Skip to content Skip to navigation

Samanyolu’nun Kütlesi

Dr. Mahir E. Ocak
27/07/2015 - 18:01

Fotoğrafın büyük hali için tıklayın.

İçerisinde yer aldığımız Samanyolu Gökadası yüz milyarlarca yıldızdan oluşuyor ve yüz binlerce ışık yılı çapında çok büyük bir hacmin içine yayılıyor. Bu durum Samanyolu’nun fiziksel özelliklerinin hassas bir biçimde ölçülmesini hayli zorlaştırıyor. Örneğin Samanyolu’nun toplam kütlesi, 20. yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmelere rağmen, bugün hâlâ büyük bir kesinlikle bilinmiyor. Öyle ki, bazı tahminler diğerlerinin neredeyse dört katı kadar.

Columbia Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacı, yaptıkları son hesaplar sonucunda Samanyolu’nun kütlesindeki belirsizliği %20’ye kadar düşürmeyi başardı. Dr. A. H. W. Küpper ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları The Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Hesaplar, küresel kümeler olarak adlandırılan yıldız kümelerinin hareketlerinin gözlemlenmesine dayanıyor. Küresel kümeler, Samanyolu’nun ana yapısını oluşturan diskin etrafında dönen yıldız kümeleridir. Binlerce hatta milyonlarca yıldızın bir araya gelmesiyle oluşan bu yoğun yıldız kümeleri, milyarlarca yıl içinde yavaş yavaş dağılır.

Araştırmacılar Palomar 5 adlı küresel yıldız kümesinin yoğunluğunda yaşanan değişiklikleri ölçmüş ve elde ettikleri verileri kullanarak Samanyolu’nun kütlesini tahmin etmişler. Sonuçlar, Samanyolu’nun 60.000 ışık yılı çapındaki hacmin içinde kalan kütlesinin Güneş’inkinin 210 milyar katı kadar olduğunu gösteriyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Satürn hiç de fotoğrafta görüldüğü gibi sakin bir yer değil. Güneş Sistemi’nin bilinen en fazla uyduya sahip gezegeni olan Satürn’ün atmosferinde devasa fırtınalar gerçekleşiyor.

Gökbilim ve Uzay

Kasım ayında nadir gerçekleşen bir gök olayına tanık olabilirsiniz. Merkür, 11 Kasım’da Güneş’in önünden geçiyor. Ancak unutmayın! Geçişi ister çıplak gözle, ister dürbünle, ister teleskopla gözlemleyin, mutlaka uygun bir güneş filtresi kullanmaya dikkat edin. Çünkü Güneş’e doğrudan bakmak gözünüzde kalıcı hasarlara neden olabilir.

Gökbilim ve Uzay

Hawaii’deki Mauna Kea Dağı’ndaki Subaru Teleskobu’yla yapılan gözemler sonucunda Satürn’ün 20 yeni uydusu keşfedildi. Böylece Satürn’ün bilinen uydularının sayısı 82’ye çıktı.

Gökbilim ve Uzay

Mars, 2 Eylül’de yörünge hareketi sırasında Güneş’in arkasından geçmişti. Bu süreçte Güneş ile aralarındaki açısal mesafe küçük olduğundan Mars’ı Güneş’in parlaklığı nedeniyle birkaç hafta boyunca gözlemlemek mümkün olmadı. Mars ekim ayının ortasından itibaren doğu ufkunun üzerinde tekrar ortaya çıkıyor.

Gökbilim ve Uzay

Trigonometri lisede matematik dersinde karşılaştığınız ve belki de anlamakta zorlandığınız konulardan biri. Dik üçgenlerin iç açıları ve kenar uzunlukları arasındaki bağlantılarla ilgili matematiğin bu dalı size soyut gelebilir. Geçmişte insanlar denizcilikte, haritacılıkta ve astronomi yani gökbilimde karşılaştıkları problemleri çözmek için trigonometriden faydalandı. 

Gökbilim ve Uzay

İlk kez geçtiğimiz yıl düzenlenen TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, 17-22 Eylül tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirildi. Bu yıl 1.720.000 kişinin katıldığı etkinlik dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali oldu.

Gökbilim ve Uzay

NASA Space Apps Challenge’ın (NASA Uluslararası Uzay Uygulamaları Yarışması) Türkiye ayağı bu yıl Ankara, Elazığ ve Şanlıurfa’da düzenleniyor. Ankara’daki organizasyona 19-20 Ekim tarihlerinde ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu ev sahipliği yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Geçmişten günümüze birçok araç uçsuz bucaksız evreni keşfetmek için uzaya gönderildi. Bu araçlar Merkür, Venüs, Mars, Neptün, Satürn, Plüton ve Ay hakkında veriler topladı ve bugün de toplamaya devam ediyor. 

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.