Skip to content Skip to navigation

Yağmur Bahçeleri: Çevreci Bir Altyapı Sistemi

Dr. Tuba Sarıgül
26/04/2019 - 16:40

Şehirlerin nüfusu her geçen gün artıyor. Şehirlerde yaşayan insanların karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri ise doğa yoksunluğu. Çevremiz çoğunlukla beton binalarla, asfalt yollarla, taş kaldırımlarla çevrili olduğu için yeşil alanlara ve toprağa kolayca ulaşmakta zorluk çekebiliyoruz. Bu durum sadece insanları değil doğal süreçleri de etkiliyor.

Şehirlerde toprak gibi suyu geçirebilen yüzeylerin yerine asfalt ve beton gibi geçirimsiz yüzeylerin yaygınlaşması bu bölgelerdeki su döngüsünü etkiliyor. Çünkü şehirlerde yağmur, kar ve dolu gibi farklı şekillerde yerin yüzeyine ulaşan suyun süzülerek yerin altına ulaşması daha zor. Bu nedenle yağışın yoğun olduğu zamanlarda yağmur suları su basınlarına neden olabiliyor ve yağmur sularına karışan zararlı maddeler nedeniyle tatlı su kaynakları kirlenebiliyor.

 

Yağmur Bahçesi Nedir?

Yağmur bahçeleri; evlerin çatılarından, yollardan ve kaldırımlardan akan yağmur sularının toprak tarafından emilmesine yardımcı olan alanlardır. Yağmur bahçeleri, çevrelerine göre daha alçak yerlere yapıldığından yağmur sırasında su kendiliğinden bu alanlarda toplanır. Yağmur bahçelerine o bölgeye özgü bitkiler, kır çiçekleri, bodur ağaçlar, uzun ömürlü çiçekli bitkiler dikilebilir. Bu alanlarda biriken yağmur suları bitkilerin kök sistemleri tarafından tutulur ve topraktan yavaşça süzülerek yeraltına ulaşır.

Kırsal bölgelerde yağmur suyu şehirleşmiş bölgelere göre daha temizdir. Şehirlerde ise ağır metaller, fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan zararlı maddeler ve hayvansal atıklar yağmur sularının kirlenmesine sebep olur. Yağmur bahçeleri sayesinde hem yağmur sularına karışan kirletici maddeler filtre edilir hem de yağmur sularının atık su sistemine karışması önlenir.

Peki, bir yağmur bahçesi nasıl kurulur?

 

Yağmur Bahçenizin Yeri

Yağmur bahçesini nereye kuracağınız hayli önemlidir. Yağmur bahçesi kurmak için yağmur sularının doğal yollarla toplandığı, çok derin olmayan çukur alanlar seçilmelidir. Bunun için yağmur sırasında suların hangi yöne aktığını takip edebilirsiniz.

Yağmur bahçesini evinizin çok yakınına kurarsanız su evin temeline zarar verebilir. Bu nedenle yağmur bahçeleri evlerden en az üç metre uzakta olmalıdır. Ayrıca altında elektrik, doğal gaz, temiz ve atık su gibi altyapı hizmetlerine ait kabloların ve boruların bulunmadığına emin olmak için ilgili kurumlardan bilgi alabilirsiniz.

 

Yağmur Bahçenizin Büyüklüğü

Yağmur bahçesinin büyüklüğü, o bölgede toplanan yağmur sularının miktarına bağlı olarak belirlenmelidir. Örneğin yağmur bahçesinde toplanacak su evinizin çatısından geliyorsa, bahçenizin büyüklüğü çatınızın toplam alanının yaklaşık %20’si kadar (örneğin çatınızın alanı 100 metrekare ise yağmur bahçenizin alanı 20 metrekare) olmalıdır.

Yağmur bahçesi için kullanacağınız toprağın türü de önemlidir. Toprağın yağmur bahçesine uygun olması için bir saatte en az ∼1 santimetre yüksekliğinde suyu emmesi gerekir. Toprağın yağmur bahçenize uygun olup olmadığını anlamak için basit bir test uygulayabilirsiniz: Yağmur bahçesini kurmak istediğiniz yere konserve kutusu büyüklüğünde bir delik açın ve içini su ile doldurun. Deliğin içindeki suyun tamamı 24 saatten kısa sürede emiliyorsa toprağın uygun olduğu söylenebilir.

Yağmur bahçelerinin derinliği -kurulduğu yerin eğimine bağlı olarak değişmekle birlikte- genellikle 10-20 cm arasındadır. Eğimi %10’dan fazla olan alanlar yağmur bahçesi kurmak için uygun değildir.

 

Yağmur Bahçenizi İnşa Edin

Yağmur bahçenizin büyüklüğünü ve eğimini belirleyin. Daha sonra yağmur bahçenizi uygun derinlikte kazın. Eğer yağmur bahçenizi kurmayı planladığınız alan eğimli ise kazdığınız alandan çıkan toprağın bir kısmını, yağmur bahçenizin yamacın aşağısına bakan kenarında çok yüksek olmayan bir tümsek oluşturmak için kullanabilirsiniz. Bu sayede suyun yeraltına süzülemeden yağmur bahçenizden akıp gitmesini engelleyebilirsiniz.

