Skip to content Skip to navigation

Yiyeceklerimizdeki Tarım İlaçları: Yüksek Verim mi, Sağlık mı?

Melis Savaşan Söğüt
21/12/2018 - 18:25

Dünya nüfusunun 2050’de 10 milyara ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla besin olarak tükettiğimiz tarım ürünlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Artan talebi karşılamanın yollarından biri belli bir alandan daha yüksek miktarda tarım ürünü elde etmek. Tarım ürünlerinin zararlı böceklere, yabani otlara, mantarlara ve hastalıklara karşı korunması amacıyla kullanılan tarım ilaçları  ile tarımsal üretim veriminin artırılması hedefleniyor. Ancak tarım ilaçları zararlı organizmaları ortadan kaldırırken ne yazık ki insanlara, doğal hayata ve çevreye de zarar verebiliyor.

Tarım ilaçlarının (pestisit olarak da isimlendirilir) farklı etki mekanizmaları var. Değme etkili tarım ilaçları, yüzeysel etki sağlayıp dokulara etki etmiyor. Yarı sistemik etki gösteren ilaçlar; ilacın uygulandığı dokularda hareket ediyor, iletim dokularına ve bitkinin diğer kısımlarına taşınmıyor. Sistemik etkili tarım ilaçları ise yaprağa uygulansa dahi köke kadar etki gösteriyor, hava koşullarından etkilenmiyor ve yüksek koruma sağlıyor.

Tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanılması bitkiler üzerinde kimyasal kalıntıya neden oluyor. Ancak tükettiğimiz meyveleri ya da sebzeleri yıkayarak ya da soyarak bu kalıntıların tamamından kurtulmak her zaman mümkün olmuyor. Bu durumda, kullanılan ilacın çeşidine ve etki mekanizmasına bağlı olarak farklı işlemler uygulanarak (örneğin farklı çözeltiler ile yıkama, ozonlama, yüksek basınç) tarım ilacı kalıntısının uzaklaştırılması ya da miktarının azaltılması gerekiyor.

Tarım ilaçlarının pazarlanması ve kullanımı konusunda yapılan düzenlemeler ile bu ilaçların kullanımına dair riskler azaltılmaya çalışılıyor. Ancak “sağlık sınırı” olarak belirlenen sınırlar her zaman yeterli olmuyor. Örneğin kullanılan her bir tarım ilacı tek başına “sağlık sınırı” seviyesinde olsa dahi, bir meyve için birden fazla kimyasal kullanıldığında, bu kimyasal maddelerin kalıntıları bir araya gelerek daha güçlü (sinerjistik) etki gösterebiliyor ve insan sağlığına zarar verebiliyor.

Tarım ilaçları; kullanılan ilacın çeşidine, maruz kalınan süreye ve ne şekilde maruz kalındığına bağlı olarak çeşitli sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Tarım ürünlerindeki tarım ilacı kalıntısının sinir sistemi, solunum sistemi, hormonal denge ve sindirim sistemi gibi yaşamsal faaliyetlerimiz açısından çok önemli sistemlerimizin görevlerinde bozukluklara neden olduğu biliniyor.

