Skip to content Skip to navigation

Hubble Efsanesi 25 Yaşında

Dr. Tuba Sarıgül
25/05/2015 - 17:16

NASA

25 yıl boyunca bilim insanlarına evrenin oluşumu hakkında önemli bilgiler sağlayan Hubble Uzay Teleskobu bu süreçte bizlere görsel bir şölen de yaşattı. Hubble’ın, 2018’de fırlatılarak göreve başlaması beklenen James Webb Uzay Teleskobu yerini alıncaya kadar evreni gözlemlemeye devam etmesi planlanıyor.

NASA

Hubble Uzay Teleskobu, 24 Nisan 1990 tarihinde Discovery uzay mekiği tarafından yaklaşık 550 kilometre yüksekteki yörüngesine taşınmıştı. Bu görev sırasında Discovery, bir uzay mekiğinin o tarihe kadar ulaştığı en yüksek irtifaya –yaklaşık 610 kilometre- çıktı. Ancak sadece üretimi için 1,5 milyar dolar harcanan teleskoptan gelen ilk görüntüler net değildi. Sorunun, ışığı doğru şekilde odaklayamayan teleskobun aynasının şeklindeki hatadan kaynaklandığı anlaşıldı.

NASA

Aynanın uzayda değiştirilmesi mümkün değildi, teleskobun tekrar Dünya’ya taşınıp onarılmasının maliyeti ise çok yüksekti. Bu nedenle aynanın şeklinden kaynaklanan hatanın düzeltilmesi için Hubble Uzay Teleskobu’na iki farklı donanımın eklenmesine karar verildi. 1993 yılında Endeavour uzay mekiğiyle gerçekleştirilen görevde uzay boşluğunda hareket eden teleskop Endeavour’un kargo bölümüne bağlandı ve astronotlar toplam 35 saat 28 dakika süren beş uzay yürüyüşüyle Hubble’ı onardı. Bu, Hubble’ın daha net görebilmek için gözlük kullandığı anlamına geliyor.

Hubble Uzay Teleskobu bu tarihten itibaren evrenin olağanüstü güzellikteki fotoğraflarını Dünya’ya göndermeye başladı.

NASA

Uzayda gözlem yapan Hubble’ın elde ettiği görüntüler yeryüzündeki teleskoplarla kıyaslandığında çok daha net ve detaylı. Çünkü Dünya’nın atmosferi belli dalga boyundaki ışınları soğuruyor. Ancak görünür ve radyo dalga boyundaki ışınlar ile morötesi ve kızılötesi dalga boyundaki ışınların yalnızca bir kısmı yeryüzüne ulaşabiliyor. Ayrıca atmosferi oluşturan parçacıkların yaydığı ışınlar da yeryüzündeki teleskopların yüksek hassasiyetle gözlem yapmasını engelliyor.

Uzay teleskoplarının sahip olduğu bu avantajlar sayesinde Hubble Uzay Teleskobu evrenle ilgili önemli keşiflerin yapılmasına imkân sağladı.

Örneğin geçmişte evrenin yaşının 10-20 milyar yıl aralığında olduğu tahmin ediliyordu. Hubble Uzay Teleskobu’ndan elde edilen veriler sayesinde bilim insanları evrenin yaşını daha doğru ve kesin bir şekilde hesaplayabiliyor. Son veriler evrenin 13,8 milyar yaşında olduğunu gösteriyor.

Hubble’ın elde ettiği veriler sayesinde evrenin hızlanarak genişlediği doğrulandı. Yüksek enerjili yıldız patlamaları olan süpernova patlamaları gökadaların uzaklıklarının belirlenmesinde kullanılıyor. Bu veriler evrenin hızlanarak genişlediğini gösteriyor. Ancak yeryüzündeki teleskopların süpernova patlamalarını gözlemlemesi mümkün değil. Bilim insanları evrenin hızlanarak genişlemesinin nedeninin karanlık enerji olduğunu düşünüyor.

Hubble bizlere evrenin ilk zamanları, örneğin ilk gökadaların ne zaman var olduğu, ilk yıldızların nasıl oluştuğu hakkında da önemli bilgiler sağlıyor.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) ortak projesi olan Hubble Uzay Teleskobu’ndan elde edilen veriler kullanılarak bugüne kadar yaklaşık 13 bin bilimsel makale yayımlandı ve bu yayınlara 550 binden fazla atıf yapıldı. Yani görev yaptığı 25 yıl boyunca bir milyondan fazla gökcismi gözlemleyen Hubble’ın şu ana kadarki en üretken bilimsel cihazlardan biri olduğu söylenebilir. Bütün bunların yanında Hubble Uzay Teleskobu bilimsel cihazların belki de en “ünlüsü”. Bunun nedeni yörüngede olduğu süre boyunca çektiği olağanüstü güzellikteki fotoğraflar.

25. yıl kutlamalarında Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği fotoğraflar arasından en beğenileni belirlemek için bir yarışma düzenlendi. Biz de sizler için Hubble’ın en ilgi çekici on fotoğrafını bir araya getirdik.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Ay, Güneş’ten sonra gökyüzündeki en parlak ikinci gökcismi. Ay gökyüzü gözlemcilerine çıplak gözle gerçekleştirebilecekleri birçok gözlem imkânı sunuyor. Örneğin her gece gökyüzünde Ay’ı farklı bir şekilde görürüz. Çünkü Dünya etrafındaki yörünge hareketi sırasında Ay’ın Güneş’e göre konumu sürekli değişir.

Gökbilim ve Uzay

“Şu an saat kaç?” sorusuna saatimize hemen cevap verebiliriz. Geçmişteyse zamanı ölçmek hiç de kolay değildi. Usturlap adı verilen alet, Güneş ve yıldız gibi gökcisimlerinin gökyüzündeki konumuna göre zamanı ölçmeyi sağlıyordu.

Gökbilim ve Uzay

Rus-Alman ortaklığı ile inşa edilen Spektrum Röntgen Gama (SRG) Uzay Gözlemevi'nin, 12 Temmuz 2019'da Kazakistan'da bulunan Baykonur Uzay Üssünden Proton roketiyle fırlatılması planlanıyor. Bu görevin temel amacı evrenin şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş bir hassasiyetle X-ışını haritasını oluşturmak.