Skip to content Skip to navigation

Güneşle Soğutmanın Mucidi Dr. Ahmet Lokurlu

Dr. Zeynep Bilgici
22/08/2014 - 09:34

Her geçen gün hayatımıza giren yeni cihazlar, otomobiller ve konutlar nedeniyle mevcut enerji kaynaklarımız hızla tükeniyor. Tükettiğimiz kaynakların başında gelen fosil yakıtlar azalırken fiyatları da aynı ölçüde yükseliyor. Kullanılan fosil yakıtların neden olduğu çevre kirliliği ise diğer bir önemli sorun. Bu nedenle yenilenebilir enerji kaynaklarına ve bu kaynakların daha etkin kullanımını sağlayacak yeni tekniklerin geliştirilmesine olan gereksinim hızla artıyor. Bir taraftan çevreyle dost, yeni kaynaklar aranırken diğer taraftan mevcut kaynaklara yeni görevler yükleniyor.

Üzerinde en çok çalışılan yenilenebilir enerji kaynaklarından biri de güneş. Çevre dostu bu enerji kaynağı aydınlatma, ısıtma gibi farklı sistemlerde kullanılmaya başlandı bile. Ancak bu kaynak yaz günlerinde farklı bir görev de üstleniyor. Özellikle güneş ışınlarının Dünya’ya dik gelmesi ile birlikte artan dayanılmaz sıcaklıklar nedeniyle bulunduğumuz ortamı soğutmak için de enerji harcıyoruz. Hatta yazın harcanan enerjinin çok büyük bir kısmı ortam soğutmalarında kullanılıyor. Yani bizim için bir enerji kaynağı olan güneş aynı zamanda enerji harcamamıza da neden oluyor. Ancak Dr. Ahmet Lokurlu tarafından geliştirilen teknoloji sayesinde güneş enerjisi artık soğutma sistemlerinde de kullanılıyor.

Güneş enerjisinin yepyeni bir yönünü bizimle tanıştıran Dr. Lokurlu ile hem kendisi hem de araştırmaları üzerine konuştuk. Güler yüzünü ve kıymetli vaktini bizden esirgemeyen hocamıza çok teşekkür ediyoruz.

TÜBİTAK Bilim Genç: Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?

Dr. Ahmet Lokurlu: 1963 yılında Kars’ta doğdum. Memur bir aileden geliyorum. Türkiye’deki mühendislik eğitimimi 1987’de tamamladıktan sonra Almanya’nın Essen şehrine gittim. 1993’te Essen Üniversitesi Enerji ve Proses Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim ve Aachen Teknik Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği üzerine yüksek lisans yaptım. Ardından bir yıl kadar Rusya’da Bilimler Akademisi’nde çalıştım.

Daha sonra Essen Üniversitesi’nde yakıt hücreleri konusundaki çalışmamla ilk doktoramı tamamladım. Bu konuyla ilgili çalışmalarıma Almanya’daki Jülich Araştırma Merkezi’nde devam ettim. Bunun yanı sıra ikinci doktora çalışmam ise felsefe alanında.

1999 yılında Almanya’nın önemli bir teknoloji bölgesi olan Aachen’de, 2001 yılından itibaren bir ayağı da Türkiye’de bulunan, SOLITEM şirketini kurdum. Benzer bir şirketi daha sonra Amerika’da da faaliyete geçirdim.

Şirket bünyesinde güneş enerjisi kullanan soğutma sistemleri konusunda birçok patent aldık. Bugün dünyanın 11 ülkesinde otellere, hastanelere ve fabrikalara güneş enerjisi ile soğutma yapan, endüstriyel buhar üreten ve deniz suyundan tatlı su elde eden sistemler kuruyoruz.

TÜBİTAK Bilim Genç: Güneş enerjisiyle soğutma sistemi fikri aklınıza nereden geldi?

Dr. Ahmet Lokurlu: 1993 yazında güneş altında fazla kaldığım için güneş çarpmasına maruz kaldım ve güneşin neden soğutma için de kullanılamadığını düşünmeye başladım. Önce bilgisayar ortamında, sonra laboratuvar koşullarında prototipler ürettim. Ardından uzun yıllar süren çalışmalar başladı. Bu çalışmalar esnasında etrafımda projemin ancak 30 veya 40 yıl sonra kullanılabileceğini veya boşuna uğraştığımı düşünen çok kişi olsa da bu beni yıldırmadı. Sonunda tüm dünyada kabul gören bir sistem geliştirip patentini aldım ve ondan fazla ülkede sayısı yirmiyi aşan tesis kurup tüm dünyaya azmimin ve inatçılığımın sonucunu gösterdim.

