Skip to content Skip to navigation

Pokemon Go

Gürkan Caner Birer
22/07/2016 - 15:47

Pokemon Go birkaç hafta içinde teknolojiyle ilgili ilgisiz herkesin adını duyduğu bir oyun oldu. Öyle ki tüm dünyada gelmiş geçmiş en popüler oyun listelerinde en tepeye yerleşti. Gazete ve televizyonlarda Pokemon Go oynarken bir yerlere çarpan ya da bir yerlerden düşen oyuncuların haberleri yer alıyor. Pokemon avlamak için işini bırakanlar hatta giriş yasağı bulunan bölgelerde Pokemon yakalamaya çalışırken vurulanlar bile oldu.

Aslında Pokemon yeni bir oyun değil. 20 yıl önce Nintendo oyun konsolu için geliştirilmiş, ardından çizgi film, oyuncak gibi birçok yan ürünü ortaya çıkmıştı. Yakaladığı başarı ile Mario’dan sonra en çok para kazandıran oyun tabanlı medya uygulaması olmuştu. Pokemon adlı hayali yaratıkları yakalayıp eğitme üzerine kurulu oyun o zamanlarda da çok konuşulmuştu. Türkiye’de de “Seni seçtim Pikaçu!” gibi replikleri hafızlara kazınmıştı.

“Seni seçtim Pikaçu!”

Orijinal oyunda ve çizgi filmde hayali bir dünyada Pokemon (Japonca “cep canavarı” ifadesinin kısaltılmış hali) adlı yaratıklar bulunuyor. Pokemon eğiticilerinin birinci görevi bütün Pokemon türlerini toplayarak (722 bilinen tür var) Pokedex adlı Pokemon koleksiyonunu tamamlamak. Diğer görevse sahip olunan Pokemonları eğiterek Pokemon liginde şampiyon olmak. Vahşi ortamda bulunan Pokemonlar, “Poke Top” fırlatılarak yakalanıyor ve Pokemon eğiticisinin tutsağı haline geliyor. Pokemon fikrinin, oyunun üreticisi Satoshi Tajiri’nin çocukluğunda popüler olan böcek koleksiyonculuğu hobisine dayandığını söylersek konsept biraz daha anlaşılır olacaktır.

Pokemon’u tekrar gündeme getirense artırılmış gerçeklik teknolojisi oldu. Bu defa konum tabanlı bir artırılmış gerçeklik oyunu olarak karşımıza çıkan Pokemon Go, hayali Pokemon dünyasını gerçek dünya ile birleştiriyor. Oyunda Pokemon eğiticisi oluyorsunuz ve yakınlarda bulunan gerçek bir mekânda beliren sanal karakterleri oraya giderek yakalamaya çalışıyorsunuz. Bunun için de orijinal oyunda olduğu gibi üzerlerine top fırlatıyorsunuz. Artırılmış gerçeklik, gerçek dünya ile sanal dünyayı bir arada kullanan bir deneyim sunuyor. Pokemon Go oyununda da, gerçek dünyadaki bir mekâna telefon ekranından baktığınızda orada olmayan sanal bir karakteri görebiliyorsunuz. Yani Pokemon Go, gerçek mekânlarda bulunan ve cep telefonu kamerasından bakıldığında görüntülenen sanal karakterleri yakalamaya dayalı tipik bir artırılmış gerçeklik uygulaması.

Pokemon Go, bu denli popüler olunca birçok tartışmanın da odağı haline geldi. Oyun özellikle gençlerde bağımlılık yapıyor. Öte yandan diğer oyunlara nazaran oyuncuların evde oturmak yerine sokaklarda hareket halinde olması olumlu bir durum olarak algılanabilir. ABD’deki Central Park’ta kaydedilen bu görüntüler durumun pek de iç açıcı olmadığını gösteriyor. Gençler hareket etse de adeta bir zombi gibi gözlerini telefonlarından ayırmıyorlar.

