Skip to content Skip to navigation

Ekinoks Nedir?

Dr. Tuba Sarıgül
26/09/2018 - 18:56

EUMETSAT

Ekinoks olayı yılda iki kez gerçekleşir. İlkbahar ekinoksu (ilkbahar ılımı olarak da isimlendirilir) Kuzey Yarımküre’de ilkbaharın, sonbahar ekinoksu (sonbahar ılımı olarak da isimlendirilir) ise sonbaharın ilk günü olarak kabul edilir.

Ekinoks kelimesinin kökeni Latince aequinoctium (aequi- “eşit” ve -noct “gece”) kelimesine dayanır ve ekinoks dünya genelinde gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu gün olarak bilinir. Ekinoks aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği anda gerçekleşen bir olaydır. Güneş bu anda Kuzey Yarımküre’yi ve Güney Yarımküre’yi eşit miktarda aydınlatır.

Aydınlanma çemberi, Güneş’in Dünya’yı aydınlattığı bölge ile karanlıkta kalan bölge arasındaki hatta verilen isimdir. Aşağıdaki videoda yıl boyunca Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketi sırasında aydınlık çemberinin hareketindeki değişim görülüyor.

 

 

EUMETSAT - Bu görüntüler Meteosat-9 uydusu tarafından 19 Eylül 2010 ile 19 Eylül 2011 arasında, uydunun bulunduğu yer sabit yörüngeden çekildi.

Videoda 23 Eylül 2010’da gerçekleşen sonbahar ekinoksunda ve 20 Mart 2011’de gerçekleşen ilkbahar ekinoksunda aydınlanma çemberinin tam olarak kutuplardan geçtiği ve bu tarihte güneş ışınlarının Ekvator’a dik açıyla geldiği, 21 Aralık 2010’da gerçekleşen kış gündönümünde güneş ışınlarının Oğlak Dönencesi’ne, 21 Haziran 2011’de gerçekleşen yaz gündönümünde ise Yengeç Dönencesi’ne dik açıyla geldiği görülüyor (ekinoks ve gündönümü tarihleri Greenwich saatine göre verilmiştir).

Dünya’nın dönme ekseni, yörünge düzlemine dik değildir. Bu nedenle Dünya’nın ekvator düzlemi ile yörünge düzlemi çakışmaz, aralarında 23,5 derecelik bir açı vardır. Eğer Dünya eksen eğikliğine sahip olmasaydı güneş ışınları yıl boyu Ekvator’a dik açıyla ulaşırdı.

Eksen eğikliğinden dolayı güneş ışınlarının Dünya üzerindeki bir noktaya geliş açısı yıl boyunca değişir. Dünya’da farklı mevsimlerin görülmesinin nedeni bu durumdur.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Dünya’nın manyetik alanı, yeryüzünü Güneş’ten gelen zararlı ışınlardan koruyan bir kalkan görevi görür. Eğer bu koruyucu kalkan olmasaydı güneş rüzgârı atmosferi yok eder ve Dünya yaşama elverişsiz bir hale gelirdi.

Gökbilim ve Uzay

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneş Sistemi’nin dışındaki gezegenleri (ötegezegen olarak adlandırılır) keşfetmek için tasarladığı Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) 18 Nisan 2018’de ABD’deki Cape Canaveral Üssü’nden SpaceX Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatıldı.

Gökbilim ve Uzay

Göktaşı çarpmaları, gezegenlerin oluşumunda ve zamanla geçirdiği değişimlerde çok önemli rol oynar. Ancak bir göktaşı çarpması sonucu oluşmuş bir krateri, çarpmanın üzerinden yüz milyonlarca yıl geçtikten sonra inceleyerek çarpmanın hangi koşullar altında meydana geldiğini belirlemek çok zordur.

Gökbilim ve Uzay

Mart ayı Kuzey Yarımküre’ye baharı getiriyor. Çünkü 20 Mart’ta gerçekleşecek ilkbahar ılımı (yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih) Kuzey Yarımküre’de bahar mevsiminin başlangıcı olarak kabul edilir.

Gökbilim ve Uzay

Uzayda görev yapan yer gözlem uydularımızla iletişim kurmak amacıyla gerçekleştirilen Milli Yer İstasyonu Geliştirme Projesi’nin önemli bir aşaması olan, 7,3 metre çapındaki reflektör antenin üretimi geçtiğimiz yıl aralık ayında tamamlandı.

Gökbilim ve Uzay

ABD Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) Mars’ın yüzeyinde yaklaşık on beş yıldır araştırmalar yapan Opportunity keşif aracının görevi sonlandı. 

Gökbilim ve Uzay

2019 TÜBİTAK Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması başvuruları başladı. Başvurular 8 Mart’a kadar devam edecek.

Gökbilim ve Uzay

Ay’ın görünmeyen yüzüne inen ilk uzay aracıolan Chang’e-4 Ay’ın görünmeyen yüzünün bugüne kadar kaydedilen yüksek uzaysal çözünürlüklü ve en güncel görüntülerini Dünya’ya gönderiyor.

Gökbilim ve Uzay

2021’de uzaya fırlatılması planlanan James Webb Uzay Teleskobu, Büyük Patlama’dan Güneş Sistemi’nin oluşumuna kadar daha birçok konuda önemli bilgiler sağlayabilir.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup araştırmacı, uydu verilerini kullanarak nehir havzalarındaki su seviyelerinin değişimini tahmin etmeye imkân veren bir yöntem geliştirdi. Konu ile ilgili bir makale Dr. Eva Boergens ve arkadaşları tarafından Journal of Hydrology’de yayımlandı.