Skip to content Skip to navigation

En Uzun Yolculuk: Hayvan Göçleri

Ayşenur Okatan
20/02/2019 - 15:47

Hayvanlar neden göç eder? Göçlerini bu kadar ilginç kılan nedir; hayvanların uzun mesafeler katetmesi mi yoksa sürüler halinde hareket etmesi mi?

Doğadaki her canlının üreme, beslenme, barınma gibi ihtiyaçlarını karşıladığı belirli bir doğal yaşam alanı vardır. Canlıların belirli sınırlar içinde hayatlarını sürdürdüğü bu yaşam alanına habitat denir.

Canlının ihtiyaç duyduğu besin ve su miktarının yanı sıra barınma ve büyüme alanı o canlının habitatını belirleyen başlıca etmenlerdir. Örneğin marangoz karınca kolonilerinin yiyecek bulma ve tünel açma gibi yaşam faaliyetleri için birkaç santimetrelik çok küçük bir alan yeterken, yalnız yaşayan pumaların avlanması ve eş bulması için kilometrelerce alan gerekir. Tek hörgüçlü develer bir damla suya ihtiyaç duymadan kilometrelerce yol katedebilirken, kırmızı gözlü ağaç kurbağası ve diğer birçok kurbağa türü yumurtalarını bırakmak için suya ihtiyaç duyar ve bu yüzden sulak alanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar.

Kırmızı gözlü ağaç kurbağası tropikal yağmur ormanlarında yaşar.

Kuraklık, besin kıtlığı, mevsim koşulları, avcıların o bölgeye yerleşmesi, üreme gibi sebepler bazı canlıların habitatlarını terk edip daha uygun koşullara sahip başka yaşam alanlarına yolculuk etmelerine neden olur. Uzun süreli bu yolculuklara göç denir.

Göçlerin çoğu mevsim değişikliklerinden kaynaklanır. Mevsim değişiklikleri hayvanların yaşam alanlarında aşırı sıcaklık veya soğukluk gibi kötü hava koşullarına sebep olabilir. Bu hava koşulları nedeniyle besin ve su kaynakları azalan hayvanlar başka yerlere göç eder. Örneğin kıyı çamurçullukları kısa çalıların, kara yosunlarının ve likenlerin bulunduğu Alaska’daki kıyı bölgelerinde ürer. Erken yaz döneminin uzun günlerinde bu bölgedeki yiyecek bolluğundan yararlanırlar. Üreme sezonu bitince bölgede başlayan kışın neden olduğu soğuk hava ve besin azlığı gibi çetin koşullardan korunmak için Yeni Zelanda’ya doğru aralıksız sekiz gün süren 12 bin km’lik bir yolculuğa çıkarlar.

Kuşların yanı sıra bazı böcekler, balıklar, kurbağalar ve memeliler de göç eder. Kral kelebeği, mavi balina, kambur balina, kızıl somon balığı, ren geyiği, uçan tilki yarasası ve deniz kaplumbağası göç eden hayvanlardandır. Örneğin Kuzey Amerika’da yaşayan yüz binlerce ren geyiği yaz aylarında kuzeye doğru göç eder ve oradaki verimli otlarla beslenirler. Kuzeyde ilk karın başlamasıyla beraber güneye, yaşadıkları yere geri dönerler.

Ren geyiklerinin göçü dünyadaki en büyük hayvan göçlerinden biri olarak kabul edilir.

Bazı göçebe hayvanlar göçe başlamadan önce aşırı derecede yiyecek tüketerek vücutlarında besin depolar. Bu aşırı yeme olayına hiperfaji (aşırı yeme isteği) denir. Hayvanlar göç sırasındaki metabolizma faaliyetleri için ihtiyaç duydukları enerjiyi vücutlarında depoladıkları bu besinlerden karşılar. Özellikle yağlar aynı miktardaki protein ve karbonhidratlardan 8-10 kat daha fazla enerji sağladığından göç sırasında önce yağlar harcanır. Bu şekilde su ihtiyaçlarını da en aza indirirler. Kral kelebeği, dişsiz balina ve ren geyiği göç öncesi besin depolayan hayvanlardandır.

Uzun mesafeler katederek göç eden kral kelebeği göçe başlamadan önce bitki özlerinden topladığı şekeri yağa çevirir.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.