Skip to content Skip to navigation

Masal Dünyasının Algoritması

Nurulhude Baykal
18/02/2019 - 15:46

Hiç kendinizi bir masal kahramanının yerine koydunuz mu? Masallar diyarında bir şehzade ya da güzeller güzeli bir padişah kızı olsanız başınıza neler gelebilir diye düşündünüz mü?

Tek çocuk değilseniz kesinlikle üç kardeşsinizdir, üç kardeşin en küçüğü tahtın son varisi olsa da kurgunun sonunda tahta o geçer. Yani, en büyük ya da ortanca çocuksanız masal kurgusunun size odaklanması pek de mümkün değil. Çünkü halk anlatılarında tüm olaylar kahraman üzerine kurgulanır. Çözülemeyen bir soru, erişilemeyen bir hedef, açılamayan bir kapı, öldürülemeyen bir düşman ya da canavar varsa tüm bunların hakkından gelen kişi masalın tek kahramanıdır. Bunun için önce az gider, uz gider, dere tepe düz gidersiniz; çeşitli maceralardan sonra dilediğinize kavuşur ve ondan sonra da mutlu mesut yaşarsınız; masalın sonunda gökten üç elma düşer, biri de muhakkak sizin başınıza!

20. yüzyılın başında mitler, efsaneler, destanlar, masallar ve halk hikâyelerinin de dâhil olduğu halk anlatıları üzerine çalışmalar yapan Danimarkalı halk bilimci Axel Olrik, hem Danimarkalıların hem de başka kültürlere ait halk anlatılarının benzerliklerinden yola çıkarak, halk anlatılarının “epik yasalar” adını verdiği 15 kural çerçevesinde şekillendiğini ileri sürdü. Halk anlatılarının yapısal anlamda benzeştiğini ortaya koyan ilk eser olan “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” çalışması 1908’de Danca, 1909’da Almanca, 1965’te İngilizce ve 2006’da Türkçe olarak yayımlandı.

Olrik’in epik yasalarından biri “Yineleme Kuralı”dır. Buna göre, bir halk anlatısında aynı unsur çeşitli şekillerde tekrar eder. Örneğin bir Keloğlan masalında, Keloğlan bir karıncaya yardım ettikten sonra karınca ona bir kanat verip başı sıkışınca sallamasını söyler. Bir süre sonra bir arıya yardım eden Keloğlan’a arı da bir kanat verip başı sıkışınca sallamasını söyler. Ardından Keloğlan bir güvercine yardım eder, güvercin de kanadından bir tüy verip başı sıkışınca sallamasını söyler. Keloğlan masalın devamında zorluklarla karşılaştıkça topladığı kanatları sallayıp hayvanları yardıma çağırır, sonunda da amacına ulaşır, yani padişahın kızı ile evlenir. Bu kurguda bir şey dikkatinizi çekti mi? Keloğlan’ın yardım ettiği hayvanların sayısı ile karşılaştığı zorlukların sayısı! Olrik’in epik yasalarına göre, “üç” sayısı (Üçler Kuralı) da halk anlatılarının olmazsa olmazlarındandır. Masallarda bazen padişahın üç çocuğu olur, bazen üç gün üç gece yol gidilir, bazen de Keloğlan örneğindeki gibi bir olay üç defa tekrarlanır.

Rus halk bilimci Vladimir Propp da 1928’de yayımlanan Masalların Biçimbilimi kitabında, masallarda belirli bir yapı sistemi olduğunu ileri sürer. Propp yönteminde “işlev” ve “rol” başlıkları üzerinde durur. Propp’a göre, işlevler masalın temel parçalarıdır ve sayıları 31’i geçemez, roller ise yedi grupta incelenebilir:

Kahraman: Bulunması gereken bir nesne ya da kişi varsa onun peşine düşer. Bağışçının isteklerini karşılar, zor işleri yerine getirir ve masalın sonunda evlenir.

 

Düzmece kahraman: İşlev olarak kahramana benzer ancak her zaman olumsuz tepkiyi alır.

 

Saldırgan: Kötü kişidir. Kötülük yapar, kahramanla çatışır ve kavga eder, kahramanı takip eder.

 

Bağışçı: Sağlayıcı da denir. Masaldaki büyülü nesnenin kahramana ulaştırılmasını ve hazırlanmasını sağlar.

 

Yardımcı: Kahramanın masal dünyasında yolculuk etmesini sağlar, kötülüğün ya da eksikliğin giderilmesine yardımcı olur, kahraman takip edildiği zaman ona yardım eder. Yeri geldikçe güç işleri yerine getirir ve kahramanın kılık ya da biçim değiştirmesi gerekirse bunları sağlar.

 

Prenses (ve babası): İşlevsel olarak aranılan kişilerdir. Kahramanın güç işleri yerine getirmesini isterler, düzmece kahramanı bu kişiler ortaya çıkarır. Gerçek kahramanın tanınması ve düzmece kahramanın cezalandırılmasını da bu karakterler yerine getirir. Masalın sonunda kahraman prensesle evlenir.

 

Gönderen: Yalnızca kahramanın bir yerden bir yere gönderilmesini sağlar.

Külkedisi masalında Külkedisi’nin “kahraman” olduğunu düşünürsek üvey kız kardeşlerin “düzmece kahraman”, üvey annenin “saldırgan”, prensin “prenses”, iyilik perisinin de “yardımcı” aynı zamanda “bağışçı” olduğunu görürüz.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalında da “kahraman” Pamuk Prenses’tir. "saldırgan”ın işlevini üvey anne yerine getirir. “Yardımcı” rolünde hem avcıyı hem de yedi cüceleri görürüz. Masalın sonunda prensesi kurtarıp onunla evlenen prens de işlevsel olarak “prenses”tir.

