Skip to content Skip to navigation

Türkiye’nin Uçan Yırtıcısı Şah Kartal

Ayşenur Okatan
21/03/2019 - 15:58

Atmacagiller ailesinin bir üyesi olan şah kartal dünyada Kıbrıs da dâhil olmak üzere Güney Avrupa’dan Güney Rusya’ya kadar geniş bir alanda yaşar. Türkiye’de ise özellikle İç Anadolu ve Ege taraflarında görülür.

Geniş kanat açıklığı ve büyük gövdesiyle kartal türleri içinde en iri olanıdır. Kanat açıklıkları 215 cm, boyları ise 92 cm kadar olabilir. Erişkin bir bireyin sırtı siyah-kahverengi, gövdesi koyu kahverengi, baş ve ense kısımları ise altın sarısı rengindedir. Ense kısmında pelerine benzer beyaz bir benek vardır. Bu nedenle şah kartal ya da imparator kartal adıyla bilinir. Yavrular ise daha açık ve alacalı renktedir.

Daha çok ormanlık bölgelerde yaşamayı tercih etseler de tepeler, dağlar ve nehir boyları gibi yerlerde de bulunurlar. Göçebe hayvanlardır. Göç sırasında farklı yaşam alanlarında görülebilirler. Genellikle açık alanlarda ve sulak bölgelerde avlanırlar. Besin kaynaklarını ise tavşan, yer sincabı gibi küçük memelilerin yanı sıra bazı sürüngen ve kuşlar oluşturur. Avlanırken önce açık alanların ve ormanlık bölgelerin sınırlarının üzerinde yavaşça uçarlar. Daha sonra çok iyi görme becerilerini kullanarak avlarının yerini belirler ve hızlı bir biçimde aşağıya doğru süzülerek onları yakalarlar.

Şah kartalların keskin gözleri avlarını çok uzak mesafelerden seçebilmelerini sağlar.

Yuvalarını özellikle tek bulunan ve çevreyi rahatça görebilecekleri ağaçlara yaparlar. Her yıl yuvalarını yenileyerek aynı yuvada kalırlar. Dişiler yılda iki bazen de üç yumurta yapar. Yaklaşık 43-45 gün sonra yavrular yumurtadan çıkar. Yumurtadan çıkan yavrular dört yılda olgunlaşır. 

Türkiye’de bulunan türü Asya imparator kartalı (Aquilaheliaca) olarak da adlandırılır. Şah kartal, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından hazırlanan Kırmızı Liste’nin “Duyarlı” kategorisinde yer alıyor. Tekrar ağaçlandırma amaçlı orman kesimleri, özellikle yaşlı ormanların tahrip edilmesi, yasa dışı ağaç kesimi, avlarının ilaçlama gibi tarımsal etkenlerden dolayı azalması vs. nedenler türün yaşam alanlarını daraltıyor.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.

Biyoloji

Bilkent Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ile sentetik biyoloji ve genetiği değiştirilmiş biyosistemlerin oluşturulması amacıyla sürdürdüğü çalışmaları üzerine videolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Yapılan farklı araştırmalar karıncaların kendi vücut ağırlıklarının 10-50 kat fazlasını taşıyabildiklerini gösteriyor. Peki, karıncalar nasıl bu kadar kuvvetli olabiliyor?

Biyoloji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edildiği, su ve enerjinin verimli kullanıldığı, hava kalitesinin artırıldığı, geri dönüştürülebilen malzemelerden yapılan yeşil binalar içinde yaşayanların verimliliğini artıracak şekilde tasarlanıyor.

Biyoloji

İskorpitgiller takımında yer alan uçan kırlangıç balığı dünyada tuzlu, sıcak ve ılıman denizlerde yaşar.

Biyoloji

Karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen ve oksijen canlıların yapısında bulunan temel elementlerdir. Bu elementler ekosistemde sürekli olarak bir formdan başka bir forma dönüştürülür ve canlılar tarafından yaşamsal faaliyetler için tekrar tekrar kullanılır. 

Biyoloji

Türkiye doğasında zehirli ve zehirsiz birçok büyük mantar türü bulunuyor. Mantarların zehirli olup olmadığını anlamak ise hiç kolay değil. Çünkü aynı ortamda yaşayabilen mantarlar şekillerine, renklerine ve kokularına göre kolayca ayırt edilemezler.

Biyoloji

Hücrelerimizde genetik bilgiyi taşıyan molekül olan DNA’nın keşfinden bu zamana kadar hayli yol alındı. Bu yıl 66.’sı kutlanan 25 Nisan DNA Günü’nde, 1860’lardan bugüne kadar genler üzerinde yapılan araştırmalara ve bu alanda yürütülen büyük projelere göz atmaya ne dersiniz?