Artırılmış gerçeklik uzun yıllardan bu yana gündemde olan bir konu. Bilim kurgu filmlerinde sıkça karşılaştığımız hologramlar artırılmış gerçekliğe tipik bir örnek. Ancak gerçek dünyadaki sanal nesneleri görebilmek için bir ekrana bakma zorunluluğu, artırılmış gerçeklik önündeki en büyük engel. İkinci büyük problemse bu sanal nesnelerle doğal bir şekilde iletişime geçmek. Son yıllarda geliştirilen Google Glass gibi donanımlar bir ekrana ihtiyaç duyulmaksızın, bakılan yerde sanal nesneleri görebilme imkânı sunsa da henüz istenilen noktada değiller. Artırılmış gerçeklik, önümüzdeki yıllarda erişimi daha da kolaylaştıracak yazılım ve donanımların geliştirilmesiyle hayatımızın her anında yer alacak gibi görünüyor.

Pokemon Go cephesine baktığımızda oyunun bir süre daha gündemde olacağı açık. Oyunla ilgili haberler bitmek bilmiyor. Oyuncuların oyunda geçirdikleri ortalama süre Facebook’un ortalama kullanım süresini geçmiş durumda. Oyunun üreticisinin tanıttığı ve Pokemon Go Plus adını verdiği bir aparat ise telefon ekranına bakmadığınız anlarda da size ses ve titreşimle yakındaki Pokemonlara dair uyarı veriyor.

Pokemon Go Plus

İlgili İçerikler

Bilgisayar ve İnternet

Gençlerin ve çocukların öğrenmesini kolaylaştıracak sanal gerçeklik uygulamaları ve bilgisayar oyunları geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapan Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Tüzün ile söyleşi gerçekleştirdik.

Bilgisayar ve İnternet

TÜBİTAK Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı başvuruları başladı. Başvurular 31 Ekim’e kadar devam ediyor. Proje desteği almaya hak kazanan başvurulara ait sonuçların ise önümüzdeki şubat ayında açıklanması planlanıyor.

Bilgisayar ve İnternet

Son zamanlarda özellikle robot teknolojileri alanında sıkça yararlanılan yapay zekâyla ilgili araştırmalar yapan Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Şeyda Ertekin ile yapay zekâ üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bilgisayar ve İnternet

Günlük hayattan aşina olduğumuz bilgisayarlar bir insanın yıllarca uğraşsa bile bitiremeyeceği işleri saniyeler içerisinde gerçekleştirebiliyor. Ancak çalışma ilkeleri klasik fizikle açıklanan bu bilgisayarların kapasiteleri sınırlı. Gelecekte belirli işlemleri klasik bilgisayarlardan çok daha hızlı yapabilen kuantum bilgisayarların geliştirilebileceği düşünülüyor

Bilgisayar ve İnternet

4. CodeFest programlama yarışması 23-24 Şubat 2019 tarihlerinde Üsküdar Amerikan Lisesi’nde gerçekleştirilecek.

Bilgisayar ve İnternet

Sinemada görsel efekt tasarımının sınırları her gün genişliyor. Bizi şaşırtan görüntüleri teknolojik gelişmelerin yaratıcı beyinlere sunduğu olanaklar sayesinde izleyebiliyoruz.

Bilgisayar ve İnternet

TÜBİTAK BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü tarafından lise ve üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen kriptoloji yaz okulları başvuruları 6 Ağustos’a kadar devam ediyor.

Bilgisayar ve İnternet

Özellikle gençlerin yakından takip ettiği, çevrimiçi bir ortam olarak tanımlanan sosyal medya adeta dijital dünyamız haline geldi. Gençler gün boyu -hatta geceleri- sosyal medya aracılığı ile sosyal ilişkiler kuruyor, bilgi ediniyor ve çeşitli konularda paylaşımlarda bulunuyor. Peki, sosyal medyayı bu kadar yoğun kullanmanın, sağladığı çeşitli faydaların yanı sıra, olumsuz etkileri de olabilir mi?

Bilgisayar ve İnternet

Bir grup araştırmacı, yakın zamanlarda Science Advances’ta yayımladıkları bir makalede yapay zekâ yardımıyla çok hızlı bir biçimde yeni metalik camlar tasarlamayı ve üretmeyi başardıklarını açıkladı.

Bilgisayar ve İnternet

Çocuklar nesneleri evirip çevirerek, tutup bırakarak ya da itip çekerek oyunlar oynar. Bu, küçük yaşlardan itibaren fiziksel dünyayı keşfetmelerinin bir yoludur. İşte şimdi Google’a ait DeepMind’dan ve California Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından eğitilen bir yapay zekâ uygulaması bu tür bir oyun davranışının ilk aşamalarını sergiliyor.