Skip to content Skip to navigation

Patojenlerin Keşfinden Önce Hijyen

Nurulhude Baykal
05/11/2018 - 11:53

Cep telefonlarının ve klavyelerin klozet kapaklarından daha kirli olduğunu biliyor muydunuz? Lavabo ve tuvalet gibi kirli olduğunu düşündüğümüz yüzeyleri sık sık temizleriz. Ancak sürekli dokunduğumuz ve bu yüzden temiz olduğunu varsaydığımız nesneleri daha seyrek aralıklarla temizleme ihtiyacı hissederiz.

Bulaşık süngerleri ve bezleri, diş fırçaları, klavyeler ve günlük hayatta dokunduğumuz birçok nesnede çok sayıda mikrop var. Bu durumun sebebi bunların temiz olduğunu düşünmemiz.

19. yüzyılda, hastalıkların patojenler (yani hastalık yapıcı mikroorganizmalar ve virüsler) ile yayılabildiğinin henüz bilinmediği dönemde, doktorlar patojenlerin bir hastadan diğerine bulaşmasına neden olarak hastalarının enfeksiyon kapmasına ve hatta enfeksiyondan dolayı hayatlarını kaybetmelerine neden olabiliyordu. Hastalıkların dokunma yoluyla, hele ki iyileşmek amacıyla başvurulan doktorlar aracılığıyla, bulaşabileceği görüşü o zamanlarda kolayca kabul edilmedi. Çünkü doktorlar ellerinin temiz olduğunu düşünüyordu!

Batı dünyasında hastalıkların dokunma yoluyla bulaştığı iddiası ilk defa İskoçyalı doktor Alexander Gordon tarafından ortaya atıldı. Alexander Gordon’un 1789-1792 yılları arasında yaşadığı Aberdeen şehrinde lohusa humması (doğum sırasında hijyene dikkat edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ateşli hastalık) vakaları hayli sık görülüyordu. Gordon bu vakalarla ilgili istatistik verilerini derlerken vakalardaki ortak bir nokta dikkatini çekti.

Yeni doğum yapan annenin lohusa humması nedeniyle hayatını kaybettiği vakaların tümünde görev yapan doktor ya da ebe daha önce lohusa hummalı başka bir hasta ile ilgilenmişti. Gordon, bu hastalığın dokunma yoluyla bulaştığı ve bir hastadan diğerine sağlık görevlileri aracılığıyla taşındığı sonucuna vardı. Ancak hastalıkların havayla bulaştığı görüşünün yaygın olarak kabul edildiği dönemde Gordon’un bu iddiası meslektaşları için kabul edilemez nitelikteydi. Doktorlar hastalarını iyileştirmenin her zaman mümkün olmadığını bilirler. Ancak hastaların ölümüne sebep olmak çok ağır bir suçlamaydı.

Alexander Gordon’un Aberdeen şehrinde lohusa humması üzerine yazdığı incelemenin kapak sayfası

Alexander Gordon’dan sonra ABD’li doktor Oliver Wendell Holmes da benzer görüşleri savundu. Holmes’un görev yaptığı bölgede bazı doktorların lohusa humması nedeniyle hayatını kaybeden çok sayıda hastası varken, bu hastalık nedeniyle hiçbir hastasını kaybetmeyen doktorlar da vardı. Hastalıklar havada dolaşan zehirli parçacıklar ile yayılmış olsaydı böyle bir farklılık gözlenmezdi.

ABD’li doktor Oliver Wendell Holmes şair olarak da bilinir.

Holmes’un verilerine göre Dr. Rutter’ın bir yıl boyunca görev yaptığı doğumların tümünde anneler lohusa hummasından ölüyordu. Bu durumun bir nedeni olmalıydı. Holmes 1843’te yazdığı makalede lohusa hummasının sağlık görevlileri tarafından bir hastadan diğerine bulaştırıldığını öne sürdü. Dr. Rutter ve benzer durumdaki doktorlara ait verileri tezi için kanıt gösterdi. Holmes lohusa humması vakası ile karşılaşan doktorların ameliyat malzemelerini temizlemeleri, doğum sırasında giydikleri kıyafetleri yakmaları ve en az altı ay boyunca doğumlara girmemeleri gerektiğini söyledi. Holmes’un makalesi hayli sert tepkiler aldı.

Karşıt görüştekilerin öncülüğünü Philadelphia’daki tanınmış profesörler Charles Meigs ve Hugh Lodge yapıyordu. Meigs, Holmes’un makalesini sert şekilde eleştirdi ve doktorların beyefendi olduklarını belirterek “Beyefendilerin elleri temizdir,” dedi.

Aldığı tepkiler üzerine Holmes makalesini 1855’te yeniden yayımladı ve öncelikli amacının hastalığın bulaşmasını önleyerek insanların hayatını kurtarmak olduğunu vurguladı. Holmes’un makalesi, doğrudan patojenlerden bahsetmese de, hastalıkların nasıl bulaştığını açıklamak için ortaya atılan “mikrop kuramı”nın geliştirilmesinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

Ignaz Semmelweis

1840’lı yıllarda Ignaz Semmelweis, Viyana Belediye Hastanesi’nde neredeyse salgın boyutuna ulaşan lohusa humması vakalarını araştırmaya karar verdi. Araştırmaları sonucunda doktorların farkına varmadan lohusa humması hastalarından doğum yapan diğer annelere ölümcül maddeler taşıdığı sonucuna vardı. Semmelweis, o dönemde tıp dünyasında henüz patojenlerin varlığı bilinmediği için tezini bilimsel bir temele dayandıramıyordu. Ancak ameliyatlardan önce eller klorlu suyla yıkandığında ölüm oranları %1’in altına düşüyordu. Semmelweis’in görüşleri, 1865’te hayatını kaybetmesinden birkaç yıl sonra, “mikrop kuramı”nın Louis Pasteur tarafından ispatlanmasıyla bilimsel bir temele oturdu. Hastalıklara patojenlerin yol açtığı anlaşıldıktan sonra 1870’lerden itibaren hastanelerde ve özellikle de ameliyathanelerde sterilizasyon çalışmaları zorunlu hale geldi.

