Skip to content Skip to navigation

Sinemada “Sonbahar Etkisi”: Televizyonların Yükselişi

Dr. Vedat Güntay
02/08/2019 - 11:33

Eğlence dünyasının yeni aracı: televizyonlar

1950’ler sinemada seyirci sayısının azaldığı yıllar olarak tarihe geçer. Bunun en önemli nedeni, şehirlere taşınan ailelerin, ucuz ve erişilebilir olmasından dolayı televizyonu eğlence aracı olarak seçmesiydi. Televizyon o yıllarda toplumda hızlı bir şekilde yaygınlaşıyordu ve birçok aile tarafından satın alınıyordu. Aileler evlerinde televizyonlarını izlerken geleneksel sinema seyircisinin profili de değişiyordu. Daha çok genç kitlelerin uğrak yeri hâline gelen sinema salonları zamanla boşalmaya başladı. Bu durum film endüstrisini ve film stüdyolarını korkuttu. Sinema tarihinde ilk defa film endüstrisi ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı. Haftalık olarak sinema salonlarına giden kişi sayısı 1948’de 90 milyona ulaşmışken 1952’de bu sayı 51 milyon civarına geriledi.

Film endüstrisi, teknolojinin hareketli görüntüye getirdiği yeni yöntemleri kullanarak televizyonun bu meydan okumasını zaman içinde kendi lehine çevirmeye çalıştı. Birçok film şirketi Eastman Kodak firmasının geliştirdiği tek şeritli renk işleme yöntemi sayesinde renkli film üretimine geçti. Küçük ekranlarda bulanık siyah-beyaz görüntü sunan televizyon ise renkli ve kaliteli görüntülere sahip olan sinemanın büyük film perdesi karşısında başarısını uzun süre devam ettiremedi. Renk faktörü film endüstrisine ticari açıdan büyük katkı sağladı.

Hedef Ay filminden bir sahne

1940’lar ve sonrasında korku türünün film endüstrisinde popülerliğinin arttığını gözlemlemiştik. Bilim kurgu ise hâlâ tam anlamıyla tanınan bir tür değildi. 1950 yılında yönetmenliğini Irving Pichel’in yaptığı Hedef Ay son on yılın en büyük bilim kurgu filmi olarak seyirciyle buluştu. O yıllarda dünya genelindeki  siyasal ve toplumsal gelişmelerden dolayı ciddi bir ticari başarı elde eden film, 1951 yılında “En İyi Özel Efekt” kategorisinde Akademi Ödülü’ne (Oscar Ödülü) layık görüldü.

The Robe filminin afişi

1952’de Cinerama olarak adlandırılan, üç ayrı projeksiyon cihazından çıkan görüntünün eşleştirilerek perde üzerine çok daha geniş açıda görüntü yansıtılabilmesini sağlayan sinema görüntü yöntemi icat edildi. Ancak bu icat sinema salonları için bazı zorlukları da beraberinde getirdi. Sinema salonlarında daha önce olmayan ilave ekranlar, projeksiyon cihazları ve bu cihazları kullanabilen çalışanlara ihtiyaç duyulması bunlardan bazılarıydı. Bu zorluklardan dolayı, 1953’te, görüntü yansıtma işlemini kolaylaştıran CinemaScope (Sinemaskop) ortaya çıktı. CinemaScope sisteminde, projeksiyon cihazındaki özel anamorfik lensler sayesinde çekim sırasında görüntü yanlardan sıkıştırılmış bir şekilde kaydediliyor, gösterim sırasında ise sıkıştırılmış görüntü yine benzer anamorfik lensler aracılığı ile açılarak/yayılarak geniş ekrana yansıtılıyordu. 20th Century Fox yapım şirketi bu yöntemin gelişme sürecine öncülük etti ve 1953’te yönetmenliğini Henry Koster’in yaptığı The Robe filmiyle bu tekniği tanıttı. Birkaç yıl içinde diğer film stüdyoları SuperScope, WarnerScope ve Panavision gibi farklı isimler adı altında aynı tekniği kullandı. 1950'lerin sonlarına doğru, büyük film stüdyoları tarafından yayınlanan filmlerin birçoğu geniş bir ekranda gösterilecek şekilde çekildi ve sinema salonlarının çoğunun altyapısı bu filmlerin gösterimi için uygun hâle getirildi. 1960’lara gelinirken ABD’deki sinema salonlarının hemen hemen tamamı CinemaScope yöntemini kullanmaya başladı.