Keloğlan masallarında da genellikle benzer bir yapı görülür. “Kahraman” Keloğlan’ı annesi (gönderen) evden göndererek kendini geliştirmesini ister. Keloğlan, padişahın sunduğu bir sınavda rakiplerinin önüne geçerek başarılı olur. Bu yolda ona “yardımcı(lar)” ve “bağışçı(lar)” da destek olur. Masalın sonunda da padişahın kızı ile evlenir ve tahta oturur.

Propp, çalışmasının başında bu kuralların yalnızca olağanüstü masallara uygulanabileceğinin ve tüm halk anlatılarının buna dâhil olmadığının altını çizer.

Masalların Biçimbilimi, dili belirli kuralları olan satranç benzeri bir oyuna, konuşma ve cümle kurmayı da bu oyunun hamlelerine benzeten dilbilimin kurucusu Ferdinand de Saussure’den ilhamla yazıldı. Bu bakımdan masal dünyasındaki karakterleri satranç tahtasında değişik rolleri ve hareket kabiliyetleri olan taşlara, masalda gerçekleşen olayları da satranç hamlelerinin ardında yatan işlevlere benzetebiliriz. 20. yüzyılın başlarındaki satranç oyuncuları satranç tahtasının sınırsız maceraya ev sahipliği yapabileceğini düşünürken, 21. yüzyılda, yani günümüzde kullanılan satranç programları ile bir satranç oyununda oynanabilecek tüm hamlelerin analizi yapılabiliyor. Benzer biçimde, biçimci halk bilimcilerin devreye girmesiyle masalların da sınıflandırılması ve analizi mümkün oldu. Artık bilgisayarlar insanlardan iyi satranç oynayabiliyor. Kim bilir, belki ileride insanlardan daha iyi masal da anlatabilirler.

Yeri gelmişken, en son ne zaman masal dinlediniz ya da birine masal anlattınız? Yukarıdaki rolleri kullanarak kendi masalınızı oluşturmayı deneyebilirsiniz. Bakalım masalınızı dinleyenler size ait olduğunu anlayacak mı?

 

Kaynak:
  • Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Editör: M. Öcal Oğuz, Ankara: Grafiker Yayınları, 2008.

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

1960’lı yıllarda sinema endüstrisinde büyük değişimler yaşandı. Adlarını sinema tarihine kazımış, vizyona girdikleri dönemde yoğun ilgi gören filmlerin üretildiği bu dönem “Sinemada Yeni Hollywood” olarak anılır.

Sosyal Bilimler

Bir şehrin, bir sarayın ya da bir evin… Türk kültüründe ve tarihinde kapılar büyük öneme sahip. Dünyanın önemli şehirlerinde de olağanüstü güzellikte farklı tarihî kapılar var. Bu kapılar hem tasarımları hem de üzerlerindeki desenler ve işlemelerle dikkat çekiyor. Biz de Bilim Genç olarak kasım ayında objektiflerinizi çevrenizdeki ilgi çekici kapılara odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

TÜBİTAK’ın bilim kültürünün ve iletişiminin toplumda yaygınlaştırılmasını amaçlayan 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları, 4005 Yenilikçi Eğitim Uygulamaları ve 4007 Bilim Şenlikleri Destekleme Programı proje başvuruları başladı.

Sosyal Bilimler

Biz de Bilim Genç olarak ekim ayında objektiflerinizi çevrenizdeki müze ve bilim merkezlerine odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #MüzelerveBilimMerkezleri etiketini eklemeyi unutmayın. 

Sosyal Bilimler

1950’li yıllardan 1960’lara gelinirken değişen sinema seyircisi ve salonlar sinemanın bugüne kadar olan dönüşümünün de habercisi olmuştu. Aynı dönemde özellikle bilim kurgu türündeki filmlerin sayısında artış yaşandı.

Sosyal Bilimler

2019 yılı güz dönemi için başvurular başladı. Konuşmacı olmak isteyen bilim insanları ve etkinliklere ev sahipliği yapmak isteyen kurumlar 07 Ekim 2019’a kadar TÜBİTAK Bilim Söyleşileri’ne başvurabilirler.

Sosyal Bilimler

Bilim tarihi alanında doğa bilimleri ve tıp tarihi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları nedeniyle TÜBİTAK tarafından 2019 Yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin Bilim Tarihi Ödülü’ne layık görülen Ankara Üniversitesi’nin emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Esin Kahya ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Bilimler

Kültürel gelişim ve yaratıcılığa yatırım yapan şehirlerin arasındaki bağı güçlendirmek için kurulan Yaratıcı Şehirler Ağı’na üye şehirlerin belediye başkanlarını ve üst düzey yöneticilerini bi araya getiren UNESCO Yaratıcı Şehirler Konferansı’na 2021 yılında İstanbul ev sahipliği yapacak.

Sosyal Bilimler

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu avantajlardan en etkili şekilde yararlanabilmek ve bu teknolojileri kullanırken karşı karşıya kalınabilecek riskleri azaltmak için dijital medya okuryazarlığı becerisine sahip olmak gerekiyor.

Sosyal Bilimler

Eylül ayında okula dönüş heyecanını fotoğraflarınıza yansıtmanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #OkulaDönüş etiketini eklemeyi unutmayın.