Yağmur bahçenize dikeceğiniz bitkilerin sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için toprağın sıkışmış halde olmaması önemlidir.

University of Minnesota - Toprağın içinde boşlukların bulunması suyun ve havanın toprağın içinde hareket etmesi için önemlidir. Fazla sıkışık toprakta bitki kökleri ilerlemekte zorlanır.

Toprağı bitkilerin büyümek ve gelişmek için ihtiyaç duyduğu besin maddeleri yönünden zenginleştirmek için toprağa humus, organik gübre gibi eklemeler yapabilirsiniz.

Yağmur bahçesinde yetiştirilmek için uygun olan bitkiler arasından seçtiklerinizi, istediğiniz şekilde bir tasarım oluşturarak toprağa dikin.

Belirli aralıklarla bakımlarını yapmak yağmur bahçenizdeki bitkilerin sağlıklı bir şekilde büyümesine yardımcı olur. İlk birkaç yıl özellikle yaz aylarında yağmur bahçenizdeki bitkilerin kurumaması için sulamanız gerekebilir. Ayrıca yabani otları temizlemek bitkilerinizin daha sağlıklı büyümesine yardımcı olabilir. Diktiğiniz bitkilerin etrafındaki toprağın yüzeyini kuru ot, ağaç kabukları, odun talaşı gibi malzemelerle örtebilirsiniz. Bu sayede yabani otların büyümesini engelleyebilir, yaz aylarında toprağın nemini korumasına yardımcı olabilir ve yağmur bahçenizin daha estetik görünmesini sağlayabilirsiniz.

Tatlı su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yardımcı olan, kuşlara ve böceklere yaşam alanı sağlayan, aşırı yağışlarda erozyonu ve su baskınlarını azaltan yağmur bahçeleri ile çevrenizi güzelleştirirken doğayı korumaya da katkıda bulunabilirsiniz.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvanlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #HayvanDesenleri etiketini eklemeyi unutmayın.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler güneş enerjisini fotosentez süreciyle kimyasal enerjiye dönüştürür. Cambridge Üniversitesinden bir grup araştırmacı güneş enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan sentez gazı üreten yapay bir yaprak mekanizması geliştirdi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Arkeologlar, eski yerleşim bölgeleri ve kalıntılar üzerinde çalışmalar yaparak geçmiş dönemde yaşayan insanların hayat tarzları hakkında bilgi toplar. Bir grup arkeolog bu amaçla ABD’nin Philadelphia şehrinde bir nehir kenarında bulunan, 1850’lerden kalma bir konağın önündeki çamur yığınındaki atıkları inceledi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde çalışan Sahag Voskian ve Alan Hatton, havadaki karbondioksiti yakalamak için yeni bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntemin en önemli özelliği, havadaki karbondioksit derişimi ne kadar düşük olursa olsun başarılı olması.

Ekoloji / Çevre Bilim

İnsanların toprağı ekip biçmeyi öğrenmeleri, yerleşik hayata geçip gelişmiş uygarlıklar kurmalarına imkân sağladı. Bu devrim niteliğinde bir değişimdi. Sonraki yıllarda insanların beslenme ihtiyacını karşılamak için tarımsal verimin artırılması amacıyla farklı yöntemler geliştirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Tırmanma; yürüme, koşma ve sıçrama gibi insanların hareketle ilgili en temel becerileri arasında yer alır. Aslında tırmanma becerisini hayatımızın çoğu alanında kullanırız. Örneğin evlerde ayaklı merdivenlere, parklarda demir çubuklara, bahçede ağaçlara veya spor salonlarında halatlara tırmanırız.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde eylül ayında objektiflerinizi çevrenizdeki tarihî mekânlara odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #TarihîMekânlar etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. 

Ekoloji / Çevre Bilim

Bir grup araştırmacının Science’ta yayımladıkları bir makaleye göre, iklim değişikliğiyle savaşmanın en iyi yolu ağaç dikmek olabilir. Çünkü ağaçlar fotosentez sırasında atmosferdeki karbondioksiti tüketirken oksijen ve besin üretiyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İspanya Castilla-La Mancha Üniversitesinden bir grup araştırmacı iklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın ortalama sıcaklığı arttıkça İber Yarımadası’ndaki ağaç eşek arılarının vücut ve kanat büyüklüklerinin azaldığı belirlendi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Otuzun üzerinde mikrobiyolog yakın zamanlarda Nature Reviews Microbiology’de bir makale yayımladı. Bilim insanları, küresel iklim değişikliği ile ilgili çalışmalarda mikroorganizmaların dikkate alınmamasının büyük bir hata olduğunu söylüyor.