Tarım ilacı olarak kullanılan kimyasal maddelerin bazıları vücutta doğrudan parçalanarak atılabilirken bazıları vücutta birikerek kanserojen etki gösterebiliyor. Tarım ilacı kalıntısının vücutta birikmesi, sindirim sistemindeki faydalı bakterilerin ölümüne ve bağışıklık sistemimizin büyük zarar görmesine yol açabiliyor. Tarım ilaçlarının anne sütü örneklerinde dahi tespit edilmesi bu sorunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Çocukluk çağı kanserlerinin ortaya çıkmasında tarım ilaçlarının önemli rolü olduğu biliniyor. Çünkü tüketilen tarım ürünlerinden alınan ilaç kalıntısı miktarı aynı olmasına rağmen çocukların vücut kütleleri yetişkinlerden daha düşüktür. Bu nedenle çocukların tarım ilacı kalıntısına karşı daha hassas olduğu düşünülüyor. Çalışmalar, tarım ilacı kullanımı fazla olan yerlerde yetişen çocuklarda özellikle lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinin tarım ilacı kullanımının daha az olduğu yerlere göre daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Çocukluk çağında maruz kalınan tarım ilaçlarının ileriki yaşlarda prostat ve mesane kanserlerinin ortaya çıkmasındaki etkilerine yönelik yürütülen çalışmalar da var.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Eylemlerimizi yönlendiren iki faktör var: yapmamız gerekenler ve yapmayı istediklerimiz. Yemek yemek, uyumak gibi yapmak zorunda olduğumuz eylemler dışındakileri kendimiz yapmayı tercih ettiğimiz için gerçekleştiriyoruz. Peki, beynimiz buna nasıl karar veriyor?

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, omurgalı hayvanların görme algısında yer alan bir protein kompleksinin üç boyutlu yapısını atom ölçeğinde tespit etti.  Bu sayede spesifik olarak bu etkileşimleri hedef alan ilaçlar geliştirilebilir.

Tıp ve Sağlık

Siz de günlerin kısaldığı, havaların soğuduğu, Güneş’in daha geç doğup daha erken batmaya başladığı bu günlerde kendinizi daha mutsuz, enerjiniz d

Tıp ve Sağlık

İsveç’teki Karolinska Enstitüsünde yapılan bilimsel çalışmalar, insanların çoğunun yaşlandıkça kilo almasının sebebini ortaya çıkardı. Prof. Dr. Peter Arner ve arkadaşlarının Nature Medicine’de yayımladıkları sonuçlara göre yağ hücrelerindeki lipit döngüsü (yağların yakılma ve depolanma hızı) yaşlandıkça yavaşlıyor ve böylece daha kolay kilo alınıyor.

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne bu yıl hücrelerin oksijen seviyesini algılaması ve farklı oksijen seviyelerine uyum sağlaması ile ilgili çalışmaları nedeniyle William G. Kaelin, Peter J. Ratcliffe ve Gregg L. Semenza layık görüldü.

Tıp ve Sağlık

Çürükçül (organik atıkları parçalayan) bir mantar türü olan Candida auris’in insanlarda hastalığa yol açtığı 2009’da belirlendi. Candida auris’in değişen iklim koşulları ile birlikte insanlarda hastalık yapmaya başladığı düşünülüyor.

Tıp ve Sağlık

Türk bilim insanları tarafından geliştirilen metal kompleks bileşiğinin kolon kanseri tedavisinde kanser ilacı olarak kullanılmasına yönelik hücre kültürü ve deney hayvanları test aşamaları başarıyla geçildi. ABD ve Avrupa Birliği patent ofislerinden patenti alınan bileşiğin kanser hastaları ile gerçekleştirilecek testlerinden sonra ilaç olarak üretimine başlanabilir.

Tıp ve Sağlık

Göz tomografisi yöntemi sayesinde gözdeki mikro ölçekteki doku katmanları yüksek çözünürlükle görüntülenebiliyor. Göz hastalıklarının teşhisinde çok sık kullanılan bu yöntem beyin hastalıklarının tespitinde de kullanılabilir.

Tıp ve Sağlık

Güneş ışığının insanlar üzerinde doğrudan katkıları da vardır. Örneğin güneş ışığı vücudumuzda D vitamini üretimini artırır, uykumuzu düzenler ve ruh hâlimizi iyileştirir. Gelin, bu faydaları daha yakından inceleyelim.

Tıp ve Sağlık

Harvard Üniversitesinden David Mooney önderliğinde çalışmalar yapan bir grup araştırmacı, embriyolardan esinlenerek yetişkinlerdeki cilt yaralarını iyileştirmek için bir malzeme geliştirdi.