Skip to content Skip to navigation

Tembel Hayvanlar Üzerine Bilinmeyenler

Mehmet Şen
23/10/2018 - 08:30

Türkiye canlı çeşitliliği açısından hayli zengin bir ülke olmasına rağmen ülkemizde yaşamayan hayvan türleri de var. Bu hayvanlardan bazılarını hayvanat bahçelerinde görme imkânı bulabiliyoruz. 2015 yılında Darıca Hayvanat Bahçesi’ne daha önce Türkiye’deki herhangi bir hayvanat bahçesinde karşılaşmadığımız bir hayvan geldi. Bu canlının adı tembel hayvan. Peki, tembel hayvanların neden bu şekilde isimlendirildiğini bilmek ister misiniz?

Günde ortalama 35-40 metre mesafe kateden tembel hayvanlar çok yavaş hareket ettikleri için farklı dillerde bu şekilde isimlendiriliyor. Aslında bu ifade tek bir canlı türü için kullanılmıyor. İki parmaklı ve üç parmaklı olmak üzere iki gruba ayrılan tembel hayvanların toplam altı farklı türü var. Boyları ortalama 60 cm olan tembel hayvanlar Orta ve Güney Amerika’daki tropikal ormanlarda yaşar.

Tembel Hayvan

Tembel hayvanlar kedigillere ve yırtıcı kuşlara av olmamak için geceleri hareket eder ve gündüzlerini uyuyarak geçirirler. Ancak bu durum bütün tembel hayvanlar için geçerli değildir. Örneğin üç parmaklı tembel hayvan türlerinden biri olan cüce tembel hayvanlar (Bradypus pygmaeus) diğerlerinden farklı olarak günün her saatinde hareket halinde olabilir. Çünkü cüce tembel hayvanların yaşadığı Escudo de Veraguas Adası’nda yırtıcı hayvanlar bulunmaz. Dolayısıyla yırtıcı tehdidi ile karşılaşmadıklarından istedikleri saate kadar uyuyabilirler.

Yapılan araştırmalar bu bilgileri destekliyor. Örneğin bilim insanları vahşi yaşama uyum sağlamış tembel hayvanlar ile laboratuvar ortamında yaşayan tembel hayvanların uyku saatlerini karşılaştırmış ve yırtıcı hayvan tehlikesi ile karşı karşıya olmayan laboratuvar hayvanlarının 15 saat, vahşi doğada yaşayan hayvanların ise 9 saat uyuduğunu tespit etmişlerdir.

Bilim insanları tembel hayvanların bugüne kadar nesillerinin nasıl tükenmemiş olmasının hayli ilgi çekici olduğunu düşünüyor.

Bu yavaş dostlarımızın yaşama tutunabilmeleri için öncelikle yırtıcılara yem olmaması gerekiyor. Peki, ağaçlarda yaşayan ve çok hızlı hareket edebilen bir maymun kartalların avı olabiliyorken tembel hayvanlar bu yırtıcılardan nasıl korunabiliyor?

Bu sorunun cevabı tembel hayvanların kamuflaj yeteneği ile açıklanabilir. Tembel hayvanların kürklerinde yer alan algler ve mantarlar yeşilimsi bir renk verir. Böylece tembel hayvanlar üzerinde yaşadıkları ağaçlardan ayırt edilemez ve yırtıcı hayvanlar tarafından fark edilmeleri zorlaşır.

Tembel hayvanlar genel olarak üzerinde yaşadıkları ağaç yapraklarını ve böcekleri yer. Besinlerden aldıkları enerji tembel hayvanlarla yaklaşık aynı boyuttaki diğer memelilerle karşılaştırıldığında yetersizdir. Ancak tembel hayvanlar çok az hareket edip çok az enerji harcar. Ayrıca vücut sıcaklıkları (ortalama 32ºC) görece düşüktür, dolayısıyla vücut ısılarını korumak için fazla enerji harcamazlar.

Son yıllarda yapılan araştırmalar tembel hayvanların anatomik özelliklerinin enerjilerini verimli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olduğunu gösteriyor. Tembel hayvanların kolları uzun, kürek kemikleri ise kısadır. Bu sayede ağaçlarda baş aşağı asılı durabilen tembel hayvanlar daha rahat dönüp daha kolay hareket edebiliyor.

Tembel hayvanların metabolizma hızı çok düşüktür. Bu canlıların temel besin kaynağı selülozdur. Midelerinin çok sayıda bölümden oluşması sayesinde tükettikleri besinlerdeki selülozu sindirebilirler. Tembel hayvanların sindirim süreci çok uzun sürer. Bu sayede tükettikleri hiçbir besini ziyan etmeden sonuna kadar sindirebilirler.