 

Kaynaklar:

  • Ünal, E. ve ark., “Tıp fakültesi öğrencilerinin kullanmakta olduğu cep telefonlarında ve ellerindeki bakteri kolonizasyonuna etki eden faktörler”, Journal of Clinical and Experimental Investigations, Cilt 5, Sayı 3, s. 410-414, 2014.
  • Yener, O., “Çeşitli yaş gruplarınca kullanılan bilgisayar klavye ve mauslarında mikro floranın araştırılması”, Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2011.
  • Gedik, H., Voss, T. A., Voss, A., “Money and transmission of bacteria”, Antimicrobial Resistance and Infection Control, Cilt 2, Sayı 22, 2013.
  • Frazelle, M. R., Munro, C. L., “Toothbrush Contamination: A Review of the Literature”, Nursing Research and Practice, Cilt  2012, Makale No: 420630, 2012.
  • Hilton, A. C., Austin, E., “The kitchen dishcloth as a source of and vehicle for foodborne pathogens in a domestic setting”, International Journal of Environmental Health Research, Cilt 10, Sayı 3, s. 257-261, 2010
  • Craft, N., Tıpta Çığır Açan Buluşların Küçük Kitabı, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 2014.
  • Dunn, P. M., “Dr Alexander Gordon (1752–99) and contagious puerperal fever”, Archives of Disease in Childhood - Fetal and Neonatal Edition, Cilt 78, s. 232-233, 1998.
  • Holmes, O. W., “The Contagiousness of Puerperal Fever”, Harvard Classics, Cilt 38, Bölüm: 5, 1843.
  • Waller, J., Mikrobun Keşfi, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 2013.

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, omurgalı hayvanların görme algısında yer alan bir protein kompleksinin üç boyutlu yapısını atom ölçeğinde tespit etti.  Bu sayede spesifik olarak bu etkileşimleri hedef alan ilaçlar geliştirilebilir.

Tıp ve Sağlık

Siz de günlerin kısaldığı, havaların soğuduğu, Güneş’in daha geç doğup daha erken batmaya başladığı bu günlerde kendinizi daha mutsuz, enerjiniz d

Tıp ve Sağlık

İsveç’teki Karolinska Enstitüsünde yapılan bilimsel çalışmalar, insanların çoğunun yaşlandıkça kilo almasının sebebini ortaya çıkardı. Prof. Dr. Peter Arner ve arkadaşlarının Nature Medicine’de yayımladıkları sonuçlara göre yağ hücrelerindeki lipit döngüsü (yağların yakılma ve depolanma hızı) yaşlandıkça yavaşlıyor ve böylece daha kolay kilo alınıyor.

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne bu yıl hücrelerin oksijen seviyesini algılaması ve farklı oksijen seviyelerine uyum sağlaması ile ilgili çalışmaları nedeniyle William G. Kaelin, Peter J. Ratcliffe ve Gregg L. Semenza layık görüldü.

Tıp ve Sağlık

Çürükçül (organik atıkları parçalayan) bir mantar türü olan Candida auris’in insanlarda hastalığa yol açtığı 2009’da belirlendi. Candida auris’in değişen iklim koşulları ile birlikte insanlarda hastalık yapmaya başladığı düşünülüyor.

Tıp ve Sağlık

Türk bilim insanları tarafından geliştirilen metal kompleks bileşiğinin kolon kanseri tedavisinde kanser ilacı olarak kullanılmasına yönelik hücre kültürü ve deney hayvanları test aşamaları başarıyla geçildi. ABD ve Avrupa Birliği patent ofislerinden patenti alınan bileşiğin kanser hastaları ile gerçekleştirilecek testlerinden sonra ilaç olarak üretimine başlanabilir.

Tıp ve Sağlık

Göz tomografisi yöntemi sayesinde gözdeki mikro ölçekteki doku katmanları yüksek çözünürlükle görüntülenebiliyor. Göz hastalıklarının teşhisinde çok sık kullanılan bu yöntem beyin hastalıklarının tespitinde de kullanılabilir.

Tıp ve Sağlık

Güneş ışığının insanlar üzerinde doğrudan katkıları da vardır. Örneğin güneş ışığı vücudumuzda D vitamini üretimini artırır, uykumuzu düzenler ve ruh hâlimizi iyileştirir. Gelin, bu faydaları daha yakından inceleyelim.

Tıp ve Sağlık

Harvard Üniversitesinden David Mooney önderliğinde çalışmalar yapan bir grup araştırmacı, embriyolardan esinlenerek yetişkinlerdeki cilt yaralarını iyileştirmek için bir malzeme geliştirdi. 

Tıp ve Sağlık

Bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmamış bebekleri ve çocukları ciddi hastalıklardan korumak için yapılan aşılar ile erken yaşlarda tanışırız.