Skip to content Skip to navigation

Ötegezegen Avcısı TESS Uzay Teleskobu

Prof. Dr. Berahitdin Albayrak ve Arş. Gör. Ekrem Murat Esmer
11/03/2019 - 17:16

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneş Sistemi’nin dışındaki gezegenleri (ötegezegen olarak adlandırılır) keşfetmek için tasarladığı Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) 18 Nisan 2018’de ABD’deki Cape Canaveral Üssü’nden SpaceX Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatıldı. Başarılı bir şekilde yörüngeye oturan TESS enerji ihtiyacını karşıladığı ikiz güneş panellerini açarak çalışmaya başladı.

Peki TESS, temel görevi olan ötegezegen avcılığını nasıl yapıyor?

TESS gökyüzünü sürekli tarayıp yıldızlardan gelen ışığı ölçerek ötegezegenlerin geçişlerini yakalamaya çalışıyor. Etrafında dolandıkları yıldıza çok uzak gaz devi gezegenler dışındaki ötegezegenleri doğrudan gözlemleyemeyiz, ancak bir ötegezegen etrafında dolandığı yıldızın önünden geçerken yıldızdan Dünya’ya ulaşan ışık miktarında azalma olur. Transit yöntemi (geçiş yöntemi) ile ışık miktarındaki bu azalmalar tespit edilerek ötegezegenlerin varlığı hakkında çıkarımlar yapılır. Örneğin gezegenin büyüklüğü, yörüngesinin şekli ve yıldızın etrafında dolanma süresi yani yörünge periyodu belirlenebilir.

NASA - Goddard Space Flight Center

TESS geçiş olaylarını gözleyerek ötegezegen adaylarını tespit ediyor. Ardından Dünya üzerinde kurulu daha büyük teleskoplar kullanılarak daha detaylı çalışmalar yapılacak. Örneğin gezegenlerin kütlesi, yoğunluğu, yapısı ve atmosferi hakkında bilgi sahibi olmak mümkün hale gelecek.

TESS gökyüzünün neredeyse tamamını tarayarak ötegezegenleri tespit etmeye çalışan ilk uzay teleskobu. TESS’in birbiriyle aynı özelliklere sahip dört kamerası var. Kameraların her birinin görüş alanı 24 derece x 24 derece. Dört kamera birlikte gökyüzünde 24 derece x 96 derecelik bir alanı görüntüleyebiliyor. Bu alanların her birini 27 gün boyunca görüntüleyen TESS iki yıl sürmesi planlanan görevin sonunda gökyüzünün %85’inden fazlasını (Kepler Uzay Teleskobu tarafından görüntülenen alanın yaklaşık 400 katı) görüntüleyebilecek.

NASA

TESS farklı büyüklüklerdeki ötegezegenleri tespit edebiliyor. Özellikle büyüklüğü Dünya ile Neptün arasında olan, yıldızına uygun uzakta bulunan ve yaşam barındırma potansiyeline sahip gezegenleri keşfetmesi bekleniyor. TESS iki yıl boyunca tüm gökyüzündeki parlak 200 bin yıldızı gözleyerek geçiş olaylarını tespit etmeye çalışacak. Ayrıca özellikle 2021’de uzaya fırlatılarak göreve başlaması planlanan James Webb Uzay Teleskobu’nun detaylı incelemeler yapması için hedefler belirleyecek. TESS, 2009-2018 yılları arasında görev yapan ötegezegen avcısı Kepler Uzay Teleskobu ile karşılaştırıldığında, Dünya’ya daha yakın ve parlak yıldızları gözleyebiliyor.

İstatistiğe dayalı tahminler TESS’in 1500 gezegenin keşfinde rol alacağını gösteriyor. Bu gezegenlerin 500 kadarının Dünya’ya benzer büyüklükte ya da süperdünya olarak adlandırılan, kütlece Dünya’dan biraz daha büyük kayaç gezegenler olması bekleniyor. Kayaç gezegenlerin gökadamızda ne sıklıkta bulunduğu, ne tür yıldızların etrafında dolandıkları ve ne kadarının yaşamı destekleyebilecek koşullara sahip olduğuyla ilgili önemli bilgiler verecek olan TESS, “Evrende yalnız mıyız?” sorusuyla ilgili de çok önemli veriler sağlayabilir.

