Skip to content Skip to navigation

Dünya’yı Tehdit Eden Dev Gökcisimleri

Dr. Mahir E. Ocak
22/10/2018 - 14:22

Güneş Sistemi’ndeki dev gezegenlerin arasında dolaşan çok sayıda büyük gökcismi vardır. Centaur’lar olarak adlandırılan bu gökcisimlerinin Neptün’ün ötesinden geldiği düşünülüyor. Centaur’lar sıklıkla olmasa da zaman zaman Güneş Sistemi’nin içlerine doğru yönelirler. Bu yolculukların bazıları Güneş Sistemi’nin iç kısmındaki kayaç gezegenlerle (Merkür, Venüs, Dünya ve Mars) çarpışarak sonlanır. Bir Centaur’un Dünya’ya çarpması yeryüzündeki yaşam için büyük bir yıkımla sonuçlanabilir. Dolayısıyla Centaur’ların yörüngelerinin zamanla nasıl değiştiğinin anlaşılması yeryüzündeki yaşam için hayati önemdedir.

Viyana Üniversitesi’nde çalışan gökbilimciler Mattia Galiazzo ve Rudolf Dvorak, Centaur’ların yörüngelerinin uzun vadede nasıl değiştiğini incelemişler ve geçmişte Dünya’ya etkileriyle ilgili tahminler yapmışlar. Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımlanan sonuçlara göre, çapı yaklaşık 12 kilometre civarında olan Centaur’lar göz önüne alındığında, Dünya ile ortalama her 1,9 milyar yılda bir, Venüs ile ortalama her 2,1 milyar yılda bir çarpışma yaşanıyor. Bu çarpışma sıklığı, yörüngesi Mars ile Jüpiter arasında olan göktaşlarının Dünya’ya çarpma sıklığıyla karşılaştırıldığında çok küçük kalıyor. Ancak Centaur’lar Asteroit Kuşağı’ndaki göktaşlarıyla karşılaştırıldıklarında hem çok daha büyüktürler hem de çok daha hızlı hareket ederler. Çapı 1 kilometreden büyük Centaur’lar göz önüne alındığında çarpışma sıklığı Dünya için 14 milyon yılda bire, Venüs için 13 milyon yılda bire, Mars için 46 yılda bire düşüyor. Araştırmacıların hesaplarına göre Centaur’ların yaklaşık yarısı, Güneş Sistemi’nin iç bölgelerine girebilir ve yaklaşık %7’si bu bölgedeki kayaç gezegenlerle çarpışabilir. Centaur’ların çarpması sonucu oluşan kraterlerin çapı yüzlerce kilometreye ulaşabilir ancak günümüzde Centaur’lar hakkında bilinenler göz önüne alındığında büyük çoğunluğunun çapı 10 kilometreden daha küçük olacaktır.

Centaur’ların pek çoğu suya sahiptir. Bu yüzden Güneş Sistemi’nin iç kısımlarına girip ısındıkça kuyrukluyıldızlara dönüşebilirler. Daha da önemlisi taşıdıkları suyu çarpışmalar sırasında kayaç gezegenlere aktarırlar. Araştırmacıların hesaplarına göre son 3,8 milyar yıl içinde Centaur’ların Dünya’ya taşıdığı su miktarı Adriyatik Denizi’ndeki toplam su miktarıyla karşılaştırılabilecek düzeyde. Bu miktar Dünya’daki tüm suyun yaklaşık yüz binde birine denk geliyor. Centaur’ların gelecekte Mars’a taşıyacağı su, gezegeni daha sulak ve yaşama elverişli hale getirebilir.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Güneş benzeri yıldızlar, yakıtlarını tükettiklerinde patlayarak dış kabuklarını atar ve yıldızın etrafı gezegenimsi bulutsu adı verilen toz ve gaz bulutuyla çevrelenir. Geriye ise "beyaz cüce" olarak adlandırılan çekirdekleri kalır.

Gökbilim ve Uzay

1610 yılında Galileo Galilei’nin Johannes Kepler'e gönderdiği mesaj tam olarak bu yazının başlığındaki gibiydi: “smaismrmilmepoetaleumibunenugttau

Gökbilim ve Uzay

İki yüzün üzerinde araştırmacının yer aldığı uluslararası bir araştırma grubu, ilk kez bir karadeliği doğrudan görüntülemeyi başardı. Karadelik, Dünya’ya yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzaklıktaki Messier 87 ya da kısaca M87 olarak adlandırılan bir gökadanın merkezinde yer alıyor.

Gökbilim ve Uzay

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından gezegenin iç yapısını incelemek amacıyla Mars’a gönderilen InSight (Interior Exploration using Seismic Investigations, Geodesy and Heat Transport) uzay aracı 26 Kasım 2018’de gezegenin yüzeyine inmişti.

Gökbilim ve Uzay

Uzaya giden astronotlar çok sayıda bakteriyi de beraberlerinde götürürler. Bu bakterilerin büyük çoğunluğu zararsızdır. Ancak zamanla bu durum değişebilir. Uzaydaki koşullar yeryüzündekilerden çok farklıdır. 

Gökbilim ve Uzay

Nisan ayında Mars’ın Boğa Takımyıldızı’ndaki ilgi çekici yolculuğuna tanık olabilirsiniz. Mars ayın ilk günlerinde Ülker Yıldız Kümesi’nin (Yedi Kız Kardeş olarak da bilinir) yakınlarında görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Dünya’nın manyetik alanı, yeryüzünü Güneş’ten gelen zararlı ışınlardan koruyan bir kalkan görevi görür. Eğer bu koruyucu kalkan olmasaydı güneş rüzgârı atmosferi yok eder ve Dünya yaşama elverişsiz bir hale gelirdi.

Gökbilim ve Uzay

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneş Sistemi’nin dışındaki gezegenleri (ötegezegen olarak adlandırılır) keşfetmek için tasarladığı Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) 18 Nisan 2018’de ABD’deki Cape Canaveral Üssü’nden SpaceX Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatıldı.

Gökbilim ve Uzay

Göktaşı çarpmaları, gezegenlerin oluşumunda ve zamanla geçirdiği değişimlerde çok önemli rol oynar. Ancak bir göktaşı çarpması sonucu oluşmuş bir krateri, çarpmanın üzerinden yüz milyonlarca yıl geçtikten sonra inceleyerek çarpmanın hangi koşullar altında meydana geldiğini belirlemek çok zordur.

Gökbilim ve Uzay

Mart ayı Kuzey Yarımküre’ye baharı getiriyor. Çünkü 20 Mart’ta gerçekleşecek ilkbahar ılımı (yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih) Kuzey Yarımküre’de bahar mevsiminin başlangıcı olarak kabul edilir.