milisaniye uzayıp kısalabildiği anlaşılmıştı. Araştırmacılar büyük depremlerin sayısının en yüksek olduğu zaman aralıklarının bir günün uzunluğunda ortaya çıkan değişimlerin en yüksek olduğu zamanlarla uyumlu olduğunu fark etti. Bu sonuçlar büyük depremlerin kesin bir şekilde tahmin edilmesine imkân sağlamasa da ne zaman yoğunlaşabileceği hakkında bilgi verebilir.

 

Kaynak:

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.