TÜBİTAK Bilim Genç: Gerçekten de güneş enerjisiyle çalışan soğutma sistemleri tüm dünyada kabul gördü. Öyle ki 2007’de Time dergisi tarafından seçilen Al Gore, Prens Charles gibi isimlerle birlikte “Dünyada Yüzyılın Çevre Kahramanları” arasında yer aldınız. Ancak, projenizin size kazandırdığı tek ödül bu değil.

Dr. Ahmet Lokurlu: Evet. Şimdiye kadar 30’un üzerinde ödüle layık görüldüm. Bunlar arasında küresel çevre sorunları mücadelesine katkıda bulunan teknolojiler için verilen R.I.O. Yaratıcılık Ödülü (2004), Dünya enerji Oscar’ı olarak kabul edilen Energy Globe Award, Kyocera Çevre Ödülü (2007), Küresel 100 Eco-Tech Ödülü (2005), Avrupa Güneş Enerjisi Ödülü (2005), Sürdürülebilirlik Ödülü, Alman Ekonomi Yenilikçi Ödülü (2008) ve Sanayi Ödülü (2010) sayılabilir. Ayrıca 2013 yılında Türkiye’de Ulusal Onurumuzu Uluslararası Boyuta Taşıma Başarısı Gösterenler Ödülü’ne layık görüldüm.

TÜBİTAK Bilim Genç: Biraz da size bu kadar ödül kazandıran sistem üzerinde konuşmak isteriz. Geliştirdiğiniz bu sistem tam olarak neyi hedefliyor ve nasıl çalışıyor?

Dr. Ahmet Lokurlu: Aslında temel prensip şu: Güneşin sebep olduğu enerji ihtiyacını yine güneşten sağlıyoruz. Bu projeyi diğerlerinden ayıran en önemli yönü bu. Yazın hava sıcaklığı ne kadar artarsa soğutma ihtiyacı da o ölçüde artar. Bu sistemde güneş enerjisi ile ısıtılan su önce belli bir basınç altında ve yaklaşık 180-200°C’de buharlaştırılıyor, sonra bu buhar özel bir makine yardımıyla soğuk havaya dönüştürülüyor. Ayrıca enerji depolama özelliği olan bu sistem güneşin az olduğu dönemlerde depoladığı enerjiyi kullanıyor. Dünya genelinde birçok ülkenin faydalanabileceği bu sistem öncelikli olarak yüksek soğutma ihtiyacı olan binalarda, otellerde, hastanelerde ve sanayi uygulamalarında kullanılıyor. Ayrıca bu sistemin evlerimizde de kullanılmasını sağlayabilmek için boyutlarını küçültmeye yönelik çalışmalarımız da hızla devam ediyor.

TÜBİTAK Bilim Genç: Geliştirdiğiniz sistemin ekonomik yönü mü yoksa çevreci yönü mü daha ön planda?

Dr. Ahmet Lokurlu: Aslında her iki yönü de ön planda diyebiliriz. Çünkü sistem güneş gibi maliyeti olmayan ve inanılmaz büyük bir enerji kaynağını kullanıyor. Dolayısıyla ileride petrol ürünlerinde sıkıntı yaşanacağının farkında olan pek çok ülke bu sistemle ilgileniyor. Bunun yanı sıra yenilenebilir bir enerji kaynağı kullandığı için sistem tamamen çevre dostu, bir diğer ifadeyle herhangi bir sera gazı salımı yapmıyor. Kısaca, geliştirdiğimiz sistem hem küresel ısınmanın hem de ekonomik krizin karşısında duran bir prensiple çalışıyor. Aynı zamanda bu sistem kendisini yaklaşık 5 yılda herhangi bir destek almadan amorti edebiliyor. Bu, başlı başına bir devrim olarak görülüyor. Öyle ki birkaç ödül, geliştirdiğim sistemin bu özelliğinden dolayı verildi.

TÜBİTAK Bilim Genç: Güneş enerjisiyle soğutma sistemini kurduğunuz farklı yerler var. Biraz da bundan bahseder misiniz?

