Skip to content Skip to navigation

Eğirdir Gölünde Kaç Balık Yaşadığını Nasıl Tahmin Ederiz?

Prof. Dr. Birdal Şenoğlu
19/04/2018 - 17:16

Bir bölgede yaşayan belirli bir canlı türünün sayısını nasıl hesaplayabilirsiniz?

“Canlıların tamamını tek tek yakalayıp sayarak” şeklinde bir çözüm aklınıza gelmiş olabilir. Ancak canlıların tamamını yakalamak, özellikle canlı sayısının çok yüksek ve canlıların yaşadığı bölgenin çok geniş olması durumda, mümkün değildir.

Bu sorunun cevabını Eğirdir Gölü’nde yaşayan belirli bir türdeki balık sayısının tahmin edilmesi örneği üzerinden açıklamaya çalışacağız. Bunun için “yakala-yeniden yakala” (İngilizce karşılığı capture-recapture) olarak adlandırılan yöntemden yararlanacağız.

Eğirdir Gölü-Isparta

Türkiye’nin ikinci en büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü biyoçeşitlilik yönünden uluslararası öneme sahip bir ekosistem. Örneğin Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre Türkiye’deki 454 kuş türünden 225’i Eğirdir Gölü ve çevresinde yaşamını sürdürüyor.

Yakala-yeniden yakala özellikle çevre bilimleri alanında, sınırları belli bir bölgede yaşayan belirli bir hayvan türünün sayısını (yani popülasyon büyüklüğünü) tahmin etmek amacıyla yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Bu yöntem ayrıca toplumdaki belirli bir hastalığa sahip insanların sayısını, bir şehirdeki evsiz insanların sayısını ya da alkole bağlı rahatsızlıkların yaygınlığını tahmin etmek gibi farklı problemlerin çözümünde de kullanılır.

Bu yöntem adından da anlaşılacağı üzere “yakala” ve “yeniden yakala” olmak üzere iki aşamadan oluşur.

Birinci aşamada sınırları belli bir bölgede yaşayan belirli bir türdeki hayvanlardan sayısı önceden tespit edilen kadarı yakalanır. Yakalanan hayvanlar işaretlenir.

İşaretleme yönteminin hayvanların hareketlerini kısıtlamamasına, diğer canlıların dikkatini çekecek şekil ve renklerde olmamasına dikkat edilir. Aksi takdirde işaretlenen hayvanlar diğer canlılar için av haline gelebilir. Bu durum hayvan sayısı ile ilgili tahminlerin hatalı olmasına yani hayvan popülasyonunun olduğundan az ya da fazla tahmin edilmesine yol açabilir.

Belli bir süre sonra aynı bölgede aynı türden hayvanlar işaretli olup olmadıklarına bakılmaksızın yakalanır. Yakalanan hayvanlar arasında işaretli olanların sayısı önceden belirlenen bir sayıya ulaşıncaya kadar yakalama işlemine devam edilir. İkinci aşamada yakalanan hayvan sayısı birinci aşamadakinden farklı olarak rastgeledir.

Sonuçta ikinci aşamada yakalanan hayvanlar arasında işaretli olanların sayısının yakalanan toplam hayvan sayısına oranından yararlanılarak, ilgili hayvan türünün popülasyon büyüklüğü tahmin edilmeye çalışılır.

Şimdi başlıktaki problemimize dönecek olursak, Eğirdir Gölü’ndeki belirli bir türdeki balık sayısını (örneğin sazanların sayısını) tahmin etmek istediğimizi varsayalım.

Eğirdir Gölü’nde sazanları yakalamak için göle bir tuzak kuruluyor. Yakala aşamasında tuzaktaki 500 sazan işaretleniyor ve tekrar göle bırakılıyor. Bir hafta sonra yeniden yakala aşamasında, tuzakta toplam 400 sazan olduğu ve bunlardan 20’sinin işaretli olduğu görülüyor.

Yakala-yeniden yakala yöntemi kullanılarak Eğirdir Gölü’ndeki toplam sazan sayısını şu şekilde tahmin edebiliriz.

 

Yazar Hakkında:
Prof. Dr. Birdal Şenoğlu
Ankara Üniversitesi İstatistik Bölümü

İlgili İçerikler

Biyoloji

2017’de Madagaskar’da keşfettiği yeni çekirge türleri ile tanınan, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Ünal ile araştırmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

DNA yani deoksiribonükleik asit bütün canlı organizmaların hücrelerinde bulunan ve canlının tüm genetik özelliklerini taşıyan moleküldür. DNA ikili sarmal yapıdadır. Yani DNA’nın yapısında birbirine dolanmış şekilde iki zincir bulunur.

Biyoloji

Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü tarafından düzenlenen 7. BioForm etkinliği, 27-29 Kasım tarihleri arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Elektrik-Elektronik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor.

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.