Skip to content Skip to navigation

Metan Örtüsü Soğuk Güneş Etrafındaki Genç Dünya’yı Sıcak Tutmuş Olabilir

Dr. Tuba Sarıgül
13/02/2018 - 17:05

NASA/Ames/JPL-Caltech

Astrobiyologlar, Güneş Sistemi’nin erken dönemlerinde Güneş günümüzdekinden daha soğuk olmasına rağmen Dünya’nın sıcak kalabilmesinin sebebinin atmosferdeki metan gazı olabileceğini belirledi.

Güneş yaklaşık 3 milyar yıl önce günümüzdekinin dörtte biri kadar daha az ışık ve ısı yayıyordu. Bu durumun Dünya’daki suyun sıvı halde kalmasını dolayısıyla yaşama elverişli koşulların oluşmasını engellemiş olması gerekirdi. Ancak jeolojik kayıtlar o dönemde Dünya’nın günümüzdeki kadar hatta daha sıcak olduğunu gösteriyor. Bu durum sönük genç Güneş paradoksu (FYSP) olarak isimlendiriliyor.

O dönemde Dünya’nın atmosferini oluşturan gazların neden olduğu sera gazı etkisi nedeniyle Dünya’nın sıcak kalabildiği tahmin ediliyor. Ancak bu kadar güçlü bir etkiye neden olabilen gazların hangileri olduğu ve nasıl oluştukları konusunda kesin bir bilgimiz yok.

ABD’de ve Japonya’da çalışan bir grup bilim insanı, erken dönemlerinde Dünya’nın nasıl bir atmosfere sahip olduğunu belirleyebilmek için yaptıkları araştırmada kapsamlı bir bilgisayar modellemesi kullandı. Modellemede, volkanik etkinliklerden okyanuslarda ve atmosferde gerçekleşen biyolojik ve kimyasal süreçlere farklı faktörlerin etkisi birlikte incelendi.

Görseli büyütmek için üstüne tıklayın.

Araştırmacılar farklı mikroorganizmaların volkanik etkinlikler sonucu açığa çıkan hidrojeni ve okyanuslardaki demiri güneş ışığı etkisiyle organik maddelere, bu süreçler sonucu açığa çıkan organik maddeleri de metana dönüştürdüğünü, bu sayede atmosferdeki metan miktarının Dünya’nın sıcak kalmasını sağlayacak kadar yüksek olabileceğini belirledi. Bu sonuçlar Güneş Sistemi’nin erken dönemlerinde Güneş günümüzdekinden daha az enerji yaymasına rağmen Dünya’daki suyun nasıl sıvı halde kalabildiği sorusunun cevabı olabilir.

Araştırmanın sonuçları Nature Geoscience dergisinde yayımlandı.

Bu sonuçlar başka yıldız sistemlerindeki yaşam arayışlarına yönelik araştırmalara da katkı sağlayabilir.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Dergimizin 31 Aralık 2017 tarihinden bugüne Yayın Danışma Kurulu Üyeliğini yürüten Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berahitdin Albayrak’ı, 13 Aralık 2018 Perşembe günü meydana gelen tren kazasında kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hocamız, Konya Bilim Merkezi'nde gerçekleştirilmesi planlanan Bilim Genç Kafe etkinliği için Konya'ya gitmek üzere trende bulunuyordu.

Tren kazasında hayatını yitiren diğer vatandaşlarımızla birlikte, Hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm Ankara Üniversitesi camiasına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Gökbilim ve Uzay

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) çalışan bir grup araştırmacı, hareketli aksamları olmayan bir itki sistemi tasarladı, üretti ve başarıyla test etti. Dr. Haofeng Xu ve arkadaşlarının Prof. Dr. Steven Barrett önderliğinde yaptığı çalışmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Gökyüzünde en kolay fark edilen takımyıldızlardan biri olan Avcı (Orion) Takımyıldızı, kış aylarında Kuzey Yarımküre’de gökyüzünün en önemli simgelerindendir. Bu nedenle de kış mevsiminin gelişinin habercisi olarak kabul edilir.

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz “Güneş Sistemi’nde başka bir gezegende yaşabilir miydik?” sorusunu, en yakınımızda olan Merkür, Venüs ve Mars’ın iklimi ve bu gezegenlerde yaşama imkânı üzerinden açıklıyor.

Gökbilim ve Uzay

Yerli uyduların mercek, prizma ayna gibi optik bileşen ihtiyacını karşılayacak Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü çatısı altında kuruldu.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) 20. yaş gününü kutluyor. ISS’yi oluşturan ilk modül olan Zarya, 20 Kasım 1998’de fırlatılmış ve Dünya’nın çevresindeki yörüngesine yerleşmişti.

Gökbilim ve Uzay

1772 yılında Wittenberg Üniversitesi’nden Johann Daniel Titius gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?