Dr. Ahmet Lokurlu: Öncelikle Türkiye’deki durumdan bahsetmek istiyorum. Türkiye güneş enerjisi açısından oldukça avantajlı bir bölge. Örneğin Antalya’da bir metrekare yılda yaklaşık 2050 kilowattsaat güneş enerjisi alıyor. Bu, Almanya'daki değerlerin neredeyse iki buçuk katı. Bu nedenle Türkiye’de Tarsus, Dalaman, Antalya, Gebze gibi farklı pek çok bölgede bu sistemi kurduk. Dalaman’da 2003 yılında bir otele kurduğumuz soğutma sistemi projemizin ilk uygulamasıdır. Şu an Antalya’da güneş parkı üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Kendi enerjisini tamamen kendi üretecek bu parkta aldığı enerjiyi yaz aylarında soğutma, kış aylarında ısıtma için kullanacak paneller bulunuyor. Hâlihazırda aralarında Türkiye, Almanya, KKTC, Ürdün, Fas, İtalya, Meksika, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi farklı ülkelerin bulunduğu 11 ülkede 20’den fazla güneşle soğutma sistemi kurduk. Şu an Brezilya ve Şili’ye de yatırım yapıyoruz.

TÜBİTAK Bilim Genç: Bir yandan özel sektörde çalışırken bir yandan da araştırmalarınızı aynı şevkle sürdürüyorsunuz. Bunun sırrı nedir?

Dr. Ahmet Lokurlu: Mühendis kökenli birisi olarak aynı zamanda felsefi konularda da araştırmalar yapıyorum. İkinci doktora çalışmam kapsamında insandaki antropolojik özelliklerle genetik yapılar arasındaki ilişkiyi inceliyorum. Bu, elbette dünyaya farklı bir açıdan bakmamı sağlıyor. Böylece sadece bir şeyi yapmıyor, aynı zamanda niçin ve hangi boyutta yapmam gerektiğini de sorguluyorum.

Bugün bilim insanlarının ulaştığı sonuçlar sadece zekâlarının bir ürünü olarak görülüyor. Oysa ispatlanan her formülün, yapılan her keşfin arkasında zekânın yanı sıra çok uzun ve özverili çalışmalar bulunuyor. Ben de bundan zevk alıyorum. Her ne kadar kurduğumuz sistemlerin çalışması için belli bir teknik donanımı elde etmiş olsak da sadece o konuda değil, pek çok farklı konuda araştırma yapmaktan vazgeçmiyorum.

İlgili İçerikler

Fizik

Suyu yukarı yönde taşıyabilen aletlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar James Watt'ın buhar motorunun keşfine öncülük etti.

Fizik

Suyun kaç derecede kaynadığını biliyor musunuz? Muhtemelen cevabınız 100°C olacaktır. Çünkü suyun deniz seviyesindeki kaynama noktası 100°C’dir. Peki, suyu daha düşük ya da yüksek sıcaklıklarda kaynatmak mümkün olabilir mi?

Fizik

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde ekim ayında objektiflerinizi çevrenizdeki müze ve bilim merkezlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #MüzelerveBilimMerkezleri etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. 

Fizik

Bir grup araştırmacı yeni bir mikromotor geliştirdi. Ultrason dalgalarıyla harekete geçirilen ve manyetizma etkisiyle idare edilen motor, zarar vermeden canlı hücreleri bir yerden başka bir yere taşıyabiliyor.

Fizik

Gaz termometrelerinde ise sıcaklığı ölçülecek malzeme, içerisinde gaz bulunan bir hazneye temas ettirilir ve gazın genleşmesinden ya da büzüşmesinden yararlanılarak sıcaklık ölçümü yapılır.  Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak bir hava termometresi düzeneği tasarlayacağız.

Fizik

Montreal Üniversitesindeki Ötegezegen Araştırmaları Enstitüsünden bilim insanları üç yıl önce keşfettikleri, Dünya’ya yaklaşık 111 ışık yılı mesafedeki K2-18 sistemindeki bir gezegenin atmosferinde su buharı tespit etti.

Fizik

Boğaziçi Üniversitesi Elektroteknoloji Kulübü ve IEEE Öğrenci kolu tarafından düzenlenen Boğaziçi Enerji Zirvesi’nin beşincisi 16 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

Fizik

Çoğu zaman farkında olmasak da dalga ve dalga hareketinin yaşamın ve hayatımızın her alanında etkisi var. Bazen hayatımızı kolaylaştıran dalgaların bazı zaman da yıkıcı etkileri ile karşılaşıyoruz. Peki, dalgalar olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?

Fizik

Nobel Fizik Ödülü’nün 2019 yılı sahipleri Princeton Üniversitesinden James Peebles, Cenova Üniversitesinden Michel Mayor ve Cambridge Üniversitesinden Didier Queloz oldu.

Fizik

Bilim insanları, günlük hava tahmini için çeşitli gözlemler ve ölçümler yapar. Bunların arasında rüzgâr hızı ölçümleri de vardır. Rüzgârın hızını ölçen aletlere anemometre (rüzgârölçer) denir. Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak bir rüzgârölçer tasarlayacağız.