Skip to content Skip to navigation

Okyanusun Dibindeki Gaz Baloncukları

Dr. Özlem Ekici
12/09/2014 - 10:02

Yerkabuğunun kıvrılması, kırılması, çökmesi veya geniş alanlı olarak yükselip kabarması gibi yoğun tektonik faaliyetlerin gerçekleştiği bölgelerde ya da derin ham petrol yataklarının bulunduğu alanlarda metan gazı okyanus tabanından yukarıya doğru çıkış gösterebilir. Diğer bölgelerde bu tür gaz sızıntılarına genelde rastlanmaz. Yerbilimciler Amerika’nın North Caroline ve Massachusetts eyaletleri arasındaki Atlas Okyanusu kıyı şeridinde bulunan 570 farklı yerde metan gazı sızıntısı olduğunu tespit etti. Gazın okyanus tabanından çıkış yaptığı bu gaz sütunlarının bazılarının yaşının 1000 yıldan fazla olduğu tahmin ediliyor. İşin ilginç tarafı, kıtasal kabuğun derin okyanus ile birleştiği bu kıyı şeridinde tektonik oluşumların bulunmadığı da biliniyor.

Tespit edilen yerlerden yaklaşık 40 tanesindeki gaz sızıntısının kaynağının derinlerdeki metan gazı rezervuarları olduğu belirtiliyor. Gaz, katmanlar arasındaki çatlaklardan yukarıya doğru hareket ederek okyanus tabanından suya karışıyor.

Ancak metan gazı sızıntı alanlarının çoğunun yüzeyden yaklaşık 244-610 metre derinlikte olduğu ve kaynağının deniz tabanına yakın tortularda bulunan hidratlar (su ile başka bir maddenin karışmasından meydana gelen bileşikler) ile birlikte sıkışıp kalan mikroorganizmalar olduğu bildiriliyor. Çünkü nispeten sığ bölgelerdeki hidrat bileşikleri en ufak sıcaklık değişiminden kolayca etkilendikleri için metan gazını serbest bırakıyor.

Uzmanlar tektonik olmayan bu tür bölgelerin özellikle iklim değişikliği, metan salımı ve okyanusların asitleşmesi arasındaki ilişkileri araştırmak için çok elverişli noktalar olduğunu vurguluyor.

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Yeryüzünün %29’unu karalar, %71’ini de sulak alanlar oluşturur. Sulak alanların %97’si ise okyanuslardır. Bu kadar geniş bir alanı kaplayan okyanusların kirlenmesi özellikle son otuz yılı aşkın bir süredir deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Doğada karşılaştığımız olağanüstü güzellikteki bir manzarayı ölümsüzleştirmek için fotoğrafını çekmek isteriz. Bu nedenle doğa fotoğrafçılığı en sevilen fotoğraf konularından biridir. Biz de havaların ısınmaya başladığı ve doğa etkinliklerine daha fazla zaman ayırabileceğiniz nisan ayında objektiflerinizi çevrenizdeki etkileyici doğa manzaralarına odaklamanızı istiyoruz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Hava kirliliğine sebep olan birçok gaz vardır. Bu gazlar çoğunlukla kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yakılması, tarım ilaçları, şehirleşme sonucu artan katı atıklar ve volkanik aktiviteler sonucu doğaya salınır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Doğa yürüyüşüne çıkarken yanımıza alacağımız bir fotoğraf makinesi etkinliğimizin sadece o gün ile sınırlı kalmamasını, tanık olduğumuz güzel manzaraların hafızalarımızda uzun süre canlılığını korumasını sağlayabilir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Prof. Dr. Levent Kurnaz Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde küresel ısınmanın iklim olayları üzerindeki etkisini açıklıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Kışın yapılacak doğa etkinliklerinde yazın kullandığımız ekipmanlara bazı ilaveler yapmamız gerekir. Bunlardan en önemlileri termos, tozluk, güneş gözlüğü, eldiven ve başımızı korumak için bere veya kar maskesidir (balaklava).

Ekoloji / Çevre Bilim

Eskiden beri insanlar tarafından değerli bir mücevher olarak kullanılan doğal incilerin çoğunun kaynağı denizde yaşayan istiridyelerdir. İstiridyeler yumuşakçalar şubesinde yer alan, denizde yaşayan kabuklu canlılardır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Havaların soğumasıyla birlikte doğa kabuğuna çekilir ve yeryüzü -özellikle de yüksek kesimler- karla kaplanır. Bu durum kışın doğayı keşfedemeyeceğimiz anlamına gelmemeli. Kış mevsiminde de doğada yapabileceğimiz farklı etkinlikler var.

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika yolculuğumuzun üçüncüsü 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında 17 kişilik Türk araştırma ekibi Antarktika’ya doğru yola çıktı.

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Proceedings of The National Academy of Sciences (USA)’da yayımladığı sonuçlar, Antarktika’daki yıllık buz kütlesi kaybının 40 yıl öncesine göre altı kat arttığını gösteriyor.