Skip to content Skip to navigation

Konuşmanın Anlaşılıp Anlaşılmadığını Gösteren Bir Beyin Sinyali Keşfedildi

Mine İmren
29/03/2018 - 17:03

Sosyal bir varlık olan bizler için dil hayatımızda önemli bir yere sahip. Bilgi edinmek, bilgi iletmek ve iletişimi sürdürmek duyulan konuşmanın anlaşılmasına bağlı. Bazen belirsiz bir kelime duyuyor ve “Anlayamadım, tekrar eder misin?” diyoruz. Bazen de birden fazla anlamı olan kelimelerin hangi anlamının kast edildiğini kolaylıkla anlayabiliyoruz. Peki, konuşmanın anlaşılıp anlaşılmadığını beyin nasıl belirliyor? Dublin ve Rochester üniversitelerinden araştırmacılar, sonuçları Current Biology dergisinde yayımlanan bir çalışma ile bu soruya cevap aradılar.

Çalışmaya anadili İngilizce olan ve herhangi görme, duyma problemi ya da nörolojik rahatsızlığı bulunmayan 84 kişi katıldı. 19-38 yaş aralığındaki sağlıklı bireylerden oluşan katılımcılardan dört deney grubu oluşturuldu ve her gruba farklı görevler verildi. Gruplardan biri hem görsel hem de işitsel ögeler içeren bir video izlerken, diğeri sadece sesli kitap, bir diğeri tersten kaydedilmiş sesli kitap, sonuncusu ise sağ ve sol kulaklarından farklı içeriklere sahip sesli kitaplar dinledi. Gruplara dinletilen/izletilen kayıtlarda önceden oluşturulmuş, konuşmanın anlaşılmasını zorlaştıran bazı gürültü ögeleri vardı. Bu sırada katılımcıların beyin aktivitesi, beyin dalgalarını elektriksel olarak ölçen EEG cihazı ile kaydedildi.

Current Biology

EEG kayıtları, katılımcılar konuşmayı anladığında ortaya çıkan bir beyin sinyalinin konuşmanın anlaşılamadığı zamanlarda etkin olmadığını gösteriyor. Bu sonuç beyinde anlamsal işlemleme hakkında önemli veriler elde edilmesini sağlamakla kalmıyor, cümle işlemlenmesi sırasında her bir kelimenin taşıdığı bilginin de bu anlamsal işlemlemede etkin şekilde kodlandığını gösteriyor. Yani, “Konuşmanın anlaşılıp anlaşılmadığını beyin nasıl belirliyor?” sorusunun cevabı beyindeki özel bir sinyalde gizli ve bu sinyal sadece konuşma anlaşıldığında etkin hale geliyor.

Araştırmacılardan Prof. Dr. Joan Lalor, bu sonuçların Alzheimer hastalığının ilk belirtilerinden biri olan karşılıklı konuşmayı takip etmede yaşanan zorluğun tespiti için önemli katkı sağlayacağını düşünüyor. 

 

Yazar Hakkında: 
Mine İmren
Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
 

İlgili İçerikler

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Kasım 2018 probleminin çözümüne ve Aralık 2018 problemine yer veriyoruz.

Beyin ve Sinir Bilim

Bir başkasının duygu ve düşüncelerini anlayabilmek ve hissedebilmek doğuştan sahip olduğumuz empati becerisiyle mümkün.

Beyin ve Sinir Bilim

Bilimsel çalışmalar gebelikleri sırasında böcek öldürücülere maruz kalan annelerin çocuklarında zekâ geriliği, öğrenme zorluğu, hafıza ve dikkat sorunlarının ortaya çıkma oranının yüksek olduğunu gösteriyor. 

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ekim 2018 probleminin çözümüne ve Kasım 2018 problemine yer veriyoruz.

Beyin ve Sinir Bilim

İnsanlar arasında sağ elini kullananların oranının %90, sol elini kullananların oranının yaklaşık %10 ve her iki elini de kullananların oranının ise %1’den az olduğu biliniyor. 

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Eylül 2018 probleminin çözümüne ve Ekim 2018 problemine yer veriyoruz.

Beyin ve Sinir Bilim

Dr. Tolga Çukur Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi’nde (UMRAM) manyetik rezonans görüntüleme teknikleri ile gerçekleştirdiği araştırmalarını anlatıyor.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Temmuz 2018 probleminin çözümüne ve Ağustos 2018 problemine yer veriyoruz.

Beyin ve Sinir Bilim

İtalya’da düzenlenen turnuvada büyük usta (GM) olma yolundaki son basamağı da tamamlayarak 12 yıl 10 ay 13 günlükken profesyonel satranç tarihinde bu unvanı alan en genç ikinci kişi oldu.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Haziran 2018 probleminin çözümüne ve Temmuz 2018 problemine yer veriyoruz.