Skip to content Skip to navigation

Karaların En Hızlısı: Kaliforniyalı Bir Mayt

İlay Çelik
22/09/2014 - 11:59

En hızlı canlı denince aklımıza hemen çita gelir. Birim zamanda katedilen mesafe bakımından düşünüldüğünde bu doğru. Ancak birim zamanda katedilen mesafenin, canlının vücut uzunluğunun kaç katı olduğu, yani canlının görece hızı dikkate alındığında çita bu rekorunu hiç akla gelmeyen başka canlılara kaptırıyor. Rekorun kısa bir süre önce belirlenen son sahibi susam tanesi büyüklüğündeki bir mayt türü. Paratorsotomus macropalpis adlı mayt saniyede yaklaşık 30 santimetre yol alarak bir saniyede vücut uzunluğunun 322 katı kadar mesafe katedebiliyor. Çitanın bir saniyede katettiği mesafe ise vücut uzunluğunun sadece 16 katı kadar. Rekorun daha önceki sahibi saniyede 171 vücut uzunluğu kadar mesafe katedebilen Avustralya kaplan böceğiydi.

Güney Kaliforniya’daki yerli bir tür olan mayt aslında 1916’da keşfedilmiş, ancak hakkında pek fazla şey bilinmiyormuş. Maytın rekor hızı, kas fizyolojisi konusunda çalışan bir araştırma ekibi tarafından tesadüfen tespit edilmiş. Araştırmacılar maytın hızını yüksek hızlı kameralar yardımıyla ölçmüş. Ayrıca, incelemeleri sırasında maytın başka bir sıradışı özelliğini daha keşfetmişler. Mayt, sıcaklığı 60°C’ye varan beton zemin üzerinde yürüyebiliyor. Normalde bu, çoğu canlıyı öldürebilecek kadar yüksek bir sıcaklık.

 

Maytı ekibiyle birlikte keşfeden Jonathan Wright maytlarla, kas biyokimyasının hayvanların bacak hareket hızı üzerindeki etkilerini araştırırken ilgilenmeye başlamış.  Wright ve ekibi görece hızın ya da adım atma sıklığının üst sınırını araştırıyor. Hayvanlarda boyut küçüldükçe hem görece hızın hem de adım atma sıklığının arttığı biliniyor. Kuramsal olaraksa kas fizyolojisinin bir bacağın hareket edebilme hızını bir noktada sınırlaması bekleniyor.

Araştırmacılar maytların bu hızlı hareket yeteneğinin fiziksel açıdan incelenmesinin, gelecekte robotlar ya da doğa esinli cihazların yeni tasarımları için farklı bakış açıları sağlayabileceğini düşünüyor. Hızlı mayt ayrıca çok hızlı bir şekilde durup yön değiştirebiliyor. Araştırmacılar biyomühendislik uygulamaları için fayda sağlayabileceğini düşündükleri bu özellikleri de mercek altına almış.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

Günümüzde geleneksel sokak aydınlatmaları yerini yavaş yavaş LED lambaların kullanıldığı yeni sokak aydınlatma teknolojilerine bırakıyor. Bu değişimin doğaya etkisi ise araştırmacıların zihninde yeni soru işaretleri oluşturuyor.

Biyoloji

Kışın gelmesiyle havalar soğur ve çevredeki besin kaynakları azalır. Bu yüzden kış gelince kimi hayvanlar sıcak yerlere göç eder, kimi kış için yuvalarında yiyecek depolar, kimi de kış uykusuna yatar. 

Biyoloji

Bazı kimyasal tepkimelerin sonucu ışık yayılır. Örneğin gündelik hayatta ateşten yayılan alev, yanma tepkimesi sonucu oluşan bir ışık yayılımıdır. Kimyada bu olaya “kimyasal ışıldama” ya da “kemilüminesans” denir. Bir canlı tarafından gerçekleştirilen kimyasal tepkime sonucu ışık yayılmasına ise “biyolüminesans” denir. Yani biyolüminesans da bir çeşit kimyasal ışıldamadır.

Biyoloji

Bir grup araştırmacı tarafından geliştirilen bir program sayesinde artık herhangi birisinin DNA origamiyle herhangi bir şekilde yapılar üretmesi mümkün hale geldi.

Biyoloji

Bir grup bilim insanı artan plastik kirliliğine karşı doğada çözünebilen biyolojik polimer üretmeyi başardı.

Biyoloji

Sürüngenler sınıfı içinde yer alan kertenkele grubunun üyesi olan bukalemunlar ülkemizde nadir bulunan sürüngen türlerinden biri.

Biyoloji

Sizler için derlediğimiz, 2018 yılında bilim ve teknoloji alanında yaşanan önemli gelişmeleri üç bölüm halinde yayınlıyoruz.

Biyoloji

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) öğrencileri tarafından düzenlenen uygulamalı laboratuvar etkinliği OpenLAB 14-15 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Biyoloji

Princeton Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bonnie Bassler ve öğrencisi Justin Silpe, VP882 olarak adlandırılan, bakteriler arasındaki iletişimi dinleyen bir virüs keşfetti ve bu virüsü çeşitli bakterileri öldürmek için kullanmayı başardı. 

Biyoloji

İtalya’daki Ferrara Üniversitesi’nden Elisabetta Caselli ve çalışma arkadaşları 17.