Zamanlarının çoğunu ağaçların üzerinde geçiren tembel hayvanlar dışkılarını yerde yapar. Bilim insanları enerjilerini bu kadar tasarruflu kullanan tembel hayvanların neden dışkılamak için ağaçtan indiğini anlamakta zorlanmışlar. Ayrıca tembel hayvanların yere inmesi yırtıcı hayvanlar tarafından yakalanmalarını kolaylaştırır. Çünkü yapılan araştırmalar tembel hayvan ölümlerinin yarısının yerde yırtıcılara av olmalarından kaynaklandığını gösteriyor.

Tembel hayvanların dışkılarını yere bırakmalarının koku aracılığıyla çevredeki diğer tembel hayvanlarla iletişim kurmaları ve eş bulmalarıyla ilişkili olabileceği düşünülüyor. Yapılan son araştırmalar ise bu durumun beslenmeyle yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Tembel hayvanların kürklerinde güveler yaşar. Güveler yumurtalarını tembel hayvanın dışkısının üzerine bırakarak larvalara besin sağlar. Larvalar tekrar güve halini alınca uçarak ağaç tepelerinde yer alan tembel hayvanların kürklerinin içine girerek kendilerine ev ve eş bulur. Peki, bu durumdan tembel hayvanın kazancı nedir? Tembel hayvanların kılları arasındaki güve ve alg sayısı ile azot miktarı arasında bir ilişki olduğu belirlendi. Tembel hayvanların kürkündeki ölen güvelerin mantarlar tarafından parçalanması sonucu açığa çıkan azot alg miktarının artmasını sağlıyor olabilir. Tembel hayvanların kürkündeki alg sayısı arttıkça daha iyi kamufle olabiliyorlar.

Yapılan yeni araştırmalar tembel hayvanların algleri besin kaynağı olarak da kullanabileceğini gösteriyor. Bol miktarda sindirilebilir yağ içeren algler tembel hayvanlar için verimli bir enerji kaynağı olabilir.

Peki, insanlar tembel hayvanların yaşamlarını etkiliyor mu? Yapılan araştırmalar insan faaliyetlerinin tembel hayvanların yaşam alanlarına zarar verdiğini gösteriyor. Örneğin son yıllarda insanlar cüce tembel hayvanların yaşadığı adaya yerleşmeye başladı. İnsan kaynaklı etkinlikler sonucu ormanların zarar görmesi, tembel hayvanların evsiz ve savunmasız kalmasına neden oldu.

Bilim insanları ormanların yok edilmesi nedeniyle tembel hayvanların zarar görmesini engellemek için çalışmalar yapıyor. Ormanlık alanın tarım arazisi yapıldığı bir bölgeye bilim insanları kakao, muz ve ananas ağaçları dikti. Sonuçta tembel hayvanların kakao ağacını daha çok tercih ettikleri ve diğer ağaçlarda vakit geçirmedikleri belirlendi. Ormanların yok edildiği bölgelere kakao ağacı dikilebilir. Böylece hem tembel hayvanlara güvenli bir barınak sağlanabilir hem de kakao ağacının meyvesi bu hayvanlar için yüksek enerjili bir besin kaynağı olabilir.

 

Kaynaklar:

 
Yazar Hakkında:
Mehmet Şen
Orta Doğu Teknik Üniversitesi İlköğretim Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
Araştırma Görevlisi

İlgili İçerikler

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.

Biyoloji

Bilkent Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ile sentetik biyoloji ve genetiği değiştirilmiş biyosistemlerin oluşturulması amacıyla sürdürdüğü çalışmaları üzerine videolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Yapılan farklı araştırmalar karıncaların kendi vücut ağırlıklarının 10-50 kat fazlasını taşıyabildiklerini gösteriyor. Peki, karıncalar nasıl bu kadar kuvvetli olabiliyor?

Biyoloji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edildiği, su ve enerjinin verimli kullanıldığı, hava kalitesinin artırıldığı, geri dönüştürülebilen malzemelerden yapılan yeşil binalar içinde yaşayanların verimliliğini artıracak şekilde tasarlanıyor.

Biyoloji

İskorpitgiller takımında yer alan uçan kırlangıç balığı dünyada tuzlu, sıcak ve ılıman denizlerde yaşar.

Biyoloji

Karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen ve oksijen canlıların yapısında bulunan temel elementlerdir. Bu elementler ekosistemde sürekli olarak bir formdan başka bir forma dönüştürülür ve canlılar tarafından yaşamsal faaliyetler için tekrar tekrar kullanılır. 

Biyoloji

Türkiye doğasında zehirli ve zehirsiz birçok büyük mantar türü bulunuyor. Mantarların zehirli olup olmadığını anlamak ise hiç kolay değil. Çünkü aynı ortamda yaşayabilen mantarlar şekillerine, renklerine ve kokularına göre kolayca ayırt edilemezler.

Biyoloji

Hücrelerimizde genetik bilgiyi taşıyan molekül olan DNA’nın keşfinden bu zamana kadar hayli yol alındı. Bu yıl 66.’sı kutlanan 25 Nisan DNA Günü’nde, 1860’lardan bugüne kadar genler üzerinde yapılan araştırmalara ve bu alanda yürütülen büyük projelere göz atmaya ne dersiniz?