Skip to content Skip to navigation

Güney Kutbu Yarışı III: Amundsen ve Scott’ın Keşiflerinin Karşılaştırması

Dr. Mahir E. Ocak
16/04/2018 - 17:16

1911 yılında Norveçli Roald Amundsen ve Britanyalı Robert Falcon Scott, Güney Kutbu’na ulaşan ilk insanlar olmak için yola çıkmışlardı. Amundsen hem amacına ulaşmayı hem de ekibindeki herkesi sağ salim geri döndürmeyi başardı. Scott ve dört arkadaşıysa kutba ulaştıktan sonra dönüş yolunda hayatlarını kaybetti. Her ne kadar bu iki keşif yolculuğu günümüzde “Güney Kutbu’na ulaşma yarışı” olarak anılsa da aslında önceden planlanmış bir yarış yoktu.

Güney Kutbu’nun bu ilgi çekici keşif öyküsünü üç bölümde ele alıyoruz.

Roald Amundsen’in öyküsüne ulaşmak için tıklayın.

Robert Falcon Scott’ın öyküsüne ulaşmak için tıklayın.

 

Amundsen ve Scott’ın Keşiflerinin Karşılaştırması

Üzerinden yüz yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra bu iki keşif yolculuğuna baktığımızda neden birinin başarılı, diğerininse başarısız olduğu hakkında pek çok şey söylemek mümkün. Amundsen, yiyecek ihtiyacını daha iyi hesaplamıştı. Ayrıca buzu eritmek için gerekli yakıtların depolandığı kutuları lehimleyerek buharlaşmalarını engellediği için yolculuk sırasında su sorunu yaşanmamıştı.

Scott’ın başarısızlığının en önemli sebeplerinden biri ulaşım ve taşıma konusunda yaşanan sıkıntılardı. Scott ve ekibinin beraberindeki bir motorlu kızak yolculuk başlamadan kullanılamaz hale gelmiş, diğer ikisiyse yolculuk başladıktan kısa süre sonra bozulmuştu. Üstelik Scott motorlu kızakları kullanmakta uzman olan ekip üyesini Güney Kutbu’na ulaşmaya çalışan beş kişilik ekibe dâhil etmediği için bozulan kızakları tamir edebilecek birisi yoktu. Depolar kurulurken yararlanılması planlanan 19 midillinin 9’u hiç kullanılamadan ölmüştü. Ayrıca köpeklerin aksine Güney Kutbu’nda bol bulunan ayı balığı ve penguen etiyle beslenmediklerinden midilliler için de yiyecek taşınması gerekiyor ve bu durum yolculuğu hayli zorlaştırıyordu.

Scott’ın başarısızlığının bir diğer nedeni yetersiz beslenmeydi. Kutba doğru yol alırken midillilerin ölmemesi için yiyecek deposunu planlanandan yaklaşık 50 kilometre önce kurmuşlardı. Eğer depo ilk planlanan yerde kurulmuş olsaydı tüm zorluklara rağmen belki de gemiye geri dönmeyi başaracaklardı. Çünkü öldüklerinde yiyecek deposuna ulaşmalarına sadece 18 kilometre kalmıştı.

Scott günlüğüne yazdığı son notlarda yaşadıkları yıkımın nedeninin beklenmeyen kötü hava koşulları olduğunu belirtiyordu. Dönüş yolculuğu sırasındaki sıcaklıkların mevsim normallerinin çok altında olduğu düşünülürse bu tespitin doğru olduğu söylenebilir. Ayrıca geri dönüş sırasında arkalarından eserek yolculuğu kolaylaştırmasını bekledikleri rüzgâr da ortalarda yoktu.

Scott her ne kadar yolculuktan sağ salim dönmeyi başaramasa da ülkesinde bir kahraman olarak görülmüştü. Ancak aynı durumun Amundsen için geçerli olduğu söylenemez. Scott’a haber vermeden onunla bir yarışa girmesi centilmence bulunmadığı için yıllarca eleştirildi.

Belki de bu olaylardan günümüze kalan en anlamlı şey, tüm yıl boyunca Güney Kutbu’ndaki araştırmacılara ev sahipliği yapan Amundsen-Scott Güney Kutbu İstasyonu.

 

Kaynak:

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde ocak ayında objektiflerinizi müziğin hayatınızdaki yerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #HayatımdakiMüzik etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. Oylamalar sonucunda ocak ayının en beğenilen fotoğrafı Mehmet Aziz Çakmak’a ait Hayatımdaki Müzik olarak belirlendi.

Sosyal Bilimler

11 Şubat Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’nde kız öğrenciler Bilim Genç Kafe etkinlikleri kapsamında Ankara, İstanbul ve Samsun’da genç bilim insanlarımız ile buluştu.

Sosyal Bilimler

Bu yıl altıncısı düzenlenen Bilim ve Teknolojide Lider Kadınlar Zirvesi, 22 Şubat 2020 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Zirve ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

Gençleri bilim insanlarıyla bir masa etrafında buluşturan TÜBİTAK Bilim Genç Kafe 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’nde Ankara, İstanbul ve Samsun’da düzenleniyor. Etkinliğin Samsun’daki konuğu Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas.

Sosyal Bilimler

Gençleri bilim insanlarıyla bir masa etrafında buluşturan TÜBİTAK Bilim Genç Kafe 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’nde Ankara, İstanbul ve Samsun’da düzenleniyor. Etkinliğin İstanbul’daki konuğu Yıldız Teknik Üniversitesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Karakuş.

Sosyal Bilimler

Yollar, caddeler, sokaklar ve parklar sokak lambalarıyla aydınlatılıyor. Geçmişte aydınlatma için gaz lambası ve fener gibi gaz veya mum ile çalışan basit sokak lambaları kullanılsa da günümüzde elektrikle ya da güneş enerjisi ile çalışan sokak lambaları kullanılıyor. Bazı sokak lambaları ise ilginç ve estetik tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Biz de Bilim Genç olarak şubat ayında objektiflerinizi çevrenizdeki sokak lambalarına odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

Bilimsel çalışmalar, görsel algı sırasında beynin dil ile ilgili kısımlarının da etkinleştiğini gösteriyor. Dikkatimizi nereye yönlendireceğimizi konuştuğumuz diller belirliyor. Hatta kelimelerin telaffuz edilmediği durumlarda bile farklı dilleri bilen insanların gözleri farklı biçimlerde hareket ediyor.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde kasım ayında objektiflerinizi çevrenizdeki kapılara odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #Kapılar etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. Seçilen fotoğraflar aynı zamanda Instagram’da, Twitter’da ve Facebook’ta Bilim Genç okurları tarafından oylandı.

Sosyal Bilimler

Sinemada Yeni Hollywood dönemi olarak adlandırılan 1960’lı yıllarda sinema tarihine damgasını vuran evrensel filmler çekildi.

Sosyal Bilimler

1960’lı yıllarda sinema endüstrisinde büyük değişimler yaşandı. Adlarını sinema tarihine kazımış, vizyona girdikleri dönemde yoğun ilgi gören filmlerin üretildiği bu dönem “Sinemada Yeni Hollywood” olarak anılır.