Skip to content Skip to navigation

Hayvanlar Kış Uykusuna Neden Yatar?

Ayşenur Okatan
29/01/2019 - 15:48

Kışın gelmesiyle havalar soğur ve çevredeki besin kaynakları azalır. Bu yüzden kış gelince kimi hayvanlar sıcak yerlere göç eder, kimi kış için yuvalarında yiyecek depolar, kimi de kış uykusuna yatar.

Kış uykusu ya da hibernasyon uykuya benzer bir çeşit uzun süreli hareketsizlik halidir. Bu süreçte canlının vücut sıcaklığı azalır, kalp atım sayısı düşer, nefes alışveriş hızı yavaşlar ve metabolizma hızı en düşük seviyeye iner.

Arktik yer sincabı kış uykusundayken 37oC derece olan vücut sıcaklığını -3oC’ye kadar düşürebilir.

Kış uykusu genellikle sıcakkanlı hayvanlarda görülür. Çünkü sıcakkanlı hayvanlar vücutlarında depoladıkları besinleri yakarak enerji elde ederler. Ortaya çıkan bu iç enerjiyle vücut sıcaklıklarını dengelerler. Kışın havanın soğumasıyla azalan besin kaynakları vücut sıcaklıklarını dengede tutmak için yetersiz kalır. Kışın yeterli besin kaynağı bulamayan hayvanlar bu süreci kış uykusunda geçirir. Bu şekilde yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirmeleri için gereken enerjiyi saklar ve hayatta kalmayı başarırlar. Kış uykusuna yatmadan birkaç ay önce ise uyurken harcanacak besini vücutlarında depolarlar. Kış uykusuna yatan en bilinen hayvanlar ayı, yarasa, sincap, kirpi, yer sincabı, dağ sıçanı ve fındık faresidir.

Bazı sıcakkanlı ya da yarı sıcakkanlı balıklar, sürüngenler, amfibiler (hem karada hem suda yaşayabilen hayvanlar) ve böcekler de kış uykusuna yatar.

Uğur böceği kış uykusuna yatan böceklerdendir.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.

Biyoloji

Bilkent Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ile sentetik biyoloji ve genetiği değiştirilmiş biyosistemlerin oluşturulması amacıyla sürdürdüğü çalışmaları üzerine videolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Yapılan farklı araştırmalar karıncaların kendi vücut ağırlıklarının 10-50 kat fazlasını taşıyabildiklerini gösteriyor. Peki, karıncalar nasıl bu kadar kuvvetli olabiliyor?

Biyoloji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edildiği, su ve enerjinin verimli kullanıldığı, hava kalitesinin artırıldığı, geri dönüştürülebilen malzemelerden yapılan yeşil binalar içinde yaşayanların verimliliğini artıracak şekilde tasarlanıyor.

Biyoloji

İskorpitgiller takımında yer alan uçan kırlangıç balığı dünyada tuzlu, sıcak ve ılıman denizlerde yaşar.

Biyoloji

Karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen ve oksijen canlıların yapısında bulunan temel elementlerdir. Bu elementler ekosistemde sürekli olarak bir formdan başka bir forma dönüştürülür ve canlılar tarafından yaşamsal faaliyetler için tekrar tekrar kullanılır. 

Biyoloji

Türkiye doğasında zehirli ve zehirsiz birçok büyük mantar türü bulunuyor. Mantarların zehirli olup olmadığını anlamak ise hiç kolay değil. Çünkü aynı ortamda yaşayabilen mantarlar şekillerine, renklerine ve kokularına göre kolayca ayırt edilemezler.

Biyoloji

Hücrelerimizde genetik bilgiyi taşıyan molekül olan DNA’nın keşfinden bu zamana kadar hayli yol alındı. Bu yıl 66.’sı kutlanan 25 Nisan DNA Günü’nde, 1860’lardan bugüne kadar genler üzerinde yapılan araştırmalara ve bu alanda yürütülen büyük projelere göz atmaya ne dersiniz?