Skip to content Skip to navigation

Yeni Sokak Aydınlatma Teknolojilerinin Tozlaşmaya Etkisi Araştırıldı

Ayşenur Okatan
07/02/2019 - 15:56

Artan şehirleşmeyle birlikte sokak aydınlatma teknolojileri de değişmeye başladı. Günümüzde sodyum buharlı geleneksel sokak aydınlatmaları yerini yavaş yavaş LED lambaların kullanıldığı yeni sokak aydınlatma teknolojilerine bırakıyor. Bu değişimin doğaya etkisi ise araştırmacıların zihninde yeni soru işaretleri oluşturuyor.

Sonuçları Ecosphere dergisinde yayımlanan çalışmada bir grup bilim insanı sokak aydınlatma teknolojilerindeki değişimin bitkilerin çoğalmasını sağlayan tozlaşma olayını nasıl etkilediğini inceledi.

LED lambalardan önce sokak aydınlatılmasında genellikle sarı ışık yayan sodyum buharlı lambalar kullanılırdı.

Gıcıgıcı bitkisi genellikle yol kenarlarında büyüdüğü için yoğun şekilde yapay gece aydınlatmasına maruz kalır. Bu yüzden araştırmada özellikle gıcıgıcı bitkisi kullanıldı. Hem gece boyunca sürekli hem de belirli bir süreliğine LED ve sodyum buharlı lambaların (sodyum iyonu kullanarak ışık yayan lamba) ışığına maruz bırakılan gıcıgıcı bitkisinin tamamen karanlık ortama göre gece tozlaşma oranı incelendi.

Araştırmada kullanılan yabani gıcıgıcı bitkisi hem gündüz hem de gece tozlaşan bitkilerdendir.

Araştırmanın sonuçlarına göre, gece boyunca sürekli ışığa maruz bırakılan gıcıgıcı bitkisi hem karanlıkta kalan hem de belirli bir süre ışığa maruz bırakılan gıcıgıcı bitkisine göre daha yüksek oranda tozlaştı. Bu durumun sebebinin gececil güvelerin lambaların etrafında toplanıp yakınlarındaki bitkilerin tozlaşmasını artırması olduğu düşünülüyor. Araştırmada kullanılan farklı lamba tiplerinin ise tozlaşma oranında herhangi bir fark oluşturmadığı anlaşıldı. Fakat daha önce uyuzdikeni bitkisi kullanılarak yapılan benzer bir çalışmada gece boyunca LED ışığına maruz bırakılan bitkinin tozlaşmasının azaldığı gözlemlenmişti. Bu da gece boyunca sürekli ışığa maruz kalan bazı bitkilerin tozlaşmasının artarken bazılarının tozlaşmasının azalabileceğini gösteriyor.

Daha önce yapılan benzer bir çalışmada da uyuzdikeni bitkisi kullanılmıştı.

Elde edilen sonuçlar yapay gece aydınlatma teknolojilerinin bitki topluluklarında dengesizliğe yol açabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar konu üzerinde farklı çalışmalar yaparak yeni sokak aydınlatma teknolojilerinin doğaya olası zararlarının en aza indirilmesini amaçlıyor.

İlgili İçerikler

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.