Skip to content Skip to navigation

Uzayın Sınırında Gece Parlayan Bulutlar

Dr. Tuba Sarıgül
12/12/2017 - 14:33

Doğrudan göremesek bile su, küçük gaz molekülleri şeklinde her an çevremizde. Yaşadığımız ortamdaki hava toz zerrecikleri gibi küçük parçacıklar da barındırıyor. Hava soğuduğu zaman gaz halindeki su moleküllerinin bir kısmı ortamdaki katı parçacıkların üzerine -atmosferin sıcaklığına ve yüksekliğe bağlı olarak su damlacıkları ya da küçük buz kristalleri şeklinde- yoğunlaşır. Bu parçacıkların etrafındaki su damlacıkları zamanla büyür ve diğer su damlalarıyla birleşerek bulutları oluşturur.

Bulutlar birkaç farklı biçimde sınıflandırılıyor. Uluslararası sınıflandırma ise bulutların yüksekliklerine göre yapılıyor.

Alçak seviye bulutları, 2000 m yüksekliğe kadar görülebilen ve çoğunlukla su damlacıklarından oluşan bulutlardır. Genellikle yağmur ve kar gibi yağış getiren, koyu gri renkli nimbostratüs türü bulutların yanı sıra stratüs ve stratokümülüs türü bulutlar da bu grupta yer alır.

Orta seviye bulutları, 2000-6000 m yüksekliklerde görülür. Altostratüs ve altokümülüs olmak üzere iki türü bulunan bu bulutlar yüksekliğe, mevsime ve atmosferin sıcaklığına göre sıvı su damlacıklarından, buz kristallerinden ya da bunların karışımından oluşabilir.

Yüksek seviye bulutları, 6000-12.000 m yükseklikte görülür. Bu grupta yer alan sirrus, sirrostratüs ve sirrokümülüs türü bulutlar neredeyse tamamen buz kristallerinden oluşur.

Yukarı doğru büyüyen bulutlardan kümülüs ve kümülonimbus türü bulutlar, sıcak havanın yükselmesi sonucu soğuması ve yoğunlaşması ile oluşur. Bu bulutlar gökyüzü boyunca yayılmaz, atmosferin üst katmanlarına doğru dikey olarak büyürler. Kümülüs bulutları alçak irtifalarda bulundukları zaman iyi havanın habercisidir, fakat yükseldikçe yağışa neden olurlar. 12.000 m’yi aşan yüksekliklere ulaşabilen kümülonimbus türü bulutlar şiddetli yağış ve fırtınalara sebep olabilir.

Güneş battığı ve hava kararmaya başladığı halde bulutların hâlâ aydınlık olduğu bu olağan dışı durumun sebebi gece parlayan (noctilucent) bulutlardır. 80 km yüksekliğe ulaşabilen bu bulutların uzayın sınırında olduğu söylenebilir.

Bu tür bulutlara “gece parlayan” isminin verilmesi tesadüf değil. Çünkü Dünya’nın en yüksek bulutlarını oluşturan buz tanecikleri, güneş battıktan sonra, ufuk çizgisinin altındayken bile güneş ışınlarını yansıtabiliyor.

Gece parlayan bulutların keşfedilme hikâyeleri hayli ilginç. 1883 yılında Endonezya’daki Krakatoa Yanardağı’nın patlamasından sonra atmosferde 50 km yüksekliğe kadar ulaşan kül bulutlarının içindeki toz zerrecikleri, uzun süre dünya genelinde olağanüstü güzellikte gün batımlarının görülmesine neden oldu. Patlamadan üç yıl sonra Robert Leslie, karanlık gökyüzünde mavi aydınlık şeritler fark ettiği zaman gece parlayan bulutları keşfetmiş oldu ve gözlemleri Nature dergisinde yayımlandı. Başlangıçta volkanik kül bulutları olduğu zannedilen bu bulutlar, Krakatoa’nın külleri çöktükten sonra da gözlenmeye devam etti.

Nispeten geç keşfedildiğini söyleyebileceğimiz gece parlayan bulutlar, halen araştırmalara konu olmaya devam ediyor. 2007’de NASA tarafından atmosferin mezosfer katmanındaki buzları incelemek için uzaya gönderilen AIM uydusu, gece parlayan bulutların yapısıyla ilgili detaylı bilgiler sağlıyor. Bu bulutlar, su moleküllerinin atmosferin mezosfer tabakasındaki toz zerreciklerinin üzerinde yoğunlaşmasıyla oluşuyor. Genellikle -134˚C ila -148˚C sıcaklıklarda oluşan bulutların üzerinde küresel ısınmanın belirgin etkilerini görmek mümkün. Gece parlayan bulutların son yıllarda daha alçak irtifalarda görülmesinin nedeninin atmosferdeki sera gazlarının yoğunluğundaki artış olduğu düşünülüyor. Metan miktarındaki artış bulutların oluştuğu yüksekliklerdeki su buharı miktarını artırırken, karbondioksit mezosfer katmanında ani sıcaklık düşüşlerinin yaşanmasına neden oluyor. Bu etkiler aynı zamanda bulutların oluşma koşullarındaki değişikliklerin de sebebi.

Gece parlayan bulutların ilk kez neden 19. yüzyılda görüldüğü ve neden yaygınlaşmaya devam ettikleri halen bilinmiyor. Ancak bu etkileyici gizemin cevabı uzayın sınırında.

 

 

 

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz Güneş’te meydana gelen değişimlerin Dünya’nın iklimini nasıl etkilediğini anlatıyor.

Gökbilim ve Uzay

2007-2017 yılları arasında on civarında hızlı radyo dalgası patlaması gözlemlenmişti. Batı Avustralya’daki bir grup araştırmacıysa CSIRO Radyo Teleskobu’nu kullanarak sadece son bir yıl içinde yirmi yeni patlama tespit etti.

Gökbilim ve Uzay

Tuz Gölü, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nün (TÜBİTAK UZAY) girişimleriyle uydular için Dünya üzerindeki sekiz kalibrasyon sahasından biri olarak seçilmişti.  Tuz Gölü’ndeki çalışmalar, ulusal ve uluslararası projeler kapsamında 2009 yılından bu yana devam ediyor. 

Gökbilim ve Uzay

Aralarında Sabancı Üniversitesi'nden Dr. Ünal Ertan ve Dr. Şirin Çalışkan’ın da olduğu uluslararası bir araştırma ekibi RX J0806.4-4123 nötron yıldızından yayılan olağandışı bir kızılötesi ışıma tespit etti. Dr. Ünal Ertan ve Dr. Şirin Çalışkan ile bu önemli çalışma üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’ndeki dev gezegenlerin arasında dolaşan çok sayıda büyük gökcismi vardır. Centaur’lar olarak adlandırılan bu gökcisimleri sıklıkla olmasa da zaman zaman Güneş Sistemi’nin içlerine doğru yönelir.

Gökbilim ve Uzay

Columbia Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı ötegezegen keşfetmek için yaptıkları çalışmalar sırasında Kepler-1625b gezegeninin etrafında dolanan bir uydu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Hayabusa 2 uzay aracından ayrılan iki keşif aracının Ryugu asteroidinin yüzeyinden çektiği ilk fotoğraflar Dünya’ya ulaştı.