1950’lerin arabalı sinema salonları

1950’li yıllarda film endüstrisinin bir diğer önemli buluşu olan üç boyutlu filmler yine televizyon karşısında seyirci kitlesini artırmak amacıyla ortaya çıktı. Sinema, müzikallerden korku türüne bütün filmlerde bu yeni tekniği kullanarak popülerliğini tekrar kazanmaya çalıştı. Öp Beni Kate (1953) ve Balmumu Evi (1953) bu filmlerin öne çıkan örnekleri oldu. Üç boyutlu filmler o yıllarda sevilmesine rağmen kısa zamanda seyircilerin gözünden düştü. Özel gözlükler kullanma zorunluluğu üç boyutlu filmleri ticari açıdan olumsuz etkiledi. Bu durum film stüdyolarını televizyon karşısında seyirci kitlesini artırmanın başka bir yolu olarak gördükleri arabalı sinema fikrine yöneltti. Özellikle şehirleşme ve buna bağlı olarak gerçekleşen araba satışlarındaki hızlı artış bu fikri destekledi. Bunun sonucunda binlerce arabalı sinema salonu ortaya çıktı. Artık birçok insan arabalarında oturarak film seyrediyor ve böylece geleneksel sinema salonlarına gitmelerine gerek kalmıyordu. Böylece sinemanın çehresi hiç olmadığı kadar değişti.

Bu yazımızda 1950’li yılların başlarında ortaya çıkan yeniliklere ve sinemada “sonbahar etkisi” yaratan önemli gelişmelere değindik. Gelecek yazımızda 1950’li yıllar ve sonrasında film endüstrisinde yaşanan gelişmeleri ele almaya devam edeceğiz.

 

Yazar Hakkında:
Dr. Vedat Güntay
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İlgili İçerikler

Teknoloji

Sinemada Rönesans (yeniden doğuş) dönemi olarak adlandırılan 1970’li yıllarda, sinema tarihine damgasını vuran filmler vizyona girdi. Bu dönemdeki teknolojik buluşlar, görsel efekt tasarımı alanında yeni tekniklerin ve yöntemlerin geliştirilmesine imkân sağladı ve bu yıllarda çekilen filmlerin başarılı olmasında ve sinemanın eski canlılığını kazanmasında önemli rol oynadı.

Teknoloji

Dünyanın en büyük havacılık festivallerinden biri olan TEKNOFEST’in teknoloji yarışmalarının başvuruları başladı. 23 farklı kategoride düzenlenecek yarışmalar için son başvuru tarihi 28 Şubat.

Teknoloji

Haberleşme sistemleri alanında uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları sebebiyle TÜBİTAK 2019 yılı Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Erdal Arıkan ile 5G teknolojisi ve “kutupsal kodlama” ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Teknoloji

Vermont ve Thuft üniversitelerinde çalışan bir grup araştırmacı kurbağa embriyolarından alınan kök hücreleri kullanarak canlı robotlar üretti. Dr. Sam Kriegman ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma ile ilgili makale Proceedings of The National Academy of Sciences (USA)’da yayımlandı.

Teknoloji

16. TÜBİTAK Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları başvuruları başladı. Başvurular 2 Mart’a kadar devam edecek ve bu yıldan itibaren challenge.tubitak.gov.tr adresinden çevrimiçi olarak yapılacak.

Teknoloji

Günümüzün en dikkat çekici teknolojik gelişme alanlarından biri otonom sürüş teknolojileri. Bu dönemde geliştirilen otonom araçların öndeki araçla mesafeyi uygun değerde sabit tutmak, bulunulan şeridi takip etmek gibi işlevleri yerine getirmesi bekleniyor. 

Teknoloji

2020’de ismini en çok duyacağımız gökcismi muhtemelen Mars olacak. Mars’ın yüzeyine araç indirmeyi planlayan çeşitli uzay ajansları var. NASA, Mars 2020 aracıyla gezegenin yüzeyinden taş örnekleri toplamayı ve daha sonraları yapılması planlanan başka bir görevle de bu örnekleri Dünya’ya getirmeyi planlıyor.

Teknoloji

Elon Musk ağustos ayında Tesla elektrikli araçların bataryalarının 1,5 milyon kilometreden fazla dayanabileceğini söylemişti. Kanada’daki Dalhousie Üniversitesinde çalışan araştırmacıların geliştirdiği lityum iyon batarya teknolojisi 20 yıldan ya da 1,5 milyon kilometreden fazla sorunsuz çalışabiliyor.

Teknoloji

TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı tarafından yürütülen 4006-TÜBİTAK Bilim Fuarları Destekleme Programı proje başvuruları başladı. Başvurular 26 Kasım – 30 Aralık 2019 tarihleri arasında devam ediyor.

Teknoloji

Bisiklet sürüyorsunuz ve saati kontrol etmeniz gerekti. Kolunuzdaki saate ya da cep telefonunuza bakmadan saati elinizin üzerine yapıştırdığınız bir çıkartma üzerinden okumak ister miydiniz? Çin’deki Nanjing Üniversitesi ve Lanzhou Teknik Üniversitesinden bilim insanları insan cildine yapışabilen, esnek çıkartma şeklinde bir saat geliştirdi.