Kaynaklar:

Yazarlar Hakkında:

Prof. Dr. Berahitdin Albayrak
Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Eski Öğretim Üyesi
 
Ekrem Murat Esmer
Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Mars ile Jüpiter’in yörüngeleri arasındaki bölgede yer alan Asteroit Kuşağı’ndaki Hygiea’ın bu dört kriterden ilk üçünü sağladığı biliniyordu. Ancak geçmişte gökcisminin şeklinin tam olarak nasıl olduğu hakkında bir fikir edinilememişti.

Gökbilim ve Uzay

Yılın son ayında gökyüzünde çıplak gözle gözleyebileceğiniz beş gezegeni de görme fırsatı bulabilirsiniz. Mars ve Merkür aralık ayında Güneş’in doğuşundan önce gökyüzünde. Ayın ilk yarısında Merkür ve Mars'ı Başak Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Spika ile birlikte doğu-güneydoğu ufkunun üzerinde görebilirsiniz.

Gökbilim ve Uzay

Yakın zamanlarda Avrupa Güney Gözlemevi’nde (ESO) kurulu Çok Büyük Teleskop’ta (VLT) bulunan X-shooter tayfçekeri yardımıyla elde edilen tayfları analiz eden araştırmacılar, yeni oluşmuş ağır bir elementi ilk kez gözlemsel olarak tespit etti.

Gökbilim ve Uzay

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Nükleer Radyasyon Dedektörleri Uygulama ve Araştırma Merkezinde (NÜRDAM) Türk bilim insanları tarafından geliştirilen ve üretilen yerli nükleer radyasyon dedektörleri radyasyon ölçümlerin hassas ve güvenli bir şekilde yapılmasına imkân sağlayabilecek.

Gökbilim ve Uzay

Günümüzde gezegenleri, yıldızları, gökadaları, bulutsuları ve diğer gökcisimlerini gözlemlemek için gelişmiş gözlemevleri yani rasathaneler kullanılıyor. Bu rasathanelerin bazıları yeryüzünde kuruluyken bazıları uzayda görev yapıyor. 

Gökbilim ve Uzay

Satürn hiç de fotoğrafta görüldüğü gibi sakin bir yer değil. Güneş Sistemi’nin bilinen en fazla uyduya sahip gezegeni olan Satürn’ün atmosferinde devasa fırtınalar gerçekleşiyor.

Gökbilim ve Uzay

Kasım ayında nadir gerçekleşen bir gök olayına tanık olabilirsiniz. Merkür, 11 Kasım’da Güneş’in önünden geçiyor. Ancak unutmayın! Geçişi ister çıplak gözle, ister dürbünle, ister teleskopla gözlemleyin, mutlaka uygun bir güneş filtresi kullanmaya dikkat edin. Çünkü Güneş’e doğrudan bakmak gözünüzde kalıcı hasarlara neden olabilir.

Gökbilim ve Uzay

Hawaii’deki Mauna Kea Dağı’ndaki Subaru Teleskobu’yla yapılan gözemler sonucunda Satürn’ün 20 yeni uydusu keşfedildi. Böylece Satürn’ün bilinen uydularının sayısı 82’ye çıktı.

Gökbilim ve Uzay

Mars, 2 Eylül’de yörünge hareketi sırasında Güneş’in arkasından geçmişti. Bu süreçte Güneş ile aralarındaki açısal mesafe küçük olduğundan Mars’ı Güneş’in parlaklığı nedeniyle birkaç hafta boyunca gözlemlemek mümkün olmadı. Mars ekim ayının ortasından itibaren doğu ufkunun üzerinde tekrar ortaya çıkıyor.

Gökbilim ve Uzay

Trigonometri lisede matematik dersinde karşılaştığınız ve belki de anlamakta zorlandığınız konulardan biri. Dik üçgenlerin iç açıları ve kenar uzunlukları arasındaki bağlantılarla ilgili matematiğin bu dalı size soyut gelebilir. Geçmişte insanlar denizcilikte, haritacılıkta ve astronomi yani gökbilimde karşılaştıkları problemleri çözmek için trigonometriden faydalandı.