Skip to content Skip to navigation

Evrenin Müziği

Nurulhude Baykal
10/01/2020 - 17:19

Antik Çağ’ın Yunan filozoflarından ünlü matematikçi Pisagor, “Tellerin kıpırtısında geometri vardır, küreler arasındaki boşlukların hesaplanmasında da müzik” demiştir. Bundan dolayı, müzik aletlerindeki tellerin uzunluğu ile çıkardıkları sesler arasında bağlantı olduğunu öne süren ilk kişinin de MÖ 6. yüzyılda yaşayan Pisagor olduğu düşünülür. Ünlü matematikçinin aynı cümlede küreler sözcüğüyle kastettiği ise gökcisimleridir. Pisagor’un ortaya attığı kürelerin müziği kuramına göre Güneş, Ay, Dünya ve diğer gezegenler yörünge hareketleri sırasında kendilerine özgü bir ses yayar. Bu sesler gökcisimlerinin birbirine uzaklığına göre farklılık gösterir.

Bu kuram MÖ 6. yüzyıldan 17. yüzyılda Rönesans’ın sonlarına kadar gökbilim ile ilgilenenler arasında popülerliğini korudu. Hatta gezegenlerin hareketini açıklayan ünlü fizikçi Johannes Kepler bu konuda bir kitap yazdı. Ancak Aydınlanma Çağı ile birlikte bilimsel temeli olmayan pek çok araştırma geçerliğini yitirdi. Kürelerin müziği kuramının sonu da aynı oldu.

16. ve 17. yüzyılda yaşamış ünlü Alman gökbilimci Johannes Kepler, Latince yazdığı Harmonices Mundi kitabında, müzik ve gökbilimi ilişkilendirerek, o dönemde bilinen altı gezegenin (Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter ve Satürn) hareketlerini yaydıkları seslerle açıklamaya çalıştı. Gezegenlerin yaydığı seslerin kulakla duyulamasa da ruhen hissedilebileceğini ve gezegenlerin düzeninin bu müzikteki uyumla ilişkili olduğunu yazdı.  

Aradan yüzyıllar geçtikten sonra teknolojinin ilerlemesiyle birlikte evrenin bir müziğinin olup olmadığı konusu bilim dünyasında yeniden gündeme geldi.

Evrenin bir müziğe sahip olup olmadığı ile ilgili bilinmesi gereken ilk şeylerden biri uzayda ses dalgalarının yayılmadığıdır. Ses mekanik bir dalgadır ve ses dalgalarının yayılabilmesi için bir ortamda titreşimi iletebilecek yeterli miktarda madde olması gerekir. Evrenin çoğu bölgesinde madde miktarı çok düşüktür. Bu nedenle ses dalgaları yayılmaz. Dolayısıyla “evrenin müziği” ses dalgalarından oluşmaz.

Ses dalgası, elektromanyetik dalga, deniz dalgası, kütleçekimsel dalga… Farklı özelliklere sahip olsalar da hepsi “dalga” olarak sınıflandırılıyor. Dalga ve dalga hareketi hakkında daha ayrıntılı bilgiye Dalgaların Fiziği yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Günümüzde gökcisimlerinden yayılan ışınları tespit ederek gökcisimlerinin özellikleri hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. NASA araştırmacıları gökcisimlerinden yayılan ışınları ses dalgalarına dönüştürmek için bir yöntem geliştirdi. Oluşturulan oynatma listesinde güneş patlamalarından Jüpiter’e, Jüpiter’in en büyük uydusu Ganymede’den Tempel 1 kuyrukluyıldızına çeşitli gökcisimlerinden gelen verilerin ses dalgalarına dönüştürülmesiyle elde edilen sesler bulunuyor.

Güneş’in “sesi”

 

 

Dünya’nın atmosferinin “sesi”

Öte yandan, çarpışan nötron yıldızları, karadelikler veya süpernovalar gibi kozmik olayların da sesini duymamız artık mümkün! Genel görelilik kuramı ivmelenen kütlelerin kütleçekimsel dalgalar yayacağını söyler. Kütleçekimsel dalgalar boşlukta yayılan bir diğer dalga çeşididir. Geliştirilen hassas dedektörler çarpışan nötron yıldızları, karadelikler veya süpernovalar gibi kozmik olaylardan kaynaklanan kütleçekimsel dalgaların yol açtığı küçük uzay-zaman dalgalanmalarını ölçülebiliyor.

LIGO ve Virgo adlı kütleçekimsel dalga dedektörleri iki nötron yıldızının birleşirken yaydıkları kütleçekimsel dalgaları tespit etti.

Bilim insanları tarafından ses dalgalarına dönüştürülen kütleçekimsel dalgalar

 

Birleşen iki karadeliğin yaydığı dalgaların “sesi”

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

2011 yılında uzay mekikleri emekliye ayrıldığından beri NASA astronotları Rusya’nın Soyuz uzay araçları ile uzaya gidiyor. SpaceX şirketinin geliştirdiği Dragon uzay aracı ile yakın zamanda bu durum değişebilir.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler önümüzdeki yıllarda Güneş ile ilgili araştırmaların altın çağının yaşanacağını düşünüyor. Hem yakın geçmişte hayata geçirilen hem de yakın gelecekte hayata geçirilmesi planlanan projeler sayesinde Güneş bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle incelenebilecek.

Gökbilim ve Uzay

1. TÜBİTAK Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nın başvuruları başladı. Başvuru için son tarih 23 Mart 2020.

Gökbilim ve Uzay

5. TÜBİTAK Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması başvuruları başladı. Başvurular 23 Mart’a kadar devam edecek ve bu yıldan itibaren çevrimiçi olarak yapılacak. Yarışma 15 - 20 Eylül 2020 tarihleri arasında Gaziantep Alleben Göleti’nde gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Bu yıl 23.’sü düzenlenen Uluslararası Gökyüzü Gözlem Şenliği’nin başvuruları başladı. Başvurular 31 Mart’a kadar devam edecek. Etkinliğe bu yıl ilk defa yurt dışından da başvuru yapılabilecek. Şenliğe katılacak 1000 kişi nisan ayının ikinci haftasında kura ile belirlenecek.

Gökbilim ve Uzay

Şubat ayında Merkür ve Venüs, Güneş’in batışından sonra gökyüzünde. Mars, Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in doğuşundan önce görülebilir. Merkür, şubat ayının ilk yarısında gün batımından sonra Venüs’le birlikte güneybatı ufkunun üzerinde görülebilir. Merkür, 10 Şubat’ta en büyük doğu uzanımı konumuna ulaşıyor. 

Gökbilim ve Uzay

1666 yılının Ocak ayında çevrenizdeki herkesin konuştuğu, Robert Hooke’un bitler, pireler ve benzer canlıların mikroskop altında görünümünü zengin görsellerle anlatan Micrographia kitabını almış olsaydınız muhtemelen yazarın araya sıkıştırdığı birkaç ilgisiz konuya bakıp şaşırabilirdiniz. 

Gökbilim ve Uzay

Çin’in Chang'e-4 uzay aracı geçtiğimiz yıl ocak ayında Ay’ın karanlık yüzüne iniş yaptı. Bugünlerde ise daha ileri bir teknolojiye sahip Chang’e-5 Ay’a yolculuk için gün sayıyor. Chang’e-5, Çin’in Ay’dan örnek getirmek üzere planlanan ilk uzay görevi.

Gökbilim ve Uzay

Nisan 2019’da ilk kez bir karadeliği doğrudan görüntülemeyi başaran 200 kişilik ekipte yer alan Prof. Dr. Feryal Özel ile Bilim Genç ekibi olarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gökbilim ve Uzay

Erboğa Takımyıldızı’nın bir üyesi olan Proxima Centauri, Güneş Sistemi’ne en yakın yıldızdır. 2016 yılında gökbilim alanında yaşanan en önemli gelişmelerden biri, yıldızın etrafında dolanan bir gezegen keşfedilmesi olmuştu. Üstelik Proxima b adı verilen gezenin yaşama elverişli koşullara sahip olma